İran–İsrail arasında geniş çaplı bir savaşın ortaya çıkması, doğrudan Türkiye–PKK çatışması anlamına gelmez; ancak bölgesel güç dengeler...
İran–İsrail arasında geniş çaplı bir savaşın ortaya
çıkması, doğrudan Türkiye–PKK çatışması anlamına gelmez; ancak bölgesel güç
dengelerini değiştirerek PKK’nın Türkiye içindeki stratejisinde bazı taktik
ve örgütsel değişimlere yol açabilir. Bu değişimlerin temel nedeni, savaş
ortamının genellikle devletlerin dikkatini ve kaynaklarını başka cephelere
yöneltmesi ve bölgede güç boşlukları oluşturmasıdır.
Konuyu muhtemel stratejik değişim başlıkları ile
değerlendirdiğimizde; “Düşük
yoğunluklu savaş” stratejisinin güçlenmesi; PKK geçmişte büyük çatışmalar
yerine düşük yoğunluklu, uzun süreli yıpratma stratejisi uygulamıştır.
Olası savaş ortamında örgüt: Küçük hücre tipi saldırılar, Sabotaj
ve pusular, Sınır hattında hareketlilik gibi yöntemleri
artırabilir. Amaç: Türkiye’nin güvenlik kapasitesini uzun
süreli olarak meşgul etmek, Büyük çatışmalar yerine sürekli düşük
yoğunluklu baskı kurmaktır.
Sınır ötesi alanların daha yoğun
kullanılması, olasılığı vardır.PKK’nın ana lojistik alanları Türkiye dışında
bulunmaktadır. Özellikle, Irak kuzeyindeki Kandil hattı, İran sınır bölgeleri, Suriye
kuzeyi, Bu alanlarda İran bağlantılı yapı olan PJAK ile örgütsel yakınlık
bulunur. Bölgesel savaş durumunda: İran’ın dikkatinin başka cephelere kayması, Irak
ve Suriye’deki kontrol boşlukları, PKK’nın bu alanları daha yoğun
kullanmasına yol açabilir.
Türkiye içinde “şehir
yapılanması”nın yeniden denenmesi; Geçmişte 2015–2016 döneminde PKK şehir merkezlerinde
silahlı yapılanma denemesi yapmıştı. Yeni bir bölgesel kriz ortamında
örgüt: doğrudan şehir savaşına girmekten çok, propaganda, örgütlenme
ve toplumsal mobilizasyonu artırmaya çalışabilir. Bu strateji: gençlik
yapılanmaları, siyasi propaganda, sosyal medya ve uluslararası
kamuoyu çalışmaları üzerinden yürütülebilir.
Uluslararası meşruiyet arayışının
artması; Bölgesel
savaşlar, silahlı hareketlerin uluslararası destek aramasını
hızlandırır. PKK’nın Suriye bağlantılı yapıları olan: SDG, Halk
Savunma Birlikleri, özellikle Batı ülkeleriyle ilişkiler üzerinden siyasi
meşruiyet arayışını artırabilir. Bu durum Türkiye açısından: diplomatik
gerilim, güvenlik tartışmaları yaratabilir.
İran faktörüne bağlı stratejik
temkin; İran–İsrail
savaşında PKK’nın doğrudan İran’a karşı pozisyon alması çok düşük ihtimaldir.
Çünkü: İran içinde PKK’ya yakın yapı olan PJAK bulunmaktadır. İran’ın
örgüt üzerinde baskı kapasitesi vardır. PKK İran ile tamamen çatışmayı
stratejik olarak riskli görür. Bu nedenle örgüt muhtemelen: İran’a
karşı açık cephe almadan, Türkiye’ye odaklanan bir strateji izler.
Olaya genel bir çerçeve ile bakarsak, Böyle bir savaş senaryosunda, PKK’nın Türkiye
içindeki stratejisinde üç temel eğilim ortaya çıkabilir. Düşük yoğunluklu
saldırıların artırılması, Sınır ötesi alanların daha yoğun kullanılması,
Uluslararası meşruiyet ve propaganda faaliyetlerinin genişletilmesi, Ancak önemli bir nokta şudur; Bölgesel
savaşlar bazen örgütlere fırsat yaratırken bazen de devletlerin güvenlik
reflekslerini güçlendirdiği için örgütlerin hareket alanını daraltabilir.
Bu nedenle sonuç tamamen savaşın kapsamına ve Türkiye’nin güvenlik
politikalarına bağlıdır.
Nesim
Yalvarıcı
YORUMLAR