SÖMÜRGE VALİSİ TOM BARRACK (1) Thomas Joseph Barrack Jr. (d. 28 Nisan 1947), Amerikalı iş adamı ve diplomat . 14 Mayıs 2025'te...
SÖMÜRGE
VALİSİ TOM BARRACK (1)
Thomas Joseph Barrack Jr. (d. 28 Nisan 1947), Amerikalı iş adamı ve diplomat. 14 Mayıs 2025'ten beri Donald Trump hükûmetinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye büyükelçisi olarak görev yapmaktadır. Ayrıca
Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisidir.
Ailesi ve kökeni: Barrack'ın büyükanne ve büyükbabası,
1900'de Zahle'den
Amerika Birleşik Devletleri'ne göç eden Lübnanlı
Hristiyanlardı.
Çocukluğu Culver City'de geçti.
Tom Barrack,
ABD’nin Ankara büyükelçisi olmasına rağmen orta doğuda düzenleyici olarak
"sömürge valisi" gibi davranmaktadır. Bu çerçeveden baktığımızda, Tom
Barrack ve ABD politikaları neyi hedefliyor?
Ancak burada “sömürge valisi” ifadesini
doğrudan nesnel bir tanım olarak değil, Barrack’ın diplomatik davranışlarının
Türkiye’de ve bölgede nasıl algılandığını açıklayan eleştirel bir siyasal
benzetme olarak kullanmak daha doğru olur. Çünkü Tom Barrack aynı anda
ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi ve 2026 itibarıyla Irak
dosyasında da özel temsilci olarak genişleyen bir yetki alanına sahip. Bu durum
onu klasik bir büyükelçiden çok daha geniş bir bölgesel koordinasyon aktörü
haline getiriyor.
Barrack'ın rolü neden dikkat
çekiyor? Barrack'ın
açıklamalarında önemli bir yaklaşım görülüyor: Türkiye, Suriye ve Irak'ın
birbirinden bağımsız dosyalar olarak değil, tek bir stratejik alan olarak ele
alınması. Haziran 2026'da Barrack, bu üç ülkenin Ortadoğu istikrarının
stratejik ekseni olduğunu ve bunları dengelemek için ABD'nin "tek ve
tutarlı" bir temas ve nüfuz mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Bu yaklaşım, klasik diplomatik anlayıştan farklıdır.
Klasik büyükelçi esas olarak Washington–Ankara ilişkilerini yürütür.
Barrack'ın pozisyonu ise giderek Ankara–Şam–Bağdat–Tel Aviv–Washington
hattının yönetilmesine dönüşmektedir.
Dolayısıyla bizim "sömürge valisi" benzetmemiz,
özellikle şu açıdan analitik bir karşılık buluyor: ABD'nin bölgedeki bütün
aktörleri tek tek yönetmek yerine, aralarındaki ilişkileri düzenleyerek
bölgesel sistemi yönetmeye çalışması.
Barrack'ın kendisi de Washington'ın "gerektiğinde
nüfuz kullandığını" açıkça ifade ediyor ve Trump yönetiminin yaklaşımını
"güç ve refah yoluyla barış" ve bölgelerin kendi sorunlarını
kendilerinin çözmesi şeklinde tanımlıyor.
ABD'nin asıl hedefi ne olabilir? Bence burada tek bir hedef aramak
yerine beş katmanlı bir Amerikan stratejisi görmek daha açıklayıcıdır.
1. Ortadoğu'yu doğrudan işgal ederek değil, ilişkileri
düzenleyerek yönetmek
Trump dönemindeki yaklaşım, önceki ABD
politikalarından farklı olarak her soruna büyük miktarda Amerikan askeri
göndermek yerine, bölgesel aktörleri birbirleriyle ilişkilendirerek
Washington'ın hakemlik konumunu korumaya çalışıyor.
Suriye bunun en açık laboratuvarı haline gelmiş
durumda. Barrack, Suriye'yi açıkça yeni diplomasi için bir
"laboratuvar" olarak tanımladı.
Bu nedenle Washington'ın hedefi: "Her yerde
Amerikan askeri bulundurmak" değil, "her önemli aktörün birbirine
bağımlı olduğu bir sistemde son hakem olmak."
2. Türkiye'nin bölgesel gücünü kontrol etmek ama
tamamen karşısına almamak; Burada Barrack'ın Türkiye hakkındaki söylemi oldukça ilginç. Nisan
2026'da Türkiye'yi, güçlü ve merkezi liderliğin istikrar ve bölgesel etki
sağlayabildiğine örnek gösterdi. Aynı konuşmada İsrail'i de bölgedeki istisnai
"demokrasi" olarak nitelendirdi. Bu yaklaşım ABD'nin Türkiye'ye
bakışının basitçe "Türkiye'yi zayıflatmak" olmadığını gösteriyor. Daha
karmaşık bir hedef söz konusu: Türkiye güçlü kalsın; fakat bu güç ABD'nin
kurmaya çalıştığı bölgesel düzenin dışında bağımsız bir jeopolitik merkeze
dönüşmesin.
Bu çok önemli bir ayrımdır. ABD açısından güçlü
Türkiye: Rusya'ya karşı denge, İran'a karşı denge, Avrupa ile Ortadoğu arasında
bağlantı, Karadeniz güvenliği, enerji ve ulaşım koridorları, Suriye'nin yeniden
yapılandırılması bakımından değerlidir.
Fakat aynı Türkiye'nin Suriye, Irak, Kafkasya, Doğu
Akdeniz ve Filistin üzerinde tamamen bağımsız bir bölgesel güç merkezi haline
gelmesi Washington açısından kontrol edilmesi gereken bir gelişme olabilir.
(devam edecek…)
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR