MEKKE ANLAŞMASI NE ANLAMA GELİYOR? (2) Mekke antlaşmasında Türkiye’nin NATO ya üye olması durumu değerlendirildiğinde; NATO açısından Tü...
MEKKE
ANLAŞMASI NE ANLAMA GELİYOR? (2)
Mekke
antlaşmasında Türkiye’nin NATO ya üye olması durumu değerlendirildiğinde; NATO
açısından Türkiye'nin konumu son derece ilginç; Burada çok daha büyük bir jeopolitik
paradoks ortaya çıkıyor. Türkiye: NATO üyesi. Ama aynı zamanda: Türkiye–Suudi
Arabistan–Pakistan üçlü savunma mekanizmasının da parçası. Bu durum
Türkiye'yi iki farklı güvenlik mimarisinin kesişim noktasına getiriyor.
Şöyle düşünün: NATO-Türkiye -Mekke Güvenlik
Üçgeni- Suudi Arabistan - Körfez Pakistan- Hint Okyanusu Bu,
Türkiye'nin jeopolitik değerini ciddi biçimde artırabilir.
ABD bunu
neden tamamen engellemiyor? Çünkü ABD açısından böyle bir yapı bazı açılardan faydalı
bile olabilir. ABD'nin bölgedeki temel problemi: “Bölgesel güvenliği
sonsuza kadar Amerikan askerleriyle sağlayabilir miyim?” sorusudur. Washington
açısından daha ekonomik model: Bölgesel devletler kendi güvenliklerinin daha
büyük kısmını üstlensin, fakat ABD'nin stratejik sisteminden tamamen kopmasın.
Mekke Anlaşması böyle bir modele dönüşürse ABD açısından: daha az askerî yük,
daha fazla bölgesel caydırıcılık anlamına gelebilir. Dolayısıyla anlaşmanın
Washington tarafından desteklenmesi ile ABD karşıtı olması birbirini dışlayan
şeyler değildir.
Fakat
Türkiye açısından daha önemli sonuç İran'dır. İran anlaşmaya şu aşamada doğrudan
düşmanca tepki vermek yerine bunun bölgesel güvenliğe katkı sağlayabileceğini
söyledi. Bu diplomatik yaklaşım önemli. Çünkü üçlü ittifak İran'ı doğrudan
hedef alırsa: Türkiye -Suudi Arabistan - Pakistan ile İran arasında
yeni bir bloklaşma oluşabilir. Bu Türkiye'nin çıkarları bakımından risklidir. Türkiye'nin
İran'la: sınır güvenliği, enerji, ticaret, Irak, Suriye, Kafkasya gibi çok
sayıda ortak dosyası vardır. Bu nedenle Ankara'nın anlaşmayı “İran karşıtı
NATO” haline getirmemeye çalışması mantıklıdır.
Rusya
açısından da önemli Rusya'nın
Ortadoğu'daki etkisi özellikle: Suriye
- Doğu Akdeniz - İran - enerji hattında
önem taşıyor. Ancak
Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrasında ekonomik ve askerî kapasitesinin önemli
kısmını Avrupa cephesine ayırması, Ortadoğu'daki nüfuzunu yeniden düzenlemesini
gerektiriyor. Mekke ekseni: Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan üzerinden Rusya'nın güney kuşağında
yeni bir güvenlik ağı oluşturabilir. Ama
yine aynı noktaya geliyoruz: Bu
Rusya'yı bölgeden çıkarma projesi olarak değil, Rusya ve Çin'in etkisini
de hesaba katan çok kutuplu dengeleme siyaseti olarak okunmalı.
Bence en
doğru jeopolitik model şu; Mekke Anlaşması'nı tek bir amaçla açıklamak yerine 5 katmanlı bir yapı
olarak değerlendirmek daha doğru:
İSLAMİ/SİYASİ KATMAN; Türkiye, Suudi Arabistan,
Pakistan’ın İslam dünyasında siyasi ağırlığını artırmak.
ASKERÎ KATMAN; Karşılıklı savunma ve caydırıcılık
kapasitesini artırmak.
JEOPOLİTİK KATMAN; İran, İsrail, Rusya, Çin ve
Hindistan gibi aktörlerin etkisini dengelemek.
ENERJİ KATMANI; Körfez petrol ve doğalgazının Hürmüz,
Kızıldeniz, Babülmendep ve Hint Okyanusu üzerinden güvenli şekilde taşınmasını
sağlamak.
KÜRESEL SİSTEM KATMANI; ABD'nin bölgedeki etkisini tamamen
ortadan kaldırmadan, bölgesel ülkelerin daha fazla güvenlik sorumluluğu
üstlendiği yeni bir düzen oluşturmak.
“Türkiye–Suudi Arabistan–Pakistan'ın İslam ittifakı
kurması” tek başına
yeterli açıklama değildir. Fakat: “ABD ve NATO'nun Çin ve Rusya'yı bölgeden
çıkarmak ve enerji kaynaklarını doğrudan kontrol etmek amacıyla kurduğu bir
proje” iddiası da mevcut kanıtlarla fazla güçlüdür. Bence daha gerçekçi
formül şudur: Mekke Anlaşması, İslam dünyasının üç önemli askerî ve ekonomik
gücünü bir araya getirerek bölgesel güvenliği bölgeselleştirmeyi amaçlamaktadır.
Aynı zamanda İran, İsrail, Çin, Rusya ve Hindistan gibi aktörler karşısında
stratejik denge kurmaya çalışan ve Körfez–Kızıldeniz–Anadolu–Pakistan
hattındaki enerji ve ticaret güvenliğini güçlendirme potansiyeli taşıyan çok
katmanlı bir güvenlik mimarisidir.
Üstelik ABD/NATO ile Çin/Rusya arasında basit bir “vekâlet
ittifakı” değildir. Türkiye'nin NATO üyeliği, Suudi Arabistan'ın ABD
güvenlik ilişkileri ve Pakistan'ın Çin bağlantısı aynı yapının içinde bulunduğu
için, ortaya çıkan model aslında **“çok kutuplu ama birbirine bağlı güvenlik
mimarisi” dir.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın 2026'da
Mısır–Pakistan–Suudi Arabistan–Türkiye arasındaki R4 mekanizmasını da
sürdürmesi ayrıca önemli. Haziran 2026 Kahire toplantısında dört ülke bölgesel
barış, güvenlik ve istikrar için koordinasyonu güçlendirme konusunda mutabık
kaldı. Bu nedenle Mekke Anlaşması'nı tek başına bir savunma paktından
ziyade, daha geniş bir bölgesel güvenlik mimarisinin askerî ayağı olarak
incelemek daha anlamlıdır.
Nesim Yalvarıcı (devam
edecek…)
YORUMLAR