NATO ZİRVESİNDE BÖLÜCÜ KÜRT HAREKETİ BÖLGE GÜVENLİĞİNDE NASIL KONUMLANDIRILACAK? Türkiye'de gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin ...
NATO
ZİRVESİNDE BÖLÜCÜ KÜRT HAREKETİ BÖLGE GÜVENLİĞİNDE NASIL KONUMLANDIRILACAK?
Türkiye'de gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin
gündeminde doğrudan "Kürt meselesi" başlığı yer almasa bile,
terörizm, sınır güvenliği, hibrit tehditler, Suriye'nin geleceği, Irak'ın
istikrarı ve Orta Doğu güvenliği gibi konuların tartışılması kaçınılmazdır. Bu
çerçevede PKK ve onunla bağlantılı olduğu iddia edilen yapılar, NATO'nun güney
kanadındaki güvenlik tartışmalarının önemli unsurlarından biri olarak değerlendirilebilir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Kürtler, Türkiye, Irak,
İran ve Suriye'de yaşayan milyonlarca insanı kapsayan etnik bir topluluktur.
Güvenlik tartışmaları etnik kimlik üzerinden değil, silahlı örgütler, ayrılıkçı
hareketler ve bölgesel istikrar üzerindeki etkiler üzerinden yürütülmektedir.
NATO'nun Terörizm Yaklaşımı; NATO, terörizmi ittifak ülkelerinin
güvenliğine yönelik en önemli asimetrik tehditlerden biri olarak
tanımlamaktadır. İttifakın güncel güvenlik belgelerinde terör örgütleriyle
mücadele, güney kanadının güvenliği ve ortak ülkelerin kapasitesinin
güçlendirilmesi temel öncelikler arasında yer almaktadır.
Bu nedenle Türkiye'nin PKK kaynaklı güvenlik
endişeleri NATO içerisinde tamamen dışlanan bir konu değildir. Geçmiş yıllarda NATO
yönetimi, Türkiye'nin terörizm konusundaki güvenlik kaygılarının dikkate
alınması gerektiğini açık biçimde ifade etmiştir. Ne var ki, BOP kapsamında,
“çekiç güç” marifeti ile PKK’nın bölgede etkinliğini sağlayan politikalar takip
ettiği bilinen bir konudur.
Bölgesel Güvenlik Açısından Temel
Tartışma Alanları: Suriye Denklemi; NATO açısından en karmaşık konu Suriye'dir. Türkiye; PKK
ile bağlantılı olduğunu savunduğu bazı Suriye merkezli silahlı yapıları ulusal
güvenlik tehdidi olarak görmektedir. Sınır hattında fiili özerk yapılanmaların
oluşmasını stratejik risk olarak değerlendirmektedir. Buna karşılık bazı NATO ülkeleri geçmişte
DEAŞ ile mücadele kapsamında Suriye'deki Kürt ağırlıklı silahlı gruplarla iş
birliği yapmıştır. Bu durum NATO içerisinde zaman zaman görüş ayrılıklarına
neden olmuştur.
Irak ve Kuzey Irak Güvenliği; PKK'nın uzun yıllardır Irak'ın
kuzeyindeki dağlık bölgelerde faaliyet göstermesi, Türkiye'nin sınır ötesi
operasyonlarının temel gerekçelerinden biri olmuştur. NATO'nun son
dönemde Irak'ın güvenlik kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmaları, terör
örgütlerinin hareket alanlarının daraltılması hedefiyle ilişkilendirilmektedir.
Bu bağlamda Ankara Zirvesi'nde; Irak'ın toprak
bütünlüğü, Sınır güvenliği, Terör örgütlerinin finansmanı, Silah ve insan
kaçakçılığı gibi başlıkların gündeme gelmesi muhtemeldir.
İran ve PJAK Boyutu; Son dönemde İran'da faaliyet
gösteren ve PKK ile ideolojik bağları bulunduğu belirtilen PJAK'ın faaliyetleri
de bölgesel güvenlik tartışmalarına dahil edilmektedir. Türkiye, İran'ın
istikrarını bozabilecek ayrılıkçı hareketlerin bölgesel çatışmaları
derinleştirebileceği görüşünü savunmaktadır. 2026 yılında Ankara'nın PJAK
faaliyetlerini yakından izlediğini açıklaması bu hassasiyetin göstergesi olarak
değerlendirilebilir.
Silahlı Hareketten Siyasi Sürece
Geçiş Tartışmaları; 2025 yılında
PKK'nın silah bırakma ve örgütsel yapısını sonlandırma yönünde açıklamalar
yapması, bölgesel güvenlik çevrelerinde yeni değerlendirmelere yol açmıştır.
Reuters'ın aktardığı bilgilere göre örgüt silahsızlanma ve geri çekilme yönünde
adımlar attığını duyurmuştur. Eğer bu
süreç kalıcı hale gelirse; Türkiye'nin iç güvenlik yükü azalabilir mi, Irak ve
Suriye'deki çatışma alanları daralabilir mi, NATO'nun güney kanadındaki
güvenlik baskısı hafifleyebilir mi. Ancak
süreç başarısız olursa veya yeni silahlı yapılanmalar ortaya çıkarsa, NATO
açısından güney kanadındaki kırılganlık devam edecektir.
NATO Açısından Muhtemel Yaklaşım, NATO'nun kurumsal yaklaşımı genel
olarak üç ilke üzerine kuruludur. Üye ülkelerin güvenlik kaygılarının dikkate
alınması. Terörizmle mücadelede iş birliği yapılması. Bölgesel istikrarın
korunması.
Bu nedenle NATO Zirvesi'nde herhangi bir etnik
topluluk değil, terörizm, sınır güvenliği, radikalleşme, ayrılıkçı şiddet
hareketleri ve devlet dışı silahlı aktörlerin yarattığı güvenlik riskleri
tartışılacaktır.
Bölgesel güvenlik mimarisi açısından bakıldığında,
Türkiye'de yapılacak NATO Zirvesi'nde PKK ve benzeri silahlı yapılanmaların
doğrudan veya dolaylı biçimde güvenlik gündeminde yer alması beklenebilir. NATO
açısından mesele bir etnik kimlik sorunu değil; terörizm, sınır güvenliği,
devletlerin toprak bütünlüğü ve Orta Doğu'nun istikrarı bağlamında ele
alınmaktadır.
Türkiye ise zirvede, güney kanadının güvenliği ile
terörle mücadele arasında daha güçlü bir ilişki kurulmasını ve müttefiklerinin
bu konudaki hassasiyetlerini dikkate almasını talep edecektir. Buna karşılık
bazı müttefikler, güvenlik politikalarının siyasi çözüm süreçleri ve bölgesel
istikrar hedefleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini savunacaktır. Bu nedenle
zirvenin en önemli tartışma alanlarından biri, terörle mücadele ile bölgesel
siyasi denge arasında kurulacak yeni güvenlik yaklaşımı olacaktır. Kürtlerin
tarih inşasını esas alan ve yoğun olarak siber ortamda durumu canlı tutması,
PKK’ya sıcak bakan müttefiklerin kamuoyu oluşturulması olarak düşünülmektedir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR