Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi dönemi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin tek parti dönemini karşılaştırırken çok dikkatli olmak gereki...
Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi dönemi ile
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tek parti dönemini karşılaştırırken çok dikkatli
olmak gerekir. Çünkü iki dönem arasında hem benzerlikler hem de çok büyük
yapısal farklar vardır.
Önce temel çerçeveyi kuralım: CHP Tek Parti Dönemi Nedir? Genellikle
1923–1946 arası dönem kastedilir. Bu dönemde: Türkiye’de fiilen tek parti
yönetimi vardı. CHP devletin kurucu partisi konumundaydı. Muhalefet partileri
ya kısa ömürlü oldu ya da kapatıldı. Cumhurbaşkanı
aynı zamanda CHP’nin “Milli Şefi” idi.
Başlıca liderler: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü… Bu dönem: devlet inşası, laikleşme,
merkeziyetçilik, ulus-devlet oluşturma süreci olarak görülür.
CHP Tek
Parti Döneminin Özellikleri
Gerçek anlamda tek parti sistemi
vardı, Muhalefet
sürdürülebilir değildi. Örneğin: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
kapatıldı.Serbest Cumhuriyet Fırkası kısa sürede sona erdi. Yani seçim vardı
ama rekabetçi çok partili demokrasi yoktu.
Devlet ile parti iç içeydi; Bu dönemde: valiler aynı
zamanda CHP il başkanı olabiliyordu, bürokrasi doğrudan parti-devlet mantığıyla
çalışıyordu. Bu yüzden akademik
olarak “tek parti devleti” tanımı daha net uygulanır.
İdeolojik dönüşüm hedefleniyordu;
CHP: laiklik, Batılılaşma,
ulusal kimlik, merkezi modernleşme ekseninde toplumu dönüştürmeye çalıştı. Bu
nedenle devlet sadece yönetim aygıtı değil, toplumu yeniden şekillendirme
aracıydı.
AKP Dönemi
ile Benzerlikler
Eleştirmenlerin benzer gördüğü noktalar şunlardır: Güç
merkezileşmesi; Her iki dönemde de: güçlü lider kültü, merkezi karar alma,
yürütmenin baskınlığı görülüyor.
Devlet kadrolarında ideolojik yakınlık;
Tek parti
döneminde Kemalist kadrolar, AK Parti döneminde ise muhafazakâr-dindar
kadroların yükseldiği iddia edilir.
Devletin toplumu dönüştürme arzusu; CHP: seküler-modern toplum, AKP ise: muhafazakâr-dindar toplum
idealine daha yakın politikalar geliştirmekle eleştirilir ya da övülür.
En Büyük
Farklar; Burada
kritik farklar vardır.
CHP döneminde fiilen muhalefet yoktu, Bugün ise: çok
partili seçimler sürüyor, muhalefet belediyeler kazanabiliyor, iktidar ciddi oy
kaybı yaşayabiliyor, sosyal medya ve alternatif medya mevcut. Bu
nedenle bugünkü sistem, klasik tek parti sistemiyle birebir aynı değildir.
Uluslararası sistem farklı; 1920–40 arası dünyada: otoriter-modernleşmeci
modeller yaygındı. Bugün ise: küresel
medya, sosyal ağlar, uluslararası ekonomi, seçim gözlemleri, iktidarların
hareket alanını sınırlar.
CHP dönemi “kurucu rejim” dönemiydi,
Erken
Cumhuriyet: savaş sonrası yıkımdan çıkan, yeni devlet kuran, rejim inşa
eden bir yapıydı. AK Parti ise mevcut cumhuriyet sistemi içinde
yükseldi.
İlginç
Paradoks; Türkiye’de
ilginç bir tarihsel paradoks vardır:
|
CHP Tek Parti Dönemi |
AK Parti Dönemi |
|
Devlet
eliyle laikleşme |
Devlet
eliyle muhafazakârlaşma eleştirisi |
|
Bürokratik
elit ağırlığı |
Seçilmiş
siyasal elit ağırlığı |
|
Yukarıdan modernleşme |
Toplum
merkezli muhafazakâr dönüşüm iddiası |
|
Sert
merkeziyetçilik |
Güçlü
yürütme merkezileşmesi |
Bu yüzden bazı siyaset bilimciler şunu söyler: “Türkiye’de
devlet merkezli siyaset geleneği değişmedi; sadece ideolojik merkezi değişti.”
AKP’nin temel
savunusu ne? Adalet ve
Kalkınma Partisi çevresi genellikle şöyle savunur: CHP döneminde halk üzerinde
vesayet vardı, asker–bürokrasi siyaseti
belirliyordu, AKP bunun yerine “milli iradeyi” güçlendirdi. Muhalefet ise: “vesayet tasfiye edilirken yeni
bir merkezileşme oluştuğunu” savunur.
Akademik
bakış açısından; Birçok
siyaset bilimci bugün Türkiye’yi: “tek
parti devletinden” çok, “rekabetçi otoriterlik”, “hibrit rejim”, “çoğunlukçu
demokrasi” kavramlarıyla açıklamayı tercih
ediyor. Çünkü: seçim var, rekabet var, ama eşit güç koşulları tartışmalı. Bu
durum CHP’nin 1930’lar modelinden farklı görülüyor.
Sonuç; CHP tek parti dönemi ile günümüz
arasında bazı benzerlikler olsa da iki dönem tam olarak aynı değildir. CHP dönemi: açık biçimde tek parti rejimiydi. Bugünkü
Türkiye ise: seçimli,
rekabetli, fakat güçlü yürütme ve kurumların tarafsızlığı konusunda yoğun
tartışmaların bulunduğu bir sistem görünümü veriyor. Ancak her iki döneme dair ortak eleştiri şudur: Devletin toplumdan daha baskın hale
gelmesi ve siyasal gücün aşırı merkezileşmesi.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR