“ABD’nin Türkiye hakkındaki gizli ajandası” söylemi siyasal tartışmalarda sık kullanılır; ancak devletlerin resmi belgelerinde “gizli ajanda...
“ABD’nin Türkiye hakkındaki gizli ajandası” söylemi siyasal tartışmalarda sık kullanılır; ancak devletlerin resmi belgelerinde “gizli ajanda” ifadesi yer almaz. Büyük güçlerin dış politikası; güvenlik, enerji, askeri denge, ticaret ve ideolojik etkiden oluşan çıkar kümeleri üzerinden okunur. ABD–Türkiye ilişkisini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Bu soru Türkiye’de kamuoyunda sıkça tartışılan bir konu. Ancak “gizli ajanda” kavramı çoğu zaman resmî belgelerden çok jeopolitik çıkar analizi üzerinden değerlendirilir. Devletler genellikle açık söylem ile stratejik hedefleri arasında ton farkı yaratır; fakat tamamen belgesiz “gizli plan” iddiaları analitik olarak dikkatle ele alınmalıdır.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye ve Ortadoğu bağlamındaki muhtemel stratejik hedeflerini realist jeopolitik perspektiften analiz ediyorum.
ABD’nin Türkiye ve Orta Doğu bağlamındaki temel stratejik hedefleri yer alıyor: NATO ve güvenlik mimarisi NATO, ABD için Avrupa güvenliğinin ana sütunudur. Türkiye, Karadeniz–Doğu Akdeniz–Orta Doğu kavşağında yer aldığı için ittifak içinde kritik konumdadır. Karadeniz dengesi (Rusya’nın çevrelenmesi),İncirlik ve Kürecik gibi askeri altyapıların önemi, Füze savunma sistemleri. Burada amaç Türkiye’yi kaybetmemek; fakat aynı zamanda Rusya ile aşırı yakınlaşmasını sınırlamaktır.
Rusya ve İran dengesi; Rusya ve İran, ABD’nin Orta Doğu ve Avrasya stratejisinde dengelemek istediği iki ana aktördür. Türkiye’nin; Enerji bağımlılığı, Suriye sahasındaki koordinasyonları, Savunma sanayi tercihleri ABD açısından yakından izlenen başlıklardır.
Orta Doğu’nun yeniden dengelenmesi, İsrail’in güvenliği ABD dış politikasının sabitlerinden biridir. Türkiye–İsrail ilişkileri bu nedenle Washington açısından önem taşır.
Ayrıca: Suriye’nin kuzeyi, Irak’ın kuzeyi, Doğu Akdeniz enerji hatları… ABD, bu alanlarda Türkiye’nin tamamen bağımsız ve kontrolsüz bir güç projeksiyonu kurmasını istemez; fakat tamamen dışlanmasını da istemez. Amaç genellikle “kontrollü ortaklık”tır.
Kürt meselesi ve Suriye dosyası; ABD’nin Suriye’de IŞİD’e karşı sahadaki işbirliği yaptığı yapıların Türkiye’de güvenlik hassasiyeti oluşturduğu biliniyor. PYD ve PKK meselesi iki ülke arasında stratejik güvensizlik üretmiştir.
ABD açısından öncelik: IŞİD sonrası boşluğun radikal unsurlarca doldurulmaması, İran’ın Suriye üzerinden Akdeniz’e inmesinin engellenmesidir.
Türkiye açısından öncelik: Sınır güvenliği, Terör yapılanmalarının engellenmesi… Bu çıkar farkı “gizli ajanda” algısını beslemektedir.
Enerji ve Doğu Akdeniz Doğu Akdeniz son yıllarda enerji ve deniz yetki alanları nedeniyle jeopolitik merkez haline gelmiştir. ABD’nin temel hedefi: Enerji arz güvenliği, Rus gazına alternatif hatların geliştirilmesi, Bölgesel çatışmanın NATO içi krize dönüşmemesidir.
Türkiye’nin iç siyasal yönelimi, ABD dış politikası, demokrasi–insan hakları söylemini resmi olarak benimser; ancak pratikte jeopolitik çıkarlar belirleyicidir. Türkiye’nin: AB ile ilişkileri, Hukuk sistemi, Ekonomik istikrarı, ABD açısından yatırım ve ittifak güvenliği bağlamında önemlidir.
Türkiye’deki algının temel sebepleri: 2003 Irak işgali sonrası Kuzey Irak yapısı, Suriye’de YPG ile iş birliği, 15 Temmuz sonrası FETÖ liderinin ABD’de bulunması, CAATSA yaptırımları… Bunlar, Türkiye’de “ABD Türkiye’yi zayıflatmak istiyor” düşüncesini güçlendirdi.
Sonuç olarak “gizli ajanda”dan ziyade üç temel stratejik eksen vardır: Türkiye’yi tamamen kaybetmeden kontrol alanında tutmak, Rusya–İran hattını dengelemek, İsrail güvenliğini ve enerji yollarını korumak…
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR