24 Nisan; emperyalistlerin Ermenistan üzerinden Türk milletine düşmanlıklarını kustuğu ve Ermenilerin tahrik edilerek, kapı komşularına ...
24 Nisan;
emperyalistlerin Ermenistan üzerinden Türk milletine düşmanlıklarını kustuğu ve
Ermenilerin tahrik edilerek, kapı komşularına saldırtıldığı günü temsil eder. Oysa
Ermeniler, tehcir edilmişliklerini yaşatmak üzere, olayları çarpıtarak dünya kamuoyunu
kendi lehine döndürmeye çalıştıkları gün olarak anmaktadırlar. Uluslararası mahkemelerde
sürecin kovuşturulması talebine yanaşmayan Ermeniler, emperyalistlerin onları
istedikleri zaman kullanabileceği bir oyuncak durumuna getirmektedir. Bu minval üzere olan Ermenilerle Türk
devletinin ilişkilerini irdelemek gerekir.
Günümüzde
Ermenistan’ın Türkiye ile ilişkilerine bakışı tek boyutlu değil; tarih,
güvenlik, ekonomi ve bölgesel dengelerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir
yaklaşım söz konusudur. Bu bakışı daha net görmek için birkaç ana başlıkta
özetleyebiliriz.
Tarihsel hafıza ve sözde “soykırım” meselesi; Ermenistan devleti ve toplumunun önemli bir kısmı için
1915 olayları temel bir referans noktasıdır. Erivan yönetimi bu konunun
uluslararası tanınmasını dış politikanın önemli unsurlarından biri olarak
görür. Türkiye’nin resmi tezini kabul
etmemesi, iki ülke arasında en büyük psikolojik ve diplomatik bariyer olmaya
devam ediyor. Ancak son yıllarda
Ermenistan yönetimi, bu konuyu Türkiye ile doğrudan ilişkilerin ön şartı
haline getirmeme eğilimi de göstermiştir (özellikle pragmatik dış politika
dönemlerinde).
Normalleşme ve sınırların açılması isteği, Özellikle son yıllarda Ermenistan yönetimi, Türkiye
ile ilişkilerin normalleşmesini ekonomik ve jeopolitik bir fırsat olarak
görüyor. Kapalı olan kara sınırının açılması, ticaret ve ulaşım açısından
Ermenistan için kritik. Türkiye üzerinden Avrupa ve Akdeniz’e erişim, ekonomik
izolasyonu azaltabilir. Bu nedenle
Erivan, ön koşulsuz diplomatik ilişki kurulmasını savunma eğiliminde. Bu süreçte özel temsilciler üzerinden
görüşmeler yapılmış ve sınırlı da olsa temaslar artmıştır.
Azerbaycan faktörü ve güvenlik kaygısı; Ermenistan’ın Türkiye’ye bakışını en çok etkileyen
unsurlardan biri, Türkiye’nin Azerbaycan ile olan güçlü ittifakıdır. Dağlık
Karabağ Savaşı sonrası dengeler Ermenistan aleyhine değişti. Türkiye’nin
Azerbaycan’a verdiği destek, Ermenistan’da “Türkiye tarafsız değil” algısını
güçlendirdi. Bu nedenle Ermenistan, Türkiye ile ilişkileri geliştirirken aynı
zamanda güvenlik açısından temkinli davranıyor.
Rusya ve Batı dengesi içinde Türkiye; Ermenistan uzun yıllar güvenlik açısından Rusya’ya
bağımlıydı. Ancak son dönemde; Rusya’ya olan güvenin azalması, Batı ile ilişkilerin artması, Ermenistan’ı
daha çok yönlü bir dış politikaya itiyor. Bu bağlamda Türkiye ile ilişkiler; Batı ile
entegrasyon sürecine katkı sağlayabilecek bir kanal, Aynı zamanda bölgesel izolasyonu kırmanın bir
yolu olarak görülüyor.
İç politika ve toplumun bölünmüş bakışı; Ermenistan içinde Türkiye’ye bakış homojen değil, Daha
milliyetçi kesimler; Türkiye’ye karşı tarihsel güvensizlik ve sert tutum
vardır. Pragmatik kesimler:
Ekonomik fayda ve normalleşme odaklı yaklaşım vardır. Bu da hükümetlerin attığı adımların zaman
zaman iç politikada tartışma yaratmasına neden oluyor.
Stratejik bir Genel değerlendirme yapılması durumunda;
Bugün Ermenistan’ın Türkiye’ye
yaklaşımı şu iki eksen arasında dengeleniyor, Tarihsel adalet ve kimlik
meselesi, Ekonomik çıkar ve jeopolitik gerçekçilik… Kısaca, Ermenistan, Türkiye ile ilişkileri
tamamen koparmak isteyen bir çizgide değil; aksine kontrollü ve temkinli bir
normalleşme arayışında. Ancak bu sürecin hızını belirleyen en kritik faktörler,
Azerbaycan ile ilişkiler ve tarihsel meseleler olmaya devam ediyor.
Nesim
Yalvarıcı
YORUMLAR