Türkiye–ABD–İsrail hattını güvenlik, enerji, jeopolitik rekabet ve bölgesel düzen parametreleri üzerinden üç aşamalı bir stratejik yol harit...
Türkiye–ABD–İsrail hattını güvenlik, enerji, jeopolitik rekabet ve bölgesel düzen parametreleri üzerinden üç aşamalı bir stratejik yol haritası olarak ele almak gerekir. Amaç: çatışma riskini minimize eden, stratejik özerkliği koruyan ve uzun vadeli bölgesel denge üreten bir model tasarlamaktır.
Bu üç aktörün temel öncelikleri nelerdir? Türkiye; Sınır güvenliği ve terörle mücadele, Doğu Akdeniz enerji denkleminde yer alma, Filistin meselesinde normatif pozisyon, NATO içindeki denge siyaseti.
ABD; İsrail’in askeri üstünlüğünü garanti etmek, İran’ı çevrelemek, Çin’in bölgesel nüfuzunu sınırlamak, NATO’nun güney kanadını tahkim etmek
İsrail; İran tehdidini minimize etmek, Gazze ve Batı Şeria’da güvenlik kontrolünü sürdürmek, Doğu Akdeniz enerji ihracatını genişletmek, Bölgesel diplomatik normalleşmeyi artırmak
Kontrollü rekabet mi, kontrollü işbirliği dönemi mi geliştirilmek isteniyor? Bu dönemde üç ülke arasında tam ittifak değil, fonksiyonel iş birliği modeli olasıdır.
Güvenlik Alanı; Suriye sahasında çatışmasızlık koordinasyonu, İran’a karşı istihbarat paylaşımının sınırlı düzeyde sürdürülmesi, NATO çerçevesinde askeri diyalog (North Atlantic Treaty Organization)
Enerji Alanı; Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınma ihtimali (Doğu Akdeniz) İsrail gaz sahaları (Leviathan Gaz Sahası) üzerinden alternatif boru hattı senaryosu.
Kudüs ve Batı Şeria ilhak tartışmaları, Gazze’de geniş çaplı askeri operasyon Bu aşamanın hedefi: Krizleri yönetmek, kopuşu önlemek. Bu düşünce başlı başına kriz olarak görülmektedir.
Güvenlik mimarisi dönemi; bu dönemde iki farklı yol mümkündür: Entegrasyon, Türkiye–İsrail ilişkilerinin normalleşmesi, ABD’nin üçlü güvenlik diyaloğunu kurumsallaştırması, İran’ın bölgesel etkisinin sınırlanması. Bu durumda: Doğu Akdeniz enerji hattı Türkiye merkezli olabilir, Savunma sanayi iş birlikleri yeniden açılabilir
Bloklaşma; Türkiye’nin Avrasya eksenine daha fazla kayması, ABD–İsrail–Yunanistan hattının güçlenmesi, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanı gerilimleri. Bu durumda: Türkiye üçgenin dışında kalabilir.
Gelecekle ilgili jeopolitik denge ye bakıldığında; 2070 perspektifinde üç ihtimal:
Stratejik Üçlü Denge; Türkiye–ABD–İsrail arasında faydacı (pragmatik), güvenlik odaklı ve enerji temelli iş birliği.
Soğuk Mesafe; Diplomatik ilişkiler var, stratejik güven yok. Gerilim siyasetinin sürdürülür olması.
Açık Jeopolitik Ayrışma; Türkiye’nin bağımsız savunma blokuna yönelmesi.
Türkiye için stratejik yol haritasında ilkeler ve anlaşıla bilirlik; Filistin konusunda iki devletli çözüm pozisyonu, Sınır değişmezliği ilkesi.
Faydacı( pragmatik) siyaset ile Enerji ve ticarette İsrail ile kontrollü normalleşme, ABD ile savunma teknolojisi diyaloğunun kurulması.
Çok katmanlı diploması geliştirilmesi, Arap ülkeleriyle eş zamanlı koordinasyon, İran ile kontrollü denge siyasetinin geliştirilmesi.
Elbette “kırmızıçizgiler” olacaktır; Batı Şeria ilhakı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz dışlanması, Suriye kuzeyinde kalıcı statü değişimi kırmızıçizgi olacaktır.
Stratejik sonuç nasıl olur? Türkiye–ABD–İsrail üçgeni sıfır toplamlı değildir. Ancak şu denklem kritiktir; Türkiye dışlandıkça Doğu Akdeniz istikrarsızlaşır. Türkiye dâhil edildikçe enerji ve güvenlik dengesi kurumsallaşır. Gerçek belirleyici unsur ise: İran faktörü, Çin’in bölgesel nüfuzu, Avrupa’nın enerji bağımlılığıdır.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR