TÜRK SOLU SİYASETTE NEDEN BAŞARISIZDIR? (2) Bir vatandaş aynı anda; işçi, Müslüman, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Karadenizli, Akdenizli kad...
TÜRK SOLU
SİYASETTE NEDEN BAŞARISIZDIR? (2)
Bir vatandaş aynı anda; işçi, Müslüman, Türk, Kürt,
Alevi, Sünni, Karadenizli, Akdenizli kadın, erkek, genç, aile babası,
milliyetçi, demokrat, emekçi gibi çok sayıda kimliği taşıyabilir. Bu
kimlikler birbirlerini dışlamak zorunda değildir. Dolayısıyla Türkiye'de seçmen
davranışını yalnızca: “Hangi sınıfa mensupsun?” sorusuyla açıklamak mümkün
değildir. Aynı kişinin ekonomik olarak sol politikaları desteklemesi fakat
kültürel olarak muhafazakâr olması mümkündür. Ya da ekonomik olarak liberal
olup milliyetçi olması mümkündür. Türkiye'deki seçmen davranışı çoğu zaman ekonomik,
kültürel, tarihsel, dinî, millî ve yerel aidiyetlerin bileşkesidir. Türk
solunun bazı dönemlerde bu çok katmanlı toplumsal psikolojiyi yeterince hesaba
katmaması önemli bir dezavantaj yaratmıştır.
Asıl sorun:
Solun “halk” kavramını yeniden düşünememesi; Burada daha derin bir problem vardır. Sol siyaset “halk”
dediğinde çoğu zaman; İşçi- yoksul – ezilen üçlüsünü merkeze almıştır. Oysa
siyasal anlamda halk bundan çok daha geniştir. Halk; işçidir, memurdur,
çiftçidir, esnaftır, öğretmendir, emeklidir, öğrencidir, girişimcidir, ev
kadınıdır, küçük işletme sahibidir, beyaz yakalıdır, muhafazakârdır,
sekülerdir, milliyetçidir, farklı etnik ve kültürel kimliklere sahiptir. Dolayısıyla modern solun hedefi yalnızca “ezilen
sınıfı temsil etmek” değil, toplumun farklı kesimlerini adalet,
özgürlük, refah ve ortak gelecek fikri etrafında birleştirmek olmalıdır.
Türk solunun
tarihsel paradoksu; Türk solunun
önemli bir paradoksu şudur: Toplumu değiştirmek istemiş fakat toplumu
yeterince tanımadan değiştirmeye çalışmıştır. Bunun sonucunda iki farklı sol ortaya çıkabilmiştir:
Aydın solu: Üniversitelerde, sanat çevrelerinde,
entelektüel dünyada güçlüdür.
Halk solu; Mahallede, köyde, fabrikada, esnaf
arasında, aile içinde ve gündelik hayatın içinde güçlü olması gereken soldur.
Türkiye'de birincisi zaman zaman güçlü olmuş; ikincisi ise aynı ölçüde
gelişememiştir. Bu nedenle solun temel sorunu yalnızca “neden oy
alamıyor?” değildir. Asıl soru: “Neden toplumun gündelik
hayatının doğal bir parçası hâline gelemiyor?” olmalıdır.
Beş boyutun
birleştiği yer; Bu beş
boyutu birlikte değerlendirdiğimizde şöyle bir tablo ortaya çıkar:
|
Boyut |
Temel sorun |
Sonuç |
|
Diyalektik |
Toplumsal
değişimi yeterince hızlı okuyamama |
Teori–gerçeklik
kopukluğu |
|
Estetik |
Halkın
semboller ve değer dünyasıyla mesafe |
Kültürel
yabancılaşma |
|
Organizasyon |
Gündelik
toplumsal ağlarda yetersizlik |
Seçim dışı
zayıflık |
|
İletişim |
Halka
yukarıdan konuşma |
Güven ve
aidiyet sorunu |
|
Toplumsal düşünce |
Çok
katmanlı kimlikleri yeterince okuyamama |
Seçmen
davranışını yanlış yorumlama |
Bunların hepsi aslında tek bir temel probleme
bağlanmaktadır:
Temsil sorunu; Sol, toplumun belirli kesimlerini
temsil edebilir; fakat toplumun tamamının geleceğini anlatan bir siyasal
hikâye oluşturamadığında iktidar alternatifi olmakta zorlanır.
Yeni bir
Türk solu nasıl ortaya çıkabilir? Bunun için solun yalnızca ekonomik programını değil, toplumla
kurduğu ilişki biçimini değiştirmesi gerekir. Yeni bir sol; Emek +
adalet + özgürlük + millî egemenlik + sosyal dayanışma + bilim + üretim + çevre
+ aile + kültür + demokrasi unsurlarını birbirinin alternatifi olarak
görmemelidir.
Örneğin: “Milliyetçilik sağın, sosyal adalet solun,
gelenek muhafazakârların, özgürlük liberallerin alanıdır.” şeklindeki
siyasal bölünme aşılmalıdır.
Bunun yerine: “Bu toplumun tamamının ortak refahı,
özgürlüğü, adaleti ve onuru” üzerinden yeni bir siyasal sentez kurulabilir.
Bu noktada Türk solunun ihtiyacı eski ideolojisini
terk etmekten çok, toplumun yeni gerçekliğiyle yeniden diyalektik ilişki
kurmaktır.
Solun başarısızlığı ideallerinden
değil, temsil kapasitesinden kaynaklanıyor
Türk solunun siyasetteki başarısızlığını “sol düşünce
toplumda karşılık bulmuyor” şeklinde açıklamak doğru değildir.
Eşitlik, adalet, emeğin korunması, sosyal devlet,
fırsat eşitliği, bilim, özgürlük ve dayanışma Türkiye toplumunda karşılığı olan değerlerdir.
Sorun daha çok bu değerlerin toplumun kültürel
diliyle, estetik dünyasıyla, gündelik hayatıyla ve tarihsel hafızasıyla
yeterince bütünleştirilememesidir.
Bu nedenle geleceğin başarılı Türk solu; halka
yukarıdan bakan değil halkın içinde yaşayan, toplumu küçümseyen değil
toplumu anlayan, geçmişi reddeden değil geçmişi eleştirel biçimde
yeniden yorumlayan, kimlikleri birbirine düşmanlaştırmayan, ekonomik
adaleti kültürel aidiyetle karşı karşıya getirmeyen, teoriyi hayatın
somut sorunlarına tercüme eden bir siyasal hareket olmak zorundadır. En
kısa ifadeyle: Türk solunun temel problemi “sol olması” değil; sol düşünceyi
Türkiye toplumunun zihinsel, kültürel ve duygusal dünyasıyla buluşturacak bir
siyasal sentez üretememesidir.
Bu sentez kurulabilirse diyalektik düşünce teoriye,
estetik toplumla aidiyete, organizasyon güce, iletişim güvene ve toplumsal
düşünce siyasal temsil kapasitesine dönüşebilir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR