Şİİ DEVLET GELENEĞİ VE EMPERYALİZM Şii Müslüman devletlerin ve Şii siyasi hareketlerin emperyalizme karşı tarihsel duruşu, tek tip bir ç...
Şİİ DEVLET GELENEĞİ VE EMPERYALİZM
Şii Müslüman devletlerin ve Şii siyasi hareketlerin
emperyalizme karşı tarihsel duruşu, tek tip bir çizgi izlememiştir. Döneme,
devlete, jeopolitik koşullara ve tehdit algılarına göre farklılaşmıştır. Bu
nedenle konuyu kronolojik ve tarihsel bağlam içinde değerlendirmek daha
isabetlidir.
Şii siyasal düşüncesinde meşru yönetim anlayışı, tarih
boyunca dış müdahalelere karşı bağımsızlığın korunmasına önem vermiştir.
Bununla birlikte Şii devletler de diğer devletler gibi zaman zaman ittifaklar
kurmuş, zaman zaman ise büyük güçlerle mücadele etmişlerdir. Dolayısıyla
"Şii devletler daima emperyalizme karşı durmuşlardır" veya
"emperyal güçlerle birlikte hareket etmişlerdir" şeklindeki genellemeler
tarihsel gerçekliği tam olarak yansıtmaz.
Safevî Devleti (1501–1736) Safevî Devleti Osmanlı Devleti ile
uzun süre rekabet etmiştir. Bu dönemde Avrupa devletleri, Osmanlı'yı dengelemek
amacıyla Safevîlerle diplomatik ilişkiler geliştirmiştir.
Emperyalizm kavramı günümüzdeki anlamıyla henüz
oluşmadığından, Safevîlerin mücadelesi daha çok bölgesel güç dengesi ve
mezhepsel-siyasi rekabet çerçevesinde değerlendirilir. Özellikleri: İran
merkezli bağımsız devlet geleneği oluşturmuştur. Osmanlı ve Özbeklerle mücadele
etmiştir. Avrupa devletleriyle diplomatik temaslar kurmuştur. Modern sömürgeciliğe karşı değil, döneminin
güç siyaseti içinde hareket etmiştir.
Kaçar Hanedanı (1794–1925)
Kaçar Hanedanı döneminde İran, İngiltere ve Rusya'nın
yoğun nüfuz mücadelesine maruz kalmıştır. Bu dönemde: İngiltere Güney İran'da,
Rusya Kuzey İran'da etkisini artırmıştır. 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması ile İran
önemli toprak kayıpları yaşamıştır. Bu dönem Şii İran açısından sömürge
baskısına karşı direnme kadar, büyük güçler karşısında tavizlerin de verildiği
bir dönem olmuştur.
1891 Tütün Protestosu; Şii ulemanın emperyal ekonomik
imtiyazlara karşı ilk büyük toplumsal direnişlerinden biri kabul edilir. İngiliz
şirketine verilen tütün tekeli, din âlimlerinin fetvası üzerine ülke genelinde
boykot edilmiştir.Sonuç: İmtiyaz iptal edilmiştir. Şii din adamlarının
siyasal etkisi artmıştır. Yabancı ekonomik nüfuza karşı önemli bir toplumsal
tepki ortaya çıkmıştır.
1905–1911 İran Meşrutiyet Hareketi Bu süreçte birçok Şii âlim anayasal
yönetimi desteklerken, bazıları ise karşı çıkmıştır. Amaçlardan biri de
yabancı devletlerin İran üzerindeki etkisini sınırlamaktı.
Pehlevî Dönemi (1925–1979) Muhammed Rıza Pehlevi döneminde
İran;ABD ile yakın ilişkiler kurmuştur. İngiltere ile stratejik iş birlikleri
geliştirmiştir. Batı yanlısı modernleşme politikaları izlemiştir.
1953 yılında demokratik yollarla seçilmiş Başbakan
Muhammed Musaddık'ın devrilmesinde ABD ve Birleşik Krallık destekli darbenin
rol oynadığı geniş kabul gören tarihsel bir değerlendirmedir. Bu olay, sonraki
yıllarda İran'daki güçlü anti-emperyalist söylemin şekillenmesinde önemli bir
etken olmuştur.
İran İslam Cumhuriyeti
(1979-günümüz)İran İslam
Cumhuriyeti dış politikasında "ne Doğu ne Batı" sloganını
benimsemiştir.Temel özellikleri:ABD'nin bölgesel politikalarına karşı
çıkmıştır. İsrail'i tanımamaktadır. Batı yaptırımlarına karşı ekonomik
bağımsızlık politikaları geliştirmeye çalışmıştır. Füze ve savunma sanayisini
geliştirmeye önem vermiştir. Bununla
birlikte İran'ın dış politikası yalnızca anti-emperyalist söylemle açıklanamaz;
güvenlik kaygıları, bölgesel nüfuz hedefleri ve ittifak ilişkileri de önemli
rol oynamaktadır.
Lübnan'daki Şii Hareketler Hizbullah, kuruluşundan itibaren
İsrail'in Lübnan'daki askeri varlığına karşı mücadeleyi temel hedeflerinden
biri olarak tanımlamıştır.
Destekçileri bunu işgale karşı direniş olarak
görürken, birçok ülke Hizbullah'ın askeri kanadını veya tamamını terör örgütü
olarak sınıflandırmaktadır. Bu nedenle konu uluslararası alanda tartışmalıdır.
Irak'taki Şii Yönetimleri2003 sonrası Irak'ta Şii ağırlıklı
siyasi partiler iktidarda önemli rol üstlenmiştir. Bu dönemde: ABD işgaline
karşı farklı Şii gruplar farklı tutumlar almıştır. Bazıları ABD ile siyasi
süreçte yer alırken, Bazıları silahlı direniş yürütmüştür. Dolayısıyla tek bir Şii tutumundan söz etmek
mümkün değildir.
Tarihsel
Değerlendirme, Şii siyasi
geleneğinde öne çıkan bazı eğilimler şunlardır: Ulusal egemenlik ve dış müdahaleye karşı duyarlılık. Dini
otoritenin zaman zaman yabancı nüfuza karşı toplumsal mobilizasyon sağlaması.
Güçlü merkezi devlet ve savunma kapasitesine vurgu. Bölgesel güvenlik ve nüfuz
arayışının dış politika üzerinde belirleyici olması. Bununla birlikte tarihsel
örnekler, Şii devletlerin de diğer devletler gibi koşullara bağlı olarak zaman
zaman büyük güçlerle iş birliği yaptığını, zaman zaman ise onlarla çatıştığını
göstermektedir.
Tarihsel veriler, Şii Müslüman devletlerin ve
hareketlerin emperyal güçlerle ilişkilerinin tek boyutlu olmadığını ortaya
koymaktadır. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren İran'da yabancı nüfuza karşı
güçlü toplumsal ve siyasal tepkiler görülmüş; 1979 sonrası İran İslam
Cumhuriyeti ise dış politikasında ABD ve İsrail karşıtı bir söylem
benimsemiştir. Ancak farklı dönemlerde ve farklı ülkelerde Şii aktörlerin
izlediği politikalar, güvenlik ihtiyaçları, iç siyaset ve uluslararası
dengelere göre değişiklik göstermiştir. Bu nedenle tarihsel değerlendirmelerde
genellemeler yerine dönemsel ve bağlamsal analiz yapmak daha sağlıklı bir
yaklaşım olacaktır.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR