ABD-İRAN-İSRAİL ÇATIŞMASININ STRATEJİK HEDEFLERİ ABD-İran-İsrail gerilimini tek bir hedefe indirgemek güçtür. Uluslararası ilişkiler l...
ABD-İRAN-İSRAİL ÇATIŞMASININ STRATEJİK
HEDEFLERİ
ABD-İran-İsrail
gerilimini tek bir hedefe indirgemek güçtür. Uluslararası ilişkiler
literatüründe büyük güçlerin aynı anda güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji,
nüfuz alanı ve ittifaklar gibi birden fazla amacı birlikte takip ettiği kabul
edilir. Bu nedenle aşağıdaki senaryoların her biri belirli ölçüde
tartışılmaktadır; ancak bunlardan herhangi birinin tek ve kesin amaç olduğunu
söylemek mevcut açık kaynak verileriyle mümkün değildir.
İran'ı Stratejik Olarak Teslim
Almaya Zorlama
ABD ve İsrail açısından İran; nükleer programı, balistik
füze kapasitesi, bölgesel vekil güç ağı (Hizbullah, bazı Iraklı milis gruplar,
Husiler vb.), Körfez'deki enerji yollarına etkisi nedeniyle temel güvenlik
sorunu olarak görülmektedir. Bu nedenle uygulanan strateji çoğu analizde; ekonomik
yaptırımlar, diplomatik baskı, askeri caydırıcılık, İran'ın bölgesel nüfuzunu
sınırlandırma olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede hedef, bazı
yorumculara göre doğrudan rejim değişikliği değil; İran'ın bölgesel
kapasitesini azaltarak müzakere masasında daha tavizkâr bir konuma itilmesidir.
Kürt
Unsurların İran'a Karşı Vekil Güç Haline Getirilmesi İddiası
Bu konu sıklıkla tartışılsa da dikkatli
değerlendirilmelidir. Bilinen gerçekler: ABD; Irak Kürt Bölgesel
Yönetimi ile uzun yıllardır yakın ilişkilere sahiptir. Suriye'de IŞİD'e karşı
mücadelede ağırlıklı olarak SDG ile çalışmıştır. Ancak bundan hareketle ABD'nin Türkiye, Irak,
Suriye ve İran'daki bütün Kürtleri tek bir siyasi proje altında birleştirmeyi
hedeflediği kesin olarak doğrulanmış bir politika olmasa da, İsrail ve Kürt
ittifakı ABD nin politikalarının bu merkezde geliştiğine işaret etmektedir. Bununla
birlikte bazı stratejik analizlerde şu ihtimaller tartışılmaktadır: İran'ın
batı sınırında sürekli baskı oluşturmak, Irak-Suriye hattında kara koridorunu
kontrol etmek, İsrail'in güvenliğini artıracak tampon bölgeler oluşturmak, İran'ın
vekil güçlerine karşı alternatif yerel ortaklar geliştirmek. Bu analizler yorum niteliğindedir ve
devletlerin resmî politikaları olarak sunulamasa da, sahada ki gelişmeler, bunu
teyiteder durumdadır. Silah, mühimmat ve lojistik destek yanında, askeri eğitim
bizzat ABd yetkililerince ifade edilmektedir.
Enerji
Kaynaklarının Kontrolü
Ortadoğu; dünya petrol rezervlerinin önemli bölümünü, büyük
doğal gaz rezervlerini, Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji geçiş noktalarını barındırmaktadır.
Dolayısıyla enerji güvenliği büyük güçlerin temel öncelikleri arasında yer
almaya devam etmektedir. Enerji yalnızca petrol anlamına gelmez. Bugün mücadele;
doğal gaz, LNG, elektrik koridorları, veri kabloları, limanlar, lojistik
merkezleri üzerinde de yoğunlaşmaktadır.
Çin'e Karşı
Yeni Jeopolitik Hat Kurulması
ABD'nin son yıllardaki temel stratejik önceliği birçok
uzmana göre Çin'in küresel yükselişini sınırlandırmaktır. Ortadoğu bu nedenle
önemlidir. Çünkü Çin'in enerji ithalatının önemli kısmı Körfez'den gelmektedir.
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi bölgeden geçmektedir. Körfez limanları Çin
açısından stratejik değerdedir. Dolayısıyla
bölgenin istikrarı kadar ulaşım koridorlarının kontrolü de önem taşımaktadır.
Rusya'nın
Bölgesel Etkisinin Azaltılması Rusya; Suriye'de askerî varlık bulundurmaktadır. İran
ile savunma ve enerji alanlarında iş birliği yapmaktadır. ABD açısından; Rusya'nın Doğu Akdeniz'deki
etkisini sınırlamak, İran-Rusya askerî iş birliğini zayıflatmak önemli hedefler
arasında değerlendirilmektedir.
Tom
Barrack'ın Bölgedeki Rolü
Tom Barrack, iş insanı kimliğinin yanı sıra ABD'nin
diplomatik görevlerinde de yer almıştır. Bazı yorumlarda onun bölgede
"sömürge valisi" gibi hareket ettiği öne sürülse de bu, analitik
değil siyasi bir nitelemedir ve olgusal bir tanım olarak kullanılamaz. Stratejik
açıdan değerlendirildiğinde, Barrack gibi isimlerin rolü şu başlıklarda öne
çıkabilir: ABD'nin bölgesel ortaklarıyla siyasi koordinasyonu artırmak, yatırım
ve yeniden yapılanma süreçlerini teşvik etmek, enerji ve altyapı projelerini
desteklemek, ABD'nin diplomatik etkisini güçlendirmek.
ABD'nin Çin
ve Rusya Karşısında Elde Etmek İstediği Üstünlük
ABD'nin Ortadoğu stratejisinin uzun vadede şu
hedeflere yöneldiği değerlendirilmektedir: Enerji akışının güvenliğini
sürdürmek. Çin'in ekonomik nüfuzunu sınırlamak. Rusya'nın askerî ve siyasi
etkisini azaltmak. İsrail'in güvenliğini güçlendirmek. Körfez ülkelerini ABD
güvenlik mimarisi içinde tutmak. Kritik deniz yollarını kontrol altında
bulundurmak. Bölgesel ortaklar üzerinden maliyetleri azaltan güvenlik düzeni
oluşturmak.
Türkiye Açısından Muhtemel
Sonuçlar
Türkiye açısından gelişmelerin başlıca yansımaları
şunlar olabilir: Irak ve Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik dengelerinin
değişmesi, sınır güvenliği ve düzensiz göç baskısının artması, enerji ve
ticaret koridorlarında yeni rekabet, ABD, Rusya ve Çin arasında denge politikası
yürütme ihtiyacının sürmesi, bölgesel istikrarsızlığın ekonomik ve güvenlik
maliyetleri.
ABD-İran-İsrail eksenindeki gelişmeleri tek bir
hedefle açıklamak yerine, bunları çok katmanlı bir jeostratejik rekabet
çerçevesinde değerlendirmek daha isabetlidir. İran'ın askerî ve siyasi
kapasitesini sınırlandırma, İsrail'in güvenliği, enerji ve ulaştırma
koridorlarının kontrolü ile Çin ve Rusya'nın bölgesel etkisini dengeleme gibi
hedefler birbirini dışlamaz; aksine aynı stratejinin farklı boyutları olarak
görülebilir. Buna karşılık, "esas hedef birleşik bir Kürdistan
kurmak" veya "bölgedeki Kürtleri tek bir vekil güç hâline
getirmek" gibi iddialar kamuoyunda ve bazı analizlerde yer alsa da
bunların ABD'nin ilan edilmiş ve doğrulanmış resmî stratejisi olduğu
söylenemez. Bu tür değerlendirmeler, farklı uzmanların yorumları ve senaryo
analizleri kapsamında ele alınmalıdır.
Bütün bu gelişmeler, küresel güçlerin doğrudan karşı
karşıya gelebileceği bir sürece evirilebilir mi? Belki de, stratejistler bunun
üzerinde kafa yormalıdırlar.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR