Son zamanlarda, vakıflar üzerinden yapılan ve kamuoyunda kamu kaynaklarına dönük iddialar ile ilgili “sui-istimal” sayılabilecek gel...
Son zamanlarda,
vakıflar üzerinden yapılan ve kamuoyunda kamu kaynaklarına dönük iddialar ile
ilgili “sui-istimal” sayılabilecek
gelişmeler, bizi bu konuyu incelemeye sevk etti. Zira bu hususun
incelenebilmesi, takip edilebilmesi için ne hukuki bir zemin ne de onu göze
alabilecek devletin adli mercileri yoktur. Dün; Osmanlı devletinin vakıf
temelli bir devlet olduğu varsayılır ise, vakıfların devletin çöküşünde
etkilerini ortaya koymak belki konuyu anlayabilmemize katkı sağlayacaktır. Bu
gün ise devletimizin geleceğinin karartılı bir sürece sevk edildiğini
görebilmekteyiz. Cemaatler ve vakıfların, devletin işleyişine etki edecek
çalışmalarını ibret ve hayretle seyretmekteyiz.
Osmanlı Devleti’nde vakıflar, yalnızca hayır kurumları
değil; eğitimden sağlığa, altyapıdan sosyal yardıma kadar devletin yükünü
taşıyan büyük bir kurumsal sistemdi. Ancak zamanla bu sistemin bazı yönleri
devletin güç kaybetmesine de katkıda bulundu. Yine de “Osmanlı’yı vakıflar
çökertti” demek tarihsel olarak aşırı indirgemeci olur. Daha doğru ifade şudur:
Vakıf sisteminin bozulması, Osmanlı’nın genel kurumsal çözülmesinin bir parçası
hâline geldi.
Vakıf Sistemi Osmanlı’da Ne İşe
Yarıyordu? Osmanlı’da
vakıflar: Medrese, okul, hastane, imarethane kuruyordu. Yol, köprü, çeşme, han
ve kervansaray inşa ediyordu. Fakirlere yardım ediyordu. Şehir ekonomisini
canlı tutuyordu. Devletin sosyal harcamalarını azaltıyordu. Bu nedenle vakıf sistemi, Osmanlı’nın klasik
döneminde büyük bir medeniyet gücüydü.
Çöküşe Katkı Sağlayan Unsurlar:
Ekonominin Büyük Bölümünün Vakıflaşması; Zamanla çok büyük miktarda toprak ve gelir vakıf
statüsüne geçirildi. Vakıf malları: Vergiden muaftı, Devlet tarafından
doğrudan kullanılamıyordu, Satılamıyor ve parçalanamıyordu. Bu durum uzun
vadede mali esnekliği azalttı. Özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda devlet
savaş finansmanı için gelir ararken, ekonominin önemli bir kısmı “dokunulamaz”
vakıf alanında kalıyordu. Sonuç: Merkezi hazine zayıfladı, Vergi tabanı
daraldı, Devlet borçlanmaya
yöneldi.
Verimsizlik ve Donmuş Sermaye
Sorunu; Bazı
vakıflar zamanla üretken olmaktan çıktı. Örneğin: Geliri düşen
hanlar, İşlevsiz medreseler, Bakımı yapılamayan vakıf arazileri oluştu. Çünkü
vakıf şartları değiştirilemiyordu. Kurucu ne yazdıysa sistem ona bağlı
kalıyordu. Bu da: Ekonomik dinamizmi azalttı, Modernleşmeyi
yavaşlattı, Sermayenin yeniden dolaşımını engelledi.
Liyakat Yerine Aile ve Çevre
Kontrolü; Birçok vakıf
zamanla belirli ailelerin kontrolüne geçti. “Mütevelli” denilen
yöneticilikler: Bazen miras gibi aktarıldı, Ehliyetten çok akrabalığa
dayandı, Gelirlerin şahsi kullanımına dönüştü. Bu durum: Yolsuzluk, Kayırmacılık, Yerel
güç odakları oluşması gibi sorunlar doğurdu.
Eğitim Sisteminin Donuklaşması; Osmanlı medreselerinin büyük kısmı
vakıf gelirleriyle çalışıyordu. Başlangıçta bu sistem çok güçlüydü;
ancak zamanla: Müfredat yenilenemedi, Pozitif bilimler geri kaldı,
Avrupa’daki bilimsel dönüşüm takip edilemedi. Bazı tarihçiler, vakıf-medrese düzeninin
“kurumsal muhafazakârlık” ürettiğini söyler. Bu durum özellikle: Askerî
teknoloji, Mühendislik, Modern hukuk, İktisat düşüncesi alanlarında geri
kalmaya katkı sağladı.
Merkezi Devlet Otoritesinin
Zayıflaması; Vakıflar çok
büyük ekonomik güç hâline gelince bazen devlet dışında yarı özerk alanlar
oluştu. Özellikle taşrada: Yerel eşraf, Tarikatlar, Büyük aileler vakıflar
üzerinden sosyal ve ekonomik nüfuz kurdu. Bu da merkezi devletin taşra
üzerindeki kontrolünü zaman zaman zayıflattı.
Modern Devlete Geçişte Uyumsuzluk;
19.yüzyılda
Avrupa’da: Merkezi bütçe, Modern
banka sistemi, Ulusal eğitim, Profesyonel bürokrasi gelişirken, Osmanlı hâlâ
büyük ölçüde vakıf temelli sosyal yapı ile ilerliyordu. Bu nedenle: Modern
maliye kurulması zorlaştı, Devlet gelirleri parçalı kaldı, Reformlar yavaşladı.
Ancak Vakıfları Tek Başına Suçlamak
Yanlış Olur; Osmanlı’nın
çöküşünde çok daha büyük faktörler vardı: Sanayi Devrimi’ni kaçırması,
Avrupa’nın askerî üstünlüğü, Deniz ticaret yollarının değişmesi, Milliyetçilik
hareketleri, Sürekli savaşlar, Dış borçlar, Teknolojik geri kalmışlık,
Bürokratik yozlaşma. Vakıf
sistemindeki bozulma bunların yanında bir “hızlandırıcı etki” yaptı.
Bazı Tarihçilerin Görüşleri; Bu konuda farklı yaklaşımlar vardır:
Bazı iktisat tarihçileri vakıf sistemini ekonomik donukluk sebebi olarak
görür. Bazıları ise vakıfların sosyal dayanışmayı ayakta tuttuğunu ve devleti
uzun süre taşıdığını savunur. Modern araştırmalar genellikle “ilk dönem
faydalı, son dönem reforma dirençli” şeklinde dengeli bir yaklaşım benimser.
Sonuç; Osmanlı vakıf sistemi: Klasik
dönemde imparatorluğun en güçlü kurumlarından biriydi. Ancak zamanla: ekonomik esnekliği azaltan,
merkezi maliyeyi zayıflatan, modernleşmeyi yavaşlatan, yerel güç ağlarını
besleyen bir yapıya dönüştü.
Dolayısıyla vakıflar, Osmanlı’nın çöküşünün temel
sebebi değil; çözülme sürecinde etkili olan kurumsal unsurlardan biri olarak
değerlendirilebilir.
Benzer uygulamalarla, kamuoyunda adları sıkça gündeme gelen
vakıflar, kamu kaynaklarını ve kamu imkânlarını kullanmaları, devletin müesses
nizamı içindeki yerleri ve etkileri, bağlantı noktaları devletin hafızasında
kayıtlanmalı ve günü geldiğinde faaliyet alanları ve çalışmaları kurumsal
kişilikleri ile bağdaşmayan tüzel kişiliğine muhalif yasadışı müdahaleleri
sorgulanmalıdır. Yoksa gidişat hiç te iyi görünmüyor. Milli bütünlüğün
çözülmesine sebebiyet verebilecek işaretler görünmektedir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR