İran- Türkiye meselesini, sıcak savaş sürecinde değerlendirilmesi çoğumuz uygun görmemektedir. Bunu, Türk milletinin hassasiyetinin tezahürü...
İran- Türkiye meselesini, sıcak savaş sürecinde değerlendirilmesi çoğumuz uygun görmemektedir. Bunu, Türk milletinin hassasiyetinin tezahürü olarak görebilmekteyiz. Ancak bu meseleyi İran denilen ülke ve molla rejimi anlamak istemiyor. Böyle olunca da, kamuoyuna gerekçelerini izah etme lüzumu vardır.
İran’ın Türkiye’nin “barış süreçlerinde aktif rol almasına” mesafeli durmasının nedeni tek bir başlık değil; jeopolitik rekabet, ideolojik farklılıklar ve bölgesel güç dengeleriyle ilgili çok katmanlı bir durumdur. Bunu sade ama net şekilde ele alalım.
Bölgesel liderlik rekabeti; İran ile Türkiye, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’da “etki alanı” mücadelesi veriyor. Türkiye, diplomasi ve ekonomik ağlarla “arabulucu güç” olmak istiyor. İran ise “direniş ekseni” üzerinden nüfuz kuruyor (Irak, Suriye, Lübnan hattı). Türkiye bir barış sürecinde öne çıkarsa, İran’ın bölgesel ağırlığı gölgelenir.
Farklı stratejik yaklaşımlar; Türkiye ile İran’ın krizlere yaklaşımı temelde farklıdır, Türkiye, daha çok denge politikası, diplomasi, arabuluculuk, İran; asimetrik güç, milis yapılar ve sert güvenlik stratejileri yürütmektedir. Örneğin Suriye iç savaşında: Türkiye muhalif grupları destekledi, İran ise rejimi (Esad) ayakta tuttu. Bu yüzden Türkiye’nin getirdiği “barış modeli”, İran’ın kurduğu dengeyi bozabilir.
Kürt meselesi ve güvenlik hassasiyeti; Hem Türkiye hem İran için kritik olan bir konu,kürt meselesidir. Türkiye; PKK/YPG tehdidi, İran; kendi Kürt bölgelerinde ayrılıkçılık korkusu mevcuttur. Türkiye’nin bölgede kuracağı bir barış düzeni, İran açısından, “Kürtlerin güç kazanması” riskini barındırabilir. Ya da Türkiye’nin güvenlik paradigmasının yayılması anlamına gelebilir. Bu da İran’ı temkinli yapar.
Mezhepsel ve ideolojik fark; İran, Şii eksenli ideolojik yayılım, Türkiye, daha seküler devlet yapısı, Sünni dünyayla bağı mevcuttur. Bu fark, özellikle Irak ve Suriye gibi ülkelerde etkili: Türkiye’nin barış rolü artarsa, İran’ın ideolojik etki alanı daralabilir.
Büyük güç dengeleri (ABD, Rusya faktörü); Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya gibi aktörlerle ilişkiler de önemlidir. Türkiye, NATO üyesi ama çok yönlü politika izliyor. İran, Batı karşıtı blokta yer almaktadır. İran, Türkiye’nin arabuluculuğunu bazen “Batı etkisinin dolaylı uzantısı” olarak görebilir. Ayrıca, Türkiye’nin İsrail ile ticaretini sürdürdüğü kanaati hâkimdir.
Enerji ve ekonomik rekabet; İran enerji ihracatçısı (petrol, doğalgaz); Türkiye enerji koridoru olma hedefinde. Barış süreçlerinde Türkiye güçlenirse, İran’ın enerji ve ticaret üzerindeki stratejik avantajı azalabilir.
Bütün bunlardan bir çıkarım yapar isek; İran’ın Türkiye’nin barış süreçlerindeki rolüne mesafesi aslında şundan kaynaklanır: “Barışa karşı olduğu için değil,
barışı kimin yöneteceği meselesinde rekabet ettiği için.” Zira İran, kendi varlığı için Türkiye’yi bir rakip olarak görmektedir. Biliyoruz ki, İran’da ölen her iki kişiden birisi, Türk’tür. Ve İran’a karşı duyarlılığımız temel esası bundan ibarettir. Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR