Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihte en büyük siyasi problem olarak, “Kürt siyasal hareketi” olarak görülmektedir. Dış destekli olmaktan iç...
Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihte en büyük siyasi
problem olarak, “Kürt siyasal hareketi” olarak görülmektedir. Dış destekli
olmaktan iç desteğe evirilmeye giderken, mesele, çok hassas ve cesurca ortaya konulmalıdır.
Öncelikle ve ivedilikle, Kürtleri ve Kürt siyasal hareketini “Kürt
olmayanların” kontrolünden çıkarmak için tarihi, kültürel ve etnografik
çalışmalarla meseleyi doğru bir zemine taşımalıdır. Küresel güçlerin
kontrolünde “ihdas edilmiş Kürt tarihi”, doğruya ulaşmamızı engellemektedir. Bu
hususta belirlenecek bütün siyasetler, Türk devletinin aleyhine sonuç verir.
Görüldüğü üzere, Kürt siyasal hareketi ile ilgili, Ankara’nın
açık hedefleri: Ayrı bir Kürt
siyasal/askerî yapı olmasın, Uluslararası aktörlerin Kürt kartı kullanılamasın,
Kürt meselesi iç güvenlik ve iç
siyaset konusu olsun Yani 4. senaryo (Türkiye merkezli entegrasyon)
teorik olarak istenen sonuç. Ama pratik başka yere akıyor.
İstemeden Beslenen Senaryo:
“Fonksiyonel Ortak”
Neden? Güvenlik Merkezli Refleks; Türkiye sorunu sürekli
askerî–güvenlik diliyle tanımladıkça, Uluslararası aktörler için
mesele, “yerel güvenlik gücü” problemine dönüşüyor. YPG/benzeri
yapılar “kontrol edilebilir saha aktörü” olarak sunuluyor. Sonuç,
Türkiye bastırdıkça, Batı daha fazla sahada tutma ihtiyacı hissediyor.
Siyasetin Daraltılması; Legal Kürt siyasetinin alanı
daraldığında, Yerel yönetimler merkezileştirildiğinde, Temsil
krizi derinleştiğinde, Ortaya çıkan boşluk, Uluslararası STK’lar,
yabancı parlamentolar ve dış aktörler tarafından dolduruluyor. Sonuç, Kürt
meselesi yeniden uluslararası dosya hâline geliyor.
Tutarsız Mesajlar; Türkiye aynı anda şunu yapıyor: “YPG
teröristtir” Ama ABD ile açık kopuşa gitmiyor, NATO içinde kalıyor, Suriye’de
kalıcı siyasi plan üretmiyor.
Bu durum Batı’ya şunu söylüyor: “Türkiye itiraz eder
ama tolere eder.” Sonuç; YPG ne meşru ne gayrimeşru, tam
“fonksiyonel” konuma yerleşiyor.
Türkiye Neyi Beslemiyor?
Önemli ayrım, Devletleşme Senaryosu Türkiye
askeri kapasitesiyle bunu fiilen engelliyor. Bu yüzden “bağımsız
Kürdistan” 2070’e kadar düşük olasılık.
Yönetişim Modeli; Yerel özerklik, Çok düzlemli
yönetişim, Sınır-aşan iş birliği gibi kavramlar Ankara’da bölünme riski
olarak algılanıyor.
Paradoks: En Çok Karşı Çıkılan, En
Çok Beslenen
|
Türkiye’nin Refleksi |
Gerçek Etki |
|
Sert
güvenlik politikası |
Uluslararasılaştırma |
|
Legal
siyaseti daraltma |
Diaspora +
dış aktör |
|
Yerel
yönetimi zayıflatma |
Alternatif
aktör üretimi |
|
“Terörle
mücadele” vurgusu |
“Yerel
ortak” algısı |
Paradoks: Türkiye, “Kürt kartı oynanmasın” derken, oynanabilir
bir kart üretmiş oluyor.
Kırılma Noktası Nerede?
Türkiye’nin istemeden beslemediği tek yol
şudur: Kürt meselesini, güvenlikten siyasete, etnisiteden
vatandaşlığa, merkezî kontrolden yerel meşruiyete taşımak.
Bu yapılmadıkça: Batı için Kürt hareketi, kullanışlı
araç, Türkiye için Kürt meselesi bitmeyen dosyadır.
Nihayetinde; Türkiye, “devletleşmeyi” engellerken, devlet-dışı
ama vazgeçilemeyen bir Kürt aktörünü istemeden kalıcılaştırıyor.
Nesim Yalvarıcı
Not: bir
sonraki yazı, Türkiye bu döngüyü nasıl kırabilir?
YORUMLAR