TOM BARRACK DOKTRİNİ (2) 5. Kürt Dosyasında Paradigma Değişimi; Burada en kritik mesele bulunmaktadır. ABD'nin uzun yıllar boyunca ...
TOM BARRACK
DOKTRİNİ (2)
5. Kürt
Dosyasında Paradigma Değişimi; Burada en kritik mesele bulunmaktadır. ABD'nin uzun yıllar boyunca
özellikle Suriye'de Kürt öncülüğündeki güçlerle kurduğu ortaklık, IŞİD'le
mücadele bağlamında stratejik önem taşıdı. Ancak Suriye'nin yeni döneminde Washington'ın önünde farklı
bir problem ortaya çıktı:
SDF/YPG yapısı ile Türkiye arasındaki çatışma devam
ettiği sürece Türkiye–ABD stratejik ortaklığının tam olarak yeniden kurulması
zorlaşmaktadır.
2026'da SDF'nin çözülmesi ve Suriye devlet kurumları
içerisine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, bu açıdan kritik bir dönüm
noktasıdır. Reuters'a göre Türkiye, SDF'nin dağıtılmasını Suriye'nin birliği
açısından olumlu değerlendirirken, Ankara Suriye'deki güvenlik sorunları
tamamen çözülene kadar askerî varlığını sürdürme konusunda ısrar etmektedir.
Burada ortaya çıkan yeni model şudur: Kürtler
dışlanmıyor; silahlı özerk yapıdan çıkarılarak devlet sistemi içine
yerleştiriliyor. Bu, ABD açısından: Kürtleri kaybetmeden Türkiye'yi kazanma
stratejisi olarak okunabilir.
6.
Barrack'ın Kürt Meselesindeki Çelişkili Görünen İki Mesajı; Barrack'ın açıklamalarında dikkat çekici bir ikilik
bulunmaktadır. Bir taraftan
Washington'ın Kürtlerle ilişkisini açıkça savunmaktadır. Mart 2026'da Rudaw'a verdiği
demeçte ABD'nin Kürtlerle ilişkisinin Irak, Suriye ve İran'daki Kürtleri
kapsayan uzun bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Diğer taraftan Suriye'nin tek
devlet ve tek ordu yapısına dönmesi yönündeki yaklaşım öne çıkmaktadır.
Bu iki tutum aslında birbirine tamamen zıt değildir. Yeni
Amerikan yaklaşımı şu şekilde formüle edilebilir: “Kürtlerle ilişkiyi koru;
fakat Kürt silahlı yapılarını ayrı devlet/ordu modelinden çıkar.” Dolayısıyla
Washington'ın Kürt politikasında olası dönüşüm: Kürt devleti → Kürt siyasi
etkisi Kürt ordusu → devlet ordusu içinde entegrasyon territorial
autonomy → anayasal/siyasi temsil şeklinde gelişebilir. Bu, önceki dönemin
askerî ortaklık modelinden farklıdır.
7. Irak:
Kürt Dosyasının İkinci Ayağı Irak, bu stratejinin ikinci önemli merkezidir.
Washington açısından Irak: İran'a karşı denge, enerji, Körfez bağlantısı, Suriye'ye ulaşım, Kürdistan Bölgesi, güvenlik yapılanmaları açısından kritik önem
taşımaktadır. Barrack'ın hem Irak özel temsilcisi hem Türkiye büyükelçisi
olması, Ankara–Bağdat–Erbil ilişkilerinin ABD açısından aynı stratejik
denklemde değerlendirilmesine imkân vermektedir. Buradaki Amerikan hedefi büyük
ihtimalle: Bağdat'ın egemenliğini korurken Erbil'in ekonomik ve siyasi
kapasitesini tamamen tasfiye etmeyen bir Irak modeli oluşturmak olacaktır. Bu
yaklaşım, ABD'nin Kürdistan Bölgesi'yle ilişkilerini korumasıyla da uyumludur.
Barzani ile yapılan görüşmelerde ABD'nin Irak'ın egemenliği ve Kürdistan
Bölgesi ile ortaklığına vurgu yapılması bu çerçevede önemlidir.
8. İsrail
Dosyası: Türkiye'yi Dengelemek; Barrack modelinin en zor ayağı İsrail'dir. Çünkü
Türkiye ile İsrail'in Suriye vizyonları giderek farklılaşmaktadır. Türkiye: güçlü
ve bütünleşik Suriye isterken, İsrail: kuzey sınırında kendisine tehdit
oluşturmayacak ve askerî kapasitesi kontrol edilebilir bir Suriye istemektedir.
Bu farklılık 2026'da ciddi bir gerilim üretmiştir. İsrail'in Suriye'deki bir
hava üssüne düzenlediği saldırının Türkiye'nin olası askerî konuşlanmasıyla
bağlantılı olduğu iddiaları üzerine Barrack, Türkiye–İsrail–Suriye arasında bir
çatışmasızlık/deconfliction mekanizması oluşturulması gerektiğini
açıkladı.
Daha sonra yaşanan gerilimde Barrack, İsrail'in
saldırı öncesinde ABD'yi bilgilendirmediğini belirtti; İsrail tarafı ise bunun
tersini savundu. Bu gelişme son derece önemlidir. Çünkü Washington artık
sadece: İsrail'in güvenliğini sağlamak değil, İsrail ile Türkiye'nin
Suriye'de birbirleriyle savaşa sürüklenmesini engellemek zorundadır.
9. İran
Faktörü; Barrack
doktrininin görünmeyen fakat temel hedeflerinden biri İran'ın bölgesel
etkisinin sınırlandırılmasıdır. İran'ın geleneksel bölgesel hattı: İran →
Irak → Suriye → Lübnan şeklinde ifade edilebilir. Bu hat zayıflatılırsa
İran'ın: Akdeniz'e ulaşımı, Lübnan'daki
etkisi, Suriye'deki askerî kapasitesi, Irak'taki nüfuzu azalacaktır. Bunun
karşısında ortaya çıkabilecek yeni Amerikan bağlantısı ise: Türkiye → Suriye
→ Irak → Körfez eksenidir. Dolayısıyla bölgesel rekabet sadece askerî
değil, aynı zamanda ulaştırma, enerji ve ticaret koridorları rekabetidir.
10. Enerji
ve Koridorlar; Suriye'nin
yeniden yapılandırılması bu nedenle yalnızca güvenlik meselesi değildir. 2026'da Suriye'nin Türkiye, Irak ve
Körfez'i Akdeniz'e bağlayan bir enerji ve lojistik merkezi olma arayışı dikkat
çekmektedir. Irak ile Suriye arasında enerji taşımacılığı ve Kirkük–Banyas
hattının yeniden değerlendirilmesi gibi gelişmeler bu jeoekonomik boyutu
güçlendirmektedir. Dolayısıyla yeni bölgesel denklem: Güvenlik + Enerji + Ticaret + Ulaştırma + Siyasi istikrarşeklinde
okunmalıdır.
11.
Doktrinin Beşgeni “Tom Barrack
Doktrinini beşgen biçiminde modellemek mümkündür:
İSRAİL
▲
│
│
KÜRTLER
◄── ABD ──► TÜRKİYE
▲ ▲
│ │
│ │
IRAK
◄────────────► SURİYE
ABD bu beş aktörün tamamıyla aynı amaçlara sahip
değildir. Tam tersine, çatışan çıkarları yönetmeye çalışmaktadır. Bu
nedenle doktrinin temel mantığı:
Taraflardan birini mutlak biçimde desteklemek değil,
tarafların birbirlerini dengelemesini sağlayacak bir bölgesel sistem kurmaktır.
(devam edecek…)
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR