Son zamanlarda, "akran zorbalığı" ile başlayan daha sonra silahla okul basarak katliama varan olayların psiko- sosyal ve sosyo...
Son
zamanlarda, "akran zorbalığı" ile başlayan daha sonra silahla okul
basarak katliama varan olayların psiko- sosyal ve sosyo- ekonomik şartların
etkisini bilmek doğru karar almayı gerektirir. Zira fizikte; illiyet prensibi,
yani etki-tepki kanunu” şeklinde işlemektedir.
Son yıllarda birçok ülkede görülen ve genellikle
“akran zorbalığı, dışlanma, öfke birikimi, şiddet” hattında ilerleyen okul
saldırıları, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olaylardır. Bu tür
trajedileri anlamak için hem psiko-sosyal hem de sosyo-ekonomik
faktörlerin birlikte nasıl etkileştiğine bakmak gerekir.
Psiko-sosyal faktörler:
Akran zorbalığı ve dışlanma, Sürekli aşağılanma, alay edilme veya
fiziksel/duygusal zorbalık bireyde değersizlik ve öfke duygusu yaratır. Zorbalığa
maruz kalan gençler zamanla “intikam” fikrine daha açık hale gelebilir. Özellikle
uzun süreli ve sistematik zorbalık, travmatik etki yaratır.
Kimlik krizi ve aidiyet eksikliği; Ergenlik dönemi zaten kimlik
arayışının yoğun olduğu bir süreçtir. Sosyal kabul görmeyen bireyler “topluma karşı
yabancılaşma” yaşayabilir. Bu da “ben vs. onlar” şeklinde tehlikeli bir
zihinsel ayrım doğurabilir.
Ruh sağlığı sorunları; Depresyon, anksiyete, kişilik
bozuklukları gibi durumlar risk faktörüdür. Ancak önemli bir nokta: Her
ruhsal sorunu olan birey şiddete başvurmaz. Risk, destek eksikliği ve sosyal
izolasyonla birleştiğinde artar.
Dijital etkiler ve şiddetin
normalleşmesi; Sosyal medya
ve bazı içerikler, şiddeti görünür ve bazen “meşru” gibi gösterebilir. Fail profillerinde, önceki saldırganlara
yönelik takıntılı ilgi görülebilir (taklit etkisi).
Aile içi ilişkiler; İlgisizlik, ihmal, aşırı baskı ya da
şiddet içeren aile ortamları, çocuğun duygusal düzenleme becerisini zayıflatır.
Sağlıklı iletişim kuramayan birey, öfkesini kontrol etmekte zorlanabilir.
Sosyo-ekonomik faktörler:
Ekonomik eşitsizlik ve fırsat
eksikliği; Yoksulluk,
geleceğe dair umutsuzluk yaratabilir. Eğitim ve sosyal imkânlara erişimdeki
eşitsizlik, bireyin kendini değersiz hissetmesine yol açabilir.
Eğitim sistemindeki yapısal sorunlar; Kalabalık sınıflar, yetersiz
rehberlik hizmetleri,
zorbalığın fark edilmesini ve önlenmesini zorlaştırır. Okullar çoğu zaman “akademik başarıya”
odaklanırken psikolojik ihtiyaçlar ihmal edilebilir.
Silaha erişim kolaylığı (ülkeye göre
değişir); Bazı
toplumlarda silaha erişimin kolay olması, öfke anında geri dönüşü olmayan
sonuçlara yol açar. Bu faktör,
psiko-sosyal sorunların “ölümcül” bir boyuta geçmesini hızlandırır.
Toplumsal yabancılaşma; Göç, kültürel uyumsuzluk veya sosyal
dışlanma,
bireyin kendini toplumdan kopuk
hissetmesine neden olabilir.
Medya ve kültürel atmosfer; Şiddetin sürekli görünür olması, duyarsızlaşma
yaratabilir.
Bazı durumlarda saldırganlar “tanınma” motivasyonu
bile geliştirebilir.
Bu faktörler nasıl birleşiyor?
Bu tür olaylar genellikle tek bir nedenden değil, bir
“risk zinciri” nden doğar. Zorbalık, yalnızlık, ruhsal kırılganlık, destek
eksikliği, (bazı ülkelerde) silaha erişim, öfke birikimi, radikalleşmiş
düşünce, şiddet eylemi ile birleşir. Yani mesele sadece birey değil, aynı
zamanda çevre, sistem ve toplumun birlikte oluşturduğu bir yapıdır.
Önleyici yaklaşım:
Okullarda güçlü psikolojik danışmanlık sistemleri, Zorbalığa
“sıfır tolerans” politikası, Aile–okul iş birliği, Gençlere aidiyet ve anlam
duygusu( Milli ve manevi terbiye) kazandıran sosyal ortamlar, Ruh sağlığı
hizmetlerine erken erişim sağlanmalıdır.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR