DOĞU VE GÜNEYDOĞU NUN DEMOGRAFİK KÖKENLERİ 1514 Çaldıran Savaşı sonrasında Osmanlıların Doğu Anadolu'da Safevîlere karşı güvenlik v...
DOĞU VE GÜNEYDOĞU NUN DEMOGRAFİK KÖKENLERİ
1514 Çaldıran Savaşı sonrasında Osmanlıların
Doğu Anadolu'da Safevîlere karşı güvenlik ve hâkimiyet politikası uyguladığı
doğrudur. Ancak burada önemli bir tarihî ayrım yapmak gerekir: “Çaldıran'dan
hemen sonra şu Türkmen aşiretleri Doğu Anadolu'ya getirildi” şeklinde tek ve
kesin bir iskân listesi bulunmamaktadır. Osmanlı'nın politikası; mevcut
Türkmen konar-göçerlerini denetim altına almak, bazı grupları sınır ve
stratejik bölgelere yerleştirmek, Safevî yanlısı grupları takip etmek ve Doğu
Anadolu'daki yerel beylerle ittifak kurmak şeklinde birkaç mekanizmanın
birleşimiydi.
Çaldıran sonrasında öne çıkan
Türkmen toplulukları
|
Türkmen topluluğu / aşiret grubu |
Başlıca tarihî saha |
Çaldıran sonrası durum |
|
Bozulus Türkmenleri |
Diyarbakır–Mardin–Urfa–Erzurum
hattı |
XVI.
yüzyılda Osmanlı hâkimiyetindeki en önemli konar-göçer Türkmen
topluluklarından biri |
|
Dulkadirli Türkmenleri |
Maraş–Elbistan–Malatya–Diyarbakır
hattı |
Çaldıran'ın
hemen ardından değil, Dulkadirli Beyliği'nin 1515'te Osmanlı'ya katılmasından
sonra Osmanlı sistemine daha güçlü biçimde bağlandı |
|
Sarılu/Sarılar |
Diyarbakır,
Musul, Nusaybin ve çevresi |
Bozulus
teşkilatı içinde görülen Türkmen cemaatlerinden |
|
Bayat |
Diyarbakır
ve Güneydoğu Anadolu |
Akkoyunlu-Safevî-Osmanlı
dönemlerinin siyasi mücadelelerinden etkilenen Oğuz topluluklarından |
|
Bayındır |
Diyarbakır
ve çevresi |
Akkoyunlu
mirasının önemli Türkmen unsurlarından; Safevî döneminde de bölgede etkiliydi |
|
Harbendeli |
Diyarbakır
ve çevresi |
XVI.
yüzyılın bölgesel Türkmen toplulukları arasında görülür |
|
İl Aldı/İldeli grupları |
Diyarbakır–Van
çevresi |
Safevî
döneminde bölgesel askerî ve siyasî güç içerisinde yer aldılar; Osmanlı
hâkimiyetinin kurulmasıyla yeni idarî yapıya dahil oldular |
Özellikle Bozulus, Çaldıran sonrası Doğu
Anadolu'nun Türkmen tarihi açısından çok önemlidir. Tufan Gündüz'ün arşiv
çalışmalarına göre Bozulus, Diyarbakır-Erzurum hattında yaylak-kışlak hayatı
sürdüren çok büyük bir Türkmen topluluğuydu. Bununla birlikte Bozulus'un
ortaya çıkışını doğrudan “1514'te Yavuz'un getirdiği aşiretler” şeklinde
açıklamak doğru değildir; XVI. yüzyıl boyunca Osmanlı idarî teşkilatlandırması
içerisinde şekillenmiştir.
Dulkadirli Türkmenleri
Çaldıran'ın hemen sonrasında özellikle Dulkadirli
sahası Osmanlı'nın doğu politikasında önemli hâle geldi. Dulkadirli Beyliği
1515 Turnadağ Savaşı sonrasında Osmanlı hâkimiyetine girdi. Böylece
Maraş-Elbistan-Malatya hattındaki büyük Türkmen nüfusu Osmanlı sistemine dahil
oldu. Bu gelişme, Doğu Anadolu'da Osmanlı'nın Türkmen askerî ve demografik
tabanını güçlendirdi.
Dolayısıyla: Çaldıran 1514 → Safevîlerin Doğu
Anadolu'daki hâkimiyetinin kırılması → Turnadağ 1515 → Dulkadirli
Türkmenlerinin Osmanlı sistemine katılmasışeklinde bir süreçten söz etmek
daha doğrudur.
Bozulus Türkmenleri; Konunun en önemli unsuru Bozulus
Türkmenleridir. Bozulus, tek bir aşiret değil, çok
sayıda Türkmen cemaatini bünyesinde barındıran büyük bir konar-göçer
teşkilatlanmaydı. XVI. yüzyılda özellikle: Diyarbakır, Mardin, Urfa, Musul, Nusaybin, Erzurum, Van çevresi ile bağlantılı yaylak-kışlak sahalarında görülür.
Tufan Gündüz'ün çalışması Bozulus Türkmenlerinin Doğu
ve Güneydoğu Anadolu'daki büyük konar-göçer topluluklardan biri olduğunu ve
özellikle Diyarbakır-Erzurum hattında yaşadıklarını ortaya koymaktadır.
Bu nedenle, Safevî sınırına karşı Osmanlı'nın Doğu
Anadolu'daki Türkmen varlığının en önemli unsurlarından biri Bozulus
teşkilatıydı demek mümkündür.
Sarılar/Sarılu Türkmenleri
Sarılar (Sarılu/Sarular/Sarılı) da Bozulus içerisindeki önemli
Türkmen cemaatlerinden biriydi.
Araştırmalara göre Sarılar, daha eski dönemlerde Musul
ve Halep çevresinde bulunurken XV-XVI. yüzyıllarda Diyarbakır eyaleti
sahasında görülmektedir. Bazı grupları timar sistemi içerisine alınmış,
bazıları ise konar-göçer hayatını devam ettirmiştir.
Dolayısıyla Sarılar için “1514'te getirildiler”
demekten ziyade, Çaldıran sonrasında Osmanlı hâkimiyet alanına giren ve
Osmanlı idarî sistemi içinde yeniden düzenlenen Türkmen topluluklarından biri
demek daha akademiktir.
Safevîlerin Türkmenleri de
kullandığını unutmamak gerekir
Burada çok önemli bir nokta var. Çaldıran'da
Osmanlı'nın karşısında yalnızca İranlı unsurlar yoktu. Safevî devletinin askerî
ve siyasî yapısının temelinde de önemli Türkmen/Kızılbaş aşiretleri
bulunuyordu. Bunlar arasında: Ustaclu, Şamlu, Rumlu,Tekeli,
Avşar,Dulkadirli Varsak gibi Türkmen unsurları
bulunuyordu.
Bu nedenle XVI. yüzyılın başındaki mücadeleyi basitçe “Osmanlı
= Türk, Safevî = İranlı” şeklinde açıklamak tarihî gerçekliği yansıtmaz.
Her iki devletin de bünyesinde çok sayıda Türkmen unsuru vardı. Safevîler
özellikle Anadolu'daki Kızılbaş Türkmenlerden ciddi destek almıştı.
Osmanlı'nın asıl güvenlik modeli; Çaldıran sonrasında Osmanlı'nın Doğu
Anadolu politikası üç unsur üzerine oturdu:
Türkmen konar-göçerlerin kontrolü Türkmen aşiretleri tahrir ve idarî
teşkilat içine alınarak vergi, askerlik ve iskân bakımından denetlendi.
Yerel Sünnî beylerle ittifak; İdris-i Bitlisî'nin aracılığıyla
özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki birçok yerel bey Osmanlı hâkimiyetine
bağlandı. Bu süreçte Osmanlı'nın doğrudan her bölgeye Türkmen yerleştirmesinden
ziyade, mevcut yerel siyasî yapıları Osmanlı sistemine bağlaması da son derece
önemliydi.
Stratejik bölgelerde Türkmen ve askerî unsurların
kullanılması
Diyarbakır, Erzurum, Van, Malatya, Maraş ve sınır bölgeleri Osmanlı-Safevî
rekabetinin askerî ve lojistik merkezleri hâline geldi.
Dolayısıyla sorunuzdaki “Çaldıran sonrası
Safevîlere karşı Doğu Anadolu'ya yerleştirilen Türkmen aşiretleri”
ifadesini tarihî açıdan şöyle düzeltmek daha doğru olur:
Çaldıran (1514) sonrasında Osmanlı'nın Doğu Anadolu'da
Safevîlere karşı uyguladığı siyasette Bozulus, Dulkadirli ve bunlara bağlı
çeşitli Türkmen cemaatleri önemli bir demografik ve askerî unsur oluşturmuştur.
Sarılar/Sarılu gibi cemaatler de bu yapı içerisinde görülmektedir. Ancak bu
toplulukların tamamının 1514 sonrasında bölgeye dışarıdan topluca iskân
edildiğini söylemek doğru değildir; önemli bir kısmı zaten Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'da bulunmakta, Osmanlı hâkimiyeti sonrasında ise tahrir, timar,
konar-göçer teşkilatı ve iskân politikalarıyla yeniden düzenlenmekteydi.
Bu konuda özellikle Bozulus Türkmenleri, Dulkadirli
Türkmenleri, Akkoyunlu Türkmen mirası ve Çaldıran sonrasında
Osmanlı'nın Doğu Anadolu iskân politikası birlikte incelenmelidir. Türk
Tarih Kurumu'nun yayımladığı çalışmalar da Çaldıran sonrasındaki bölgesel
dönüşümün yalnızca bir “aşiret iskânı” meselesi olmadığını, yerel beyler ve
Osmanlı-Safevî rekabetiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
kaynaklar:
Tufan Gündüz, Anadolu'da
Türkmen Aşiretleri: Bozulus Türkmenleri, 1540-1640;
Orhan Kılıç'ın Türk Tarih Kurumu'nda yayımlanan
Çaldıran sonrası Doğu ve Güneydoğu Anadolu çalışması; Selahattin Tansel, Yavuz
Sultan Selim;
Faruk Sümer'in Anadolu ve Safevî Türkmenleri üzerine
çalışmaları.
YORUMLAR