TÜRK SOLU SİYASETTE NEDEN BAŞARISIZDIR? (1) Türk solunun siyasette başarılı olmayışının nedenleri üzerinde; diyalektik, estetik, organiz...
TÜRK SOLU
SİYASETTE NEDEN BAŞARISIZDIR? (1)
Türk solunun
siyasette başarılı olmayışının nedenleri üzerinde; diyalektik, estetik,
organizasyon, halkla iletişim ve toplumsal düşünce örüntüsü ele almadan gerekli
olan durumu anlamak mümkün değildir.
Türk solunun
siyasetteki başarısızlığını yalnızca “seçmen sağa eğilimlidir” veya “sol
bölünmüştür” şeklinde açıklamak yetersiz kalır. Sorun; düşünce üretme
biçimi, toplumla kurulan estetik ve duygusal ilişki, örgütlenme modeli, halkla
iletişim tarzı ve toplumun tarihsel-kültürel düşünce örüntülerini okuyabilme
kapasitesinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Diyalektik
açıdan: Diyalektik
düşüncenin temelinde karşıtlıkları birlikte görebilmek, değişimi takip etmek
ve düşünceyi somut koşullardan hareketle yeniden kurmak vardır.
Türk solunun
önemli sorunlarından biri, belirli dönemlerde hazır ideolojik kalıpları Türkiye
toplumunun değişen gerçekliğinin önüne koymasıdır.
Türkiye toplumu; köylülükten kentliliğe, geleneksel
aileden modern aileye, üretim toplumundan hizmet ve tüketim toplumuna, sınıfsal
aidiyetlerden kimlik aidiyetlerine, yerel çevrelerden küresel iletişim ağlarına
doğru büyük dönüşümler yaşamıştır. Ancak solun bazı kesimleri bu değişimi
yeterince hızlı okuyamamıştır. Örneğin geçmişte işçi sınıfı–sermaye
çelişkisi merkezî açıklama modeli iken günümüz Türkiye'sinde buna; merkez–çevre,
eğitim, kültür, kimlik, laiklik, muhafazakârlık, kentleşme, bölgesel farklılık,
gençlik, kadın, göç, teknoloji ve kuşak farklılıkları gibi yeni çelişkiler
eklenmiştir.
Dolayısıyla sorun, solun sınıf analizinin yanlış
olması değil; sınıf analizini toplumun bütün çelişkilerini açıklayan tek
anahtar hâline getirmesidir. Diyalektik açıdan daha güçlü bir sol; “Toplum
değişti; o hâlde bizim toplum okuma biçimimiz de değişmelidir.” diyebilmelidir.
Türk solunun önemli bir kesiminde ise zaman zaman bunun tersi görülmüştür: “Bizim
teorimiz doğru; toplum teorimize uymuyor.” Bu durum siyasal gerçeklik ile
ideolojik söylem arasındaki mesafeyi büyütmüştür.
Estetik açıdan: Solun topluma
kendisini nasıl gösterdiği; Siyaset yalnızca program ve ekonomi politikası
değildir. Siyaset aynı zamanda estetiktir. Estetik burada yalnızca sanat
anlamında değil; toplumun bir siyasal hareketi nasıl gördüğü, hissettiği ve
hayal ettiği anlamındadır. Bir siyasi hareket; nasıl konuşuyor? Nasıl
giyiniyor? Hangi sembolleri kullanıyor? Hangi müzikleri dinliyor? Hangi
kahramanları öne çıkarıyor? Hangi tarih anlatısını kullanıyor? Halkın gündelik
hayatına nasıl dokunuyor? Sorularıyla da değerlendirilir.
Türk sağının tarihsel başarısının önemli unsurlarından
biri, kendisini çoğu zaman toplumun gelenek, aile, din, vatan, millet,
bayrak ve tarih gibi güçlü sembolleriyle ilişkilendirebilmesidir.
Sol ise uzun dönemler boyunca bu sembollerin önemli
bir bölümünü ya yeterince sahiplenememiş ya da bunları sağ siyasetin alanı
olarak görmüştür. Böylece toplumun zihninde zaman zaman şu yanlış ikilik
oluşmuştur: Sol - modernlik / şehir / entelektüellik Sağ - halk /
gelenek / millet / inanç… Bu algı, solun geniş kitlelerle arasına
psikolojik mesafe koymuştur. Oysa sosyal adalet, emek, dayanışma, özgürlük ve
eşitlik gibi değerler Türkiye'nin millî ve kültürel kodlarıyla zorunlu olarak
çatışmak zorunda değildir.
Tam tersine, sol bunları Anadolu'nun dayanışma
kültürü, imece, adalet, kul hakkı, ahilik, vakıf geleneği ve sosyal dayanışma
gibi tarihsel referanslarla ilişkilendirebilirdi. Bu nedenle Türk solunun
estetik problemi şudur: Toplumun değerlerini dönüştürmeye çalışırken
toplumun değer dünyasına yeterince nüfuz edememiştir.
Organizasyon
açısından: Örgüt var, fakat toplumsal ağ zayıf; Solun siyasal başarısızlığının bir
başka boyutu örgütlenmedir. Türkiye'de sol hareketlerin önemli bir bölümü tarih
boyunca; parti merkezleri, sendikalar, öğrenci örgütleri, aydın çevreleri,
meslek örgütleri üzerinden örgütlenmiştir. Bunlar önemlidir fakat geniş
toplumun bütün dokusunu kapsamak için yeterli değildir.
Muhafazakâr ve sağ siyasal hareketlerin başarısında
ise aile, mahalle, hemşehri ağı, dernek, vakıf, esnaf, cemaat, tarikat, spor
kulübü ve yerel dayanışma ağları gibi yatay ilişkiler önemli rol
oynayabilmiştir. Dolayısıyla mesele yalnızca: “Kaç parti üyen var?”değildir. Asıl
mesele: “Toplumun kaç farklı hücresinde varsın?” sorusudur. Başarılı
siyasal örgütlenme, seçimden seçime çalışan bir makine değil, gündelik
hayatın içinde yaşayan bir toplumsal organizmadır.
Solun önemli bir eksikliği, kimi dönemlerde seçim
dönemlerinde görünürleşen fakat seçim dışında toplumun gündelik sorunlarına
yeterince nüfuz edemeyen örgütlenme anlayışı olmuştur.
Halkla
iletişim açısından: Halka konuşmak ile halkla konuşmak arasındaki fark; Türk solunun en önemli sorunlarından
biri belki de budur. Halka konuşmak başka, halkla konuşmak başkadır. Halka
konuşmak: “Biz size neyin doğru olduğunu anlatacağız.” demektir. Halkla
konuşmak ise: “Sizin ne yaşadığınızı anlayacağız ve birlikte çözüm üreteceğiz.”
demektir.
Solun akademik, teorik ve entelektüel dili güçlü
olabilir. Ancak siyasal başarı için düşüncenin halkın anlayabileceği
gündelik dile çevrilmesi gerekir.
Örneğin; “Kapitalist üretim ilişkilerinin yeniden
yapılandırılması” yerine vatandaşın hayatında: “Çalışıyorsun ama neden ev
alamıyorsun?” sorusuna cevap verilmelidir. “Sınıfsal sömürü” yerine: “Neden
emeğinin karşılığını alamıyorsun?” denilmelidir.
“Kamusal kaynakların yeniden dağıtımı” yerine: “Vergini veriyorsun; devlet
sana karşılığında ne sunuyor?” sorusu sorulmalıdır. Böylece ideoloji hayatın
diline dönüşür.
Solun bazı kesimlerinde ise halkın gündelik kaygıları
yerine entelektüel ve ideolojik tartışmaların öne çıkması, toplumla arasında
iletişim duvarı oluşturmuştur.
Toplumsal
düşünce örüntüsü: Türk toplumunun zihinsel haritasını okuyamamak; Burada en önemli meselelerden biri
ortaya çıkar. Türkiye toplumu yalnızca ekonomik çıkarları üzerinden hareket
eden bir toplum değildir.
Nesim Yalvarıcı (devam edecek…)
YORUMLAR