Nüfusunun yüzde otuz beşinin Müslüman –Türk olduğu hem karadan hem denizden komşumuz olması, üzerinde durulması gereken bir önemdedi...
Nüfusunun yüzde otuz beşinin Müslüman –Türk olduğu
hem karadan hem denizden komşumuz olması, üzerinde durulması gereken bir
önemdedir. “Yunanistan–Türkiye İlişkileri ve Güvenlik Politikalarına Etkisi”
konusunu akademik bir çerçevede
ele alınmasında fayda vardır.
Türkiye- Yunanistan ilişkilerinin tarihsel arka
planı;
Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkiler, Osmanlı
İmparatorluğu’nun dağılma süreci ve Yunanistan’ın bağımsızlığıyla şekillenmiştir.
1923 Lozan Antlaşması iki ülke arasındaki sınırları
belirlemiş olsa da, Ege Denizi, Kıbrıs meselesi ve azınlık
hakları gibi konular ilişkilerde kalıcı sorun alanları yaratmıştır.
Soğuk Savaş döneminde her iki ülkenin de NATO üyesi
olması, çatışmayı sınırlayıcı bir faktör olmuş; ancak rekabet tamamen ortadan
kalkmamıştır.
Temel sorunlar;
Ege Denizi Sorunları: Kıta sahanlığı, Karasuları
genişliği, Hava sahası, Adaların silahlandırılmasıdır. Bu
konular, iki ülkenin güvenlik algılarını doğrudan etkilemektedir.
Kıbrıs Meselesi: 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı
sonrasında ada fiilen ikiye bölünmüş; bu durum Türkiye–Yunanistan ilişkilerinde
en hassas konulardan biri hâline gelmiştir.
Doğu Akdeniz ve Enerji Rekabeti: Son
yıllarda doğal gaz kaynakları, deniz yetki alanları tartışmalarını daha da
sertleştirmiştir.
Güvenlik
politikalarına etkisi;
Türkiye Açısından: Ege ve Doğu Akdeniz’de askerî
caydırıcılık, Deniz ve hava kuvvetlerine yatırım, Çok taraflı
diplomasi ve bölgesel denge arayışıdır.
Yunanistan Açısından: Savunma harcamalarının
artırılması, AB ve ABD ile askerî iş birlikleri, Türkiye’ye karşı
dengeleyici güvenlik stratejileridir. Her iki ülke de tehdit algılarını
büyük ölçüde birbirleri üzerinden tanımlamaktadır.
NATO ve uluslararası aktörlerin Rolü; Türkiye ve
Yunanistan’ın aynı ittifak içinde yer alması: Doğrudan çatışmayı sınırlayan bir
faktör, Ancak kriz anlarında NATO’nun tarafsız kalma çabası, sorunların
çözümünü zorlaştırmaktadır. AB, ABD ve bölgesel aktörler de denklemi etkileyen
unsurlar arasındadır.
Güncel durum ve gelecek perspektifi;
Son yıllarda, Diplomatik temaslar artmış, Güven
artırıcı önlemler gündeme gelmiş, Ancak yapısal sorunlar henüz kalıcı şekilde
çözülememiştir
Diyalog, uluslararası hukuk ve karşılıklı güven, uzun
vadeli istikrar için kritik öneme sahiptir.
Türkiye–Yunanistan
ilişkileri, yalnızca iki ülkeyi değil, Doğu Akdeniz’in güvenliğini ve NATO’nun
iç dengelerini de etkilemektedir.
Güvenlik politikaları, karşılıklı tehdit
algılarıyla şekillense de diplomasi ve iş birliği, çatışma riskini
azaltmanın en etkili yoludur.
Bu husus,
yakın gelecekte ülkemizin önemli bir problem olarak ufukta görünmektedir. Bu
alanda, ülkemizde çok ciddi çalışmalar yapılmış olup, Bu çalışmaların hem
farkındalık yaratması, hem de güvenliğimize katkı sağlayacağımız kanaatim
vardır. Bu yazımda, bu kaynaklardan yararlandım.
Israil'in doğrudan, ABD’nin dolaylı olarak destek
verdiği Yunanistan, yüksek bir motivasyon yanında, korku siyasetini esas alan
bazı yaklaşımlarla, İsrail ile ittifak içinde olması, güvenliğimiz açısından “kuşatılmışlık””
durumu söz konusudur. Konu hassas bir çizgide seyretmektedir.
Nesim
Yalvarıcı
YORUMLAR