Osmanlı devletinin emperyalistlerce parçalanması, 1967 İsrail –Filistin savaşı, Bosna soykırımı, Filistin ABD İsrail savaşı ve İran-AB...
Osmanlı
devletinin emperyalistlerce parçalanması, 1967 İsrail –Filistin savaşı, Bosna
soykırımı, Filistin ABD İsrail savaşı ve İran-ABD İsrail savaşı göstermektedir
ki, Müslümanların ittihadı ve ittifakı yoktur. Bu durumu tespit etmiş olan emperyalist
stratejistler, sırayla Müslüman ülkelere saldırmakta, ekonomik kaynaklarını
kullanmakta ve egemenliklerine müdahale edebilmektedir. İran ve Şii Müslüman
devletleri ayrı tuttuğumuzda, her Sünni Müslüman devlet, adeta emperyalizme
payende (destek- dayanak) olarak diğer Müslüman devletlerin sömürülmesine göz
yummakta ya da, çaresizlik içinde seyretmektedir.
Küresel emperyalizme karşı Sünni Müslüman devletlerin
tarihsel duruşu, tek tip bir çizgide ilerlememiştir. Dönemlere, devletlerin güç
kapasitesine, iç siyasi yapısına ve uluslararası sistemdeki konumuna göre
farklılık göstermiştir. Bu nedenle konuyu kronolojik ve analitik biçimde ele
almak daha isabetli olacaktır.
19.yüzyıldan itibaren Avrupa merkezli
sömürgecilik ve emperyalizm, Asya, Afrika ve Orta Doğu'daki birçok Müslüman
devleti doğrudan veya dolaylı biçimde etkilemiştir. Sünni Müslüman devletlerin
bu sürece verdikleri tepkiler genel olarak dört ana grupta incelenebilir: Askerî
direniş, Diplomatik dengeleme, Reform ve modernleşme Büyük güçlerle iş birliği
veya bağımlılık. Bu yaklaşımlar çoğu zaman aynı devlet içerisinde farklı
dönemlerde birlikte görülmüştür.
Osmanlı
Devleti; Sünni
dünyanın en büyük siyasi gücü olan Osmanlı Devleti, yaklaşık dört yüz yıl
boyunca Avrupa emperyalizminin önündeki en büyük engellerden biri olmuştur.
Temel özellikleri; İslam dünyasının önemli bir bölümünü
siyasi olarak birleştirmiştir. Avrupa'nın sömürgeci yayılmasını uzun süre
sınırlandırmıştır. Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu'nda Portekiz
yayılmasına karşı mücadele etmiştir. Kuzey Afrika'nın büyük bölümünü Avrupa
işgalinden uzun süre korumuştur.
19. yüzyılda Sanayi Devrimi sonrasında Avrupa'nın
askerî ve ekonomik üstünlüğü karşısında Osmanlı; Tanzimat, Islahat, askerî
modernleşme, hukuk reformları ile devletini ayakta tutmaya çalışmıştır. Ancak;
kapitülasyonlar, dış borçlar, ekonomik bağımlılık, milliyetçi isyanlar emperyal
güçlerin etkisini artırmıştır.
Suudi
Arabistan; Suudi
Arabistan'ın tarihsel yaklaşımı daha farklıdır. Kuruluş dönemi 1932
yılında kurulan devlet; İngiltere ile daha sonra ABD ile yakın stratejik
ilişkiler geliştirmiştir. Soğuk Savaş Komünizme karşı Batı blokunun
önemli müttefiklerinden biri olmuştur. Petrol gelirleri sayesinde; ekonomik
bağımsızlığını korurken, güvenlik alanında Batı desteğine dayanmıştır. Bu nedenle Suudi Arabistan'ın emperyalizme
karşı yaklaşımı çoğunlukla "denge siyaseti" şeklinde
değerlendirilmektedir.
Türkiye
Cumhuriyeti; Cumhuriyet'in
kuruluşu doğrudan emperyalizme karşı verilen Millî Mücadele sonucunda
gerçekleşmiştir. Mustafa
Kemal Atatürk liderliğinde; Sevr
Antlaşması reddedilmiş, işgal kuvvetleri mağlup edilmiş, tam bağımsızlık ilkesi
benimsenmiştir. Cumhuriyet'in temel dış politika
ilkeleri; tam bağımsızlık ulusal
egemenlik, ekonomik kalkınma, denge siyaseti olmuştur.1952 yılında NATO
üyeliğiyle Batı güvenlik sistemine katılmış olsa da Türkiye, dönem dönem dış
politikasında daha bağımsız hareket etmeye çalışmıştır.
Pakistan; 1947 yılında bağımsızlığını kazanan
Pakistan; başlangıçta, İngiltere, ABD ile yakın ilişkiler
geliştirmiştir. Ancak; nükleer programı, Hindistan ile
rekabeti, Çin ile stratejik ortaklığı ülkenin
dış politikasını daha bağımsız hale getirmiştir. Bugün Pakistan; ABD,
Çin, Körfez ülkeleri arasında denge siyaseti izlemektedir.
Afganistan; Afganistan, tarih boyunca birçok
büyük güce karşı direnmiştir. Bunlar arasında; İngiliz İmparatorluğu, Sovyetler Birliği, ABD öncülüğündeki
koalisyon güçleri bulunmaktadır. Afganistan'ın direnişi farklı
dönemlerde farklı yönetimler tarafından yürütülmüş olup, ülke aynı zamanda uzun
süre dış müdahalelerin ve iç çatışmaların etkisi altında kalmıştır.
Osmanlı
Sonrası Arap Devletleri
Ürdün; İngiltere ile yakın ilişkiler
geliştirmiştir.
Mısır; Cemal Abdünnasır döneminde
sömürgeciliğe karşı güçlü bir söylem benimsemiş, Süveyş Krizi bunun önemli örneklerinden
biri olmuştur. Daha sonraki
dönemlerde ise Batı ile daha yakın ilişkiler kurulmuştur.
Irak; 20.yüzyıl boyunca farklı yönetimler
altında Batı ile zaman zaman çatışan, zaman zaman iş birliği yapan politikalar
izlemiştir.
Suriye; Nüfusunun çoğunluğu Sünni olmakla
birlikte uzun yıllar Baas yönetimi altında bulunmuş ve Sovyetler Birliği,
ardından Rusya ile yakın ilişkiler geliştirmiştir.
Malezya; ekonomik bağımsızlık, İslam finansı,
teknoloji, sanayileşme üzerinden kalkınmayı hedeflemiştir. Özellikle Mahathir
Mohamad döneminde Batı merkezli ekonomik düzene yönelik eleştiriler dile
getirilmiş ve yerli sanayinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.
Endonezya, Dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna
sahip ülkesi olan Endonezya; bağlantısızlar hareketinde yer almış, sömürgecilik
karşıtı söylemi desteklemiş, zaman zaman Batı ile yakın ekonomik ilişkiler
kurmuştur.
Katar; ABD ile güvenlik ilişkilerini sürdürürken,
diplomatik arabuluculuk faaliyetleri yürütmüş, bölgesel krizlerde farklı
aktörlerle temas kurmuştur.
Birleşik
Arap Emirlikleri; BAE; ekonomik
küreselleşmeye güçlü şekilde entegre olmuş, Batılı ülkelerle güvenlik iş
birlikleri geliştirmiş, bölgesel politikalarında kendi ulusal çıkarlarını ön
planda tutmuştur.
Tarihsel süreç incelendiğinde Sünni Müslüman
devletlerin küresel güçlere karşı tek tip bir politika izlemediği
görülmektedir. Yaklaşımlar şu şekilde özetlenebilir:
|
Yaklaşım |
Örnekler |
|
Askerî
direniş |
Osmanlı
Devleti, Afganistan (çeşitli dönemlerde), Türkiye'nin Millî Mücadelesi |
|
Reform ve
modernleşme |
Osmanlı
(Tanzimat ve sonrası), Türkiye Cumhuriyeti, Malezya |
|
Denge
siyaseti |
Türkiye,
Pakistan, Katar, Suudi Arabistan |
|
Batı ile
yakın ittifak |
Suudi
Arabistan, Ürdün, Körfez monarşilerinin bir kısmı |
|
Bağlantısız
veya çok yönlü dış politika |
Endonezya,
Malezya (çeşitli dönemlerde) |
Sonuç olarak, "küresel emperyalizm" kavramı
farklı akademik ve siyasi çevrelerde farklı şekillerde tanımlanmaktadır.
Tarihsel olarak bakıldığında, Sünni Müslüman devletlerin bu olguya verdikleri
tepkiler; ulusal güvenlik, ekonomik kapasite, bölgesel tehditler ve
uluslararası güç dengeleri gibi faktörlere bağlı olarak değişmiştir. Bazı dönemlerde
askerî direniş ve bağımsızlık mücadelesi öne çıkarken, bazı dönemlerde ise
ittifaklar, denge siyaseti veya ekonomik entegrasyon tercih edilmiştir. Bu
çeşitlilik, Sünni Müslüman devletlerin tek bir ortak dış politika çizgisi
yerine farklı tarihsel ve jeopolitik koşullara göre hareket ettiğini
göstermektedir.
Burada şunu söylemek doğru olur; Müslüman Sünni
devletler, İslam’daki dosta ve düşmana karşı “duruşu” ifade eden “azimet”
meselesini anlayamadıkları için bu gün her biri ayrı ayrı emperyalistlerin
kucağındadırlar.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR