Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda aşiret yapılarının yeniden görünür hâle gelmesi, yalnızca “geleneksel kültürün geri dönüşü” olarak aç...
Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda aşiret yapılarının
yeniden görünür hâle gelmesi, yalnızca “geleneksel kültürün geri dönüşü” olarak
açıklanamaz. Bu olgu; devlet-toplum ilişkileri, ekonomik dönüşüm, kimlik
siyaseti, güvenlik politikaları, göç, kentleşme ve modernleşmenin yarattığı
kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Aşiretçilik bugün klasik anlamdaki
kapalı kabile düzeninden çok, sosyal dayanışma ağı, siyasal mobilizasyon aracı
ve ekonomik koruma mekanizması olarak yeniden şekillenmektedir.
Aşiret Yapısının Tarihsel Arka Planı;
Aşiret
sistemi Osmanlı döneminde özellikle Kenar (periferik) bölgelerde devletin
doğrudan ulaşamadığı alanlarda bir “ara yönetim modeli” işlevi görmüştür.
Devlet; vergi toplama, güvenlik sağlama ve sınır kontrolü gibi konularda aşiret
liderleriyle iş birliği yapmıştır. Cumhuriyet döneminde ise merkezîleşme
politikaları nedeniyle aşiret yapıları resmî olarak zayıflatılmak istenmiştir.
Ancak: coğrafi şartlar, düşük sanayileşme, eğitim
eşitsizlikleri, güvenlik sorunları, devlet hizmetlerine erişim farklılıkları
gibi nedenlerle aşiret bağları tamamen çözülmemiştir. Bugün yeniden görünür
hâle gelmeleri, aslında modernleşmenin her bölgede eşit ilerlememesinin bir
sonucudur.
Modernleşme ve “Güvenlik Arayışı” ;Sosyolojik açıdan aşiretçilik çoğu
zaman “güvensizlik ortamında ortaya çıkan dayanışma sistemi” olarak
değerlendirilir.
İnsanlar: devlete güven azaldığında, ekonomik
kırılganlık arttığında, hukuk mekanizmalarının yavaş işlediğini düşündüğünde,
iş bulma ve korunma ihtiyacı hissettiğinde akrabalık ağlarına yönelir.
Bu nedenle aşiretçilik bazen modernleşmenin karşıtı
değil, eksik modernleşmenin sonucu olarak görülür. Özellikle; işsizlik, genç
nüfus fazlalığı, kırsal yoksulluk, kent varoşlarında tutunma problemi aşiret
bağlarını yeniden işlevsel hâle getirebilir.
Göç ve Kentleşmenin Paradoksu; 1990’lardan sonra yaşanan yoğun iç
göç, birçok kişinin düşündüğünün aksine aşiret yapısını tamamen dağıtmamıştır.
Tam tersine, büyük şehirlerde hemşehrilik ve akrabalık ağlarını
güçlendirmiştir.
Örneğin: İstanbul, Adana, Mersin, İzmir, Diyarbakır,
Van gibi şehirlerde aşiret bağlantıları: İş bulmada, ticarette, siyasi
örgütlenmede, evlilik ilişkilerinde, seçim mobilizasyonunda önemli rol oynamaya
devam etmektedir. Bu durum sosyolojide “modern kent içinde geleneksel ağların
yeniden üretimi” şeklinde açıklanır. Yani aşiretçilik yalnızca kırsal bir
fenomen değildir; kentleşmiş aşiretçilik de vardır.
Kimlik Siyaseti ve Aşiretçilik; Son yıllarda etnik kimlik
tartışmalarının yoğunlaşması, bazı bölgelerde aşiret aidiyetlerini yeniden
görünür kılmıştır. Bunun birkaç nedeni vardır: Koruma refleksi;
Toplumsal belirsizlik arttığında insanlar daha küçük ve güvenli aidiyet
alanlarına yönelir. Siyasal temsil, Bazı aşiretler yerel siyasette
etkili bir oy organizasyonu hâline gelir. Ekonomik paylaşım; Kamu
kaynakları, ihaleler veya yerel ticaret ilişkilerinde dayanışma ağı oluşabilir.
Toplumsal statü; Aşiret liderliği bazı bölgelerde hâlâ sembolik güç
üretmektedir.
Güvenlik Politikaları ve Aşiret
Yapıları; Doğu ve
güneydoğuda uzun yıllar süren güvenlik merkezli politikalar da aşiret
yapılarını dolaylı biçimde güçlendirmiştir. Bazı dönemlerde, koruculuk
sistemi, yerel güç odaklarıyla iş birlikleri, bölgesel nüfuz ilişkileri
aşiretlerin siyasal ve ekonomik etkisini artırmıştır. Bu durum modern
yurttaşlık anlayışı ile geleneksel bağlılık biçimleri arasında ikili bir yapı
oluşturmuştur. Yani birey hem devlet vatandaşıdır hem de aşiret ağının
parçasıdır.
Genç Kuşaklarda Durum; Yeni kuşakta iki farklı eğilim
görülmektedir, Birinci eğilim: Eğitim, şehirleşme ve dijitalleşmeyle aşiret
aidiyetinin zayıflaması. Özellikle üniversite eğitimi alan gençlerde: bireyselleşme,
mesleki kimlik, sınıfsal aidiyet daha baskın hâle gelebilmektedir. İkinci
eğilim: Ekonomik kriz ve işsizlik nedeniyle yeniden dayanışma ağlarına
yönelme. İş bulmanın zorlaştığı ortamlarda insanlar: akraba çevresi, hemşerilik,
aşiret bağlantıları üzerinden sosyal güvenlik oluşturmaya çalışmaktadır. Bu
nedenle aşiretçilik tamamen geçmişe ait bir yapı değildir; dönüşerek
yaşamaktadır.
Kadın ve Aşiret İlişkisi; Sosyolojik tartışmaların önemli
boyutlarından biri de kadınların konumudur. Aşiret yapılarında: aile
onuru, evlilik ilişkileri, toplumsal kontrol, geleneksel cinsiyet rolleri daha
güçlü biçimde korunabilir. Bu durum bazı bölgelerde, erken evlilik, kadın
üzerinde toplumsal baskı, bireysel özgürlüğün sınırlanması gibi sorunlarla
ilişkilendirilmektedir. Öte yandan bazı araştırmalar, kadınların da
aşiret ağlarını ekonomik ve sosyal dayanışma için kullandığını göstermektedir.
Yani yapı yalnızca baskı üretmez; aynı zamanda sosyal koruma işlevi de
görebilir.
Devlet Açısından Sonuçlar; Aşiretçiliğin güçlenmesi devlet
açısından çift yönlü sonuç doğurur.
Olumlu görülebilecek yönler: sosyal dayanışma, yerel kriz çözümü,
toplumsal aidiyet, informal güvenlik ağı.
Riskli yönler: liyakat yerine aidiyet ilişkileri,
hukuk dışı otorite oluşumu, demokratik birey anlayışının zayıflaması, siyasal
kutuplaşma, feodal bağımlılık ilişkileri. Modern devletler genellikle bireyi
doğrudan yurttaş olarak görmek ister; aşiret yapıları ise aracı bağlılık
mekanizmaları üretir.
Genel Sosyolojik Değerlendirme; Doğu ve güneydoğuda aşiretçiliğin
yeniden gündeme gelmesi; sadece kültürel değil, ekonomik, siyasal, psikolojik,
güvenlik temelli, modernleşme krizleriyle bağlantılı çok katmanlı bir olgudur.
Bu mesele, “geri kalmışlık” gibi basit açıklamalarla değerlendirilemez.
Çünkü modern toplumlarda da kimlik ağları güçlenebilir, ekonomik
güvensizlik geleneksel bağları yeniden canlandırabilir, devletin kapsayıcılığı
azaldığında insanlar mikro aidiyetlere yönelebilir.
Dolayısıyla aşiretçiliğin yeniden görünür olması, bir
yönüyle toplumsal çözülme korkusunun; diğer yönüyle dayanışma ihtiyacının
ifadesidir. Türkiye açısından temel mesele, yerel dayanışma kültürünü korurken
bireysel hukuk, eşit yurttaşlık ve liyakat sistemini güçlendirebilmektir.
Nesim Yalvarıcı
Kaynakça
- Ahmad, Feroz. Modern
Türkiye'nin Oluşumu. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014.
- Beşikçi, İsmail. Doğu
Anadolu'nun Düzeni: Sosyo-Ekonomik ve Etnik Temeller. Ankara: Yurt
Kitap-Yayın, 1992.
- Bourdieu, Pierre. Pratik
Nedenler: Eylem Kuramı Üzerine. İstanbul: Hil Yayınları, 2006.
- Bruinessen, Martin van. Ağa,
Şeyh ve Devlet: Kürdistan'ın Sosyal ve Siyasal Örgütlenmesi. İstanbul:
İletişim Yayınları, 2013.
- Çiçek, Kemal ve diğerleri
(ed.). Türkiye Tarihi ve Toplum Yapısı. Ankara: Türk Tarih Kurumu
Yayınları, 2011.
- Durkheim, Émile. Toplumsal
İşbölümü. İstanbul: Cem Yayınevi, 2006.
- Giddens, Anthony. Modernliğin
Sonuçları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2014.
- Heper, Metin. Türkiye'de
Devlet Geleneği. İstanbul: Doğu Batı Yayınları, 2010.
- İçduygu, Ahmet ve Sirkeci,
İbrahim. Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde Göç Hareketleri. İstanbul:
Bilgi Üniversitesi Yayınları, 1999.
- Karpat, Kemal H. Osmanlı'dan
Günümüze Etnik Yapılanma ve Göçler. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010.
- Keyman, E. Fuat. Türkiye'de
Kimlik, Demokrasi ve Sivil Toplum. İstanbul: Everest Yayınları, 2004.
- Mardin, Şerif. Türkiye'de
Toplum ve Siyaset. İstanbul: İletişim Yayınları, 2012.
- Olson, Robert. Kürt
Milliyetçiliğinin Kaynakları ve Şeyh Said İsyanı. Ankara: Avesta
Yayınları, 2007.
- Ortaylı, İlber. Türkiye
Teşkilat ve İdare Tarihi. Ankara: Cedit Neşriyat, 2018.
- Özbudun, Ergun. Türkiye'de
Sosyal Değişme ve Siyasal Katılım. Ankara: Yetkin Yayınları, 2011.
- Yalman, Galip L. (ed.). Türkiye'de
Devlet, Sınıflar ve Toplumsal Mücadeleler. İstanbul: İletişim
Yayınları, 2015.
- Yavuz, M. Hakan. Modern
Türkiye'de Kürt Kimliğinin Dönüşümü. İstanbul: Kitap Yayınevi, 2012.
- Yeğen, Mesut. Devlet
Söyleminde Kürt Sorunu. İstanbul: İletişim Yayınları, 2009.
- Yıldırım, Kamil. Türkiye'de
Aşiretler ve Sosyal Yapı. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, 2016.
- Ziya Gökalp. Kürt Aşiretleri
Hakkında Sosyolojik Tetkikler. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2009.
YORUMLAR