TÜRKİYE’DE SOSYAL VE EKONOMİK İSTİKRARSIZLIĞIN TEMEL NEDENLERİ (3) Cari açık ile kamu maliyesi arasındaki ilişki Türkiye'nin istikra...
TÜRKİYE’DE
SOSYAL VE EKONOMİK İSTİKRARSIZLIĞIN TEMEL NEDENLERİ (3)
Cari açık
ile kamu maliyesi arasındaki ilişki Türkiye'nin istikrarsızlık sorununu sadece bütçe
üzerinden değerlendirmek de yeterli değildir. Türkiye'nin önemli
yapısal sorunlarından biri dış kaynak ihtiyacıdır. Ülke; enerji, yüksek
teknoloji, ara malı, sermaye malları alanlarında önemli ölçüde dışa bağımlıdır.
Bu durum üretim arttığında ithalatın da artmasına yol açabilir. Dolayısıyla: Büyüme,
ithalat artışı, döviz ihtiyacı, cari açık, dış finansman ihtiyacı mekanizması
ortaya çıkabilir.
TCMB'nin 2026 değerlendirmesinde 12 aylık birikimli
cari açığın Mayıs 2026 itibarıyla 37,3 milyar dolar seviyesine yükseldiği
belirtilmiştir. Buradaki temel sorun şudur: Türkiye ekonomik büyümeyi
yeterince yüksek katma değerli ve döviz kazandırıcı üretime dayandıramadığı
zaman büyümenin finansmanı dış kaynağa daha fazla bağımlı hâle gelir. Bu
nedenle mali açık ile cari açık birbirinden tamamen bağımsız değildir.
İyi
yönetişim ile cari açık arasında da dolaylı ilişki vardır. İyi yönetişim, uzun vadeli sanayi
politikası, enerji
planlaması, tarım
politikası, eğitim
politikası, teknoloji
politikası,ihracat stratejisi alanlarında süreklilik
sağlayabilir. Böylece
ekonomi yalnızca iç tüketimle büyümek yerine üretken kapasiteyi artırarak
büyüyebilir. Örneğin kamu
kaynakları sürekli tüketim desteklerine yönelmek yerine; yüksek teknoloji, enerji bağımsızlığı, yerli
ara malı, nitelikli insan gücü, ihracat
kapasitesi üzerinde yoğunlaştırılırsa cari açığın yapısal nedenleri
zayıflatılabilir. Bu
nedenle iyi yönetişim aslında yalnızca kamu yönetimi reformu değildir. Ekonomik bağımlılığı azaltan bir
kalkınma stratejisidir.
Türkiye'deki
temel problem “kaynak yokluğu” değil, kaynak tahsisidir. Türkiye büyük bir ekonomiye, geniş
bir nüfusa, güçlü bir sanayi altyapısına, önemli bir coğrafi konuma ve ciddi
insan kaynağına sahiptir. Dolayısıyla
mesele yalnızca kaynak yetersizliği değildir. Asıl mesele: Kaynakların
hangi önceliklerle dağıtıldığıdır. Bir
ülke aynı anda; kamu
personeli, sosyal transfer, sağlık, eğitim, savunma, altyapı, deprem dönüşümü, faiz, enerji sübvansiyonu, sosyal yardım gibi çok sayıda alanı finanse etmek
zorundadır. Kaynaklar
sınırlı olduğu için her tercih başka bir tercihin fırsat maliyetidir. Örneğin kamu bütçesinden ilave 100
milyar TL tüketim harcamasına ayrılan kaynak, aynı zamanda 100 milyar TL'lik
başka bir yatırımın yapılmaması anlamına gelebilir. Bu nedenle modern kamu maliyesinin temel sorusu: “Hangi harcama toplumsal refahı en
fazla artırıyor?” olmalıdır.
Sosyal
istikrarsızlık ekonomik istikrarsızlığın sonucu olduğu kadar sebebidir. Ekonomik sorunlar toplumsal yapıyı
etkiler. Özellikle; gençlerin gelecek beklentilerinin
zayıflaması, konut
maliyetlerinin yükselmesi, gelir
dağılımının bozulması, orta
sınıfın satın alma gücünün azalması, emek
gelirlerinin enflasyon karşısında erimesi, eğitim ile istihdam arasındaki kopukluk sosyal istikrarsızlığı artırabilir.
Türkiye'de Haziran 2026 itibarıyla mevsim etkisinden
arındırılmış işsizlik oranı yüzde 7,6 olarak açıklanmıştır; genç nüfusta
işsizlik oranı yüzde 12,8'dir. Ancak burada da sadece işsizlik oranına bakmak
yeterli değildir. İyi iş, ücret düzeyi, iş güvencesi, çalışma süresi ve
gençlerin ekonomik bağımsızlık kazanabilmesi de sosyal istikrar açısından
önemlidir.
Sorunun dört
temel katmanı; Türkiye'nin
ekonomik ve sosyal istikrarsızlığını dört katmanlı bir modelle açıklamak
mümkündür.
Birinci katman: Yönetişim. Kurumsal kapasite, Liyakat, Şeffaflık, Hesap verebilirlik, Hukuk güvenliği, Stratejik planlama, Denetim.
İkinci katman: Kamu maliyesi, Bütçe açığı, Borçlanma, Faiz giderleri, Cari transferler, Personel giderleri, Sosyal güvenlik yükü.
Üçüncü katman: Üretim yapısı Düşük ve orta teknoloji ağırlığı,
İthal ara malı bağımlılığı, Enerji ithalatı, Düşük verimlilik
artışı, Ar-Ge yetersizliği, Katma değer sorunu
Dördüncü katman: Toplumsal yapı, Gelir dağılımı, Konut sorunu,
Genç işsizliği, Orta sınıfın zayıflaması, Eğitim-istihdam
uyumsuzluğu, Gelecek beklentisinin zayıflaması, Bu dört alan
birbirinden bağımsız değildir. Tam tersine birbirlerini sürekli
etkilerler. (devam edecek…)
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR