Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden iç unsurlar , genellikle siyasi, toplumsal, ideolojik, ekonomik ve kurumsal boyutlarda ele alınır. ...
Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden iç unsurlar, genellikle siyasi, toplumsal,
ideolojik, ekonomik ve kurumsal boyutlarda ele alınır. Analitik ve dengeli
bir çerçeveyle özetlediğimizde;
Terör örgütü ve silahlı yapılar; Türkiye’nin iç
güvenliği açısından en somut tehdit alanıdır.
PKK/KCK ve uzantıları: Ayrılıkçı hedefler, şehir
yapılanmaları, gençlik ve finans ağlarını kontrol ederler.
FETÖ: Devlet kurumlarına sızma, gizli hücre yapılanması,
dış bağlantılarla varlığını gizleyerek sürdürmektedir. Siyasal partiler içinde
izole edilmiş bir vaziyettedirler.
DEAŞ ve radikal dini yapılar: Yalnız kurt saldırıları, hücre
tipi örgütlenme, üniversite ve kurumlara sızmak suretiyle varlıklarını
sürdürmektedirler.
Aşırı sol terör örgütleri (DHKP-C vb.): Sembolik ve düşük yoğunluklu
eylemlerle taraftar toplama, özellikle PKK gibi örgütler içinde aktive olurlar.
Silahlı şiddet, kurumların işlevsizleştirilmesi, toplumsal korku üretimini
sağlar.
Devlet
içinde Paralel/Gayrı meşru yapılanmalar, Liyakat dışı kadrolaşma, Tarikat–cemaat
ilişkileri üzerinden kamu gücünün etkilenmesi, Kurumlar arası
koordinasyon zaafiyeti…
Devlet
kapasitesinin aşınması, karar alma mekanizmalarının zayıflaması, ekonomik hayatın
geriye gitmesi, adalet duygusunun kaybolması, kültürel yozlaşmanın hâkim
olması, onların potansiyellerinin ortaya çıkması suretiyle, nitelikli tehdit
unsuru olmalarına zemin hazırlamaktadır.
Toplumsal Kutuplaşma ve Kimlik temelli gerilimler;
Siyasi, etnik, mezhepsel ve ideolojik kamplaşmalar. “Biz–onlar” dili, sosyal
medya üzerinden yayılan nefret söylemi, Ortak vatandaşlık bilincinin
zayıflaması, İç barışın bozulması, kriz dönemlerinde toplumsal kırılganlıklar
yaratarak nitelikli tehdit riski oluşturur.
Ekonomik
kırılganlıklar ve Sosyal adalet; Yüksek enflasyon, işsizlik, gelir dağılımı
bozukluğu, Genç işsizliği ve beyin göçü, Kayıt dışı ekonomi ve yolsuzluk algısı,
Sosyal huzursuzluk, devlet–vatandaş bağının zayıflamasına neden olabilmektedir.
Düzensiz göç
ve bütünleşme (entegrasyon) sorunları; Kontrolsüz göç baskısı, Büyük şehirlerde
yoğunlaşma Kayıt dışı istihdam, suç örgütlerinin istismarı… Kamu düzeni, sosyal
uyum ve güvenlik birimleri üzerinde yük oluşturur.
Bilgi
güvenliği ve psikolojik harp unsurları, Dezenformasyon ve algı operasyonları, Sosyal
medya üzerinden kışkırtma, Yabancı istihbaratların içeride etki ağları, Toplumda
güvensizlik, devlet otoritesinin aşındırılmasına neden olmaktadır.
Hukuka ve
kurumsal güven erozyonu, Yargıya ve adalete olan güvenin azalması, Cezasızlık
algısı, Keyfilik ve şeffaflık eksikliği Devletin meşruiyet temellerinin
zedelenmesini sağlamaktadır.
Eğitim ve
kültürel alandaki yapısal sorunlar, Eleştirel düşüncenin zayıflığı, Bilimsel
eğitimden kopuş, Gençlerde aidiyet ve gelecek duygusunun aşınması, Uzun vadede insan kaynağı ve milli direnç
zayıflığı, gelecek kaygısını doğurur.
Genel bir değerlendirme yaptığımızda, Türkiye için en
büyük iç güvenlik riski, tek bir unsurdan ziyade bu tehditlerin
birbirini beslemesidir. Terör, ekonomik sorunlar, kutuplaşma ve kurumsal
zayıflıklar birleştiğinde güvenlik riski katlanarak artar.
Nesim Yalvarıcı
Not: bir sonraki yazım; en kritik beş tehdit unsurunu
değerlendirmek olacaktır.
EN KRİTİK BEŞ TEHDİT UNSURUNU DEĞERLENDİRMEK
Konuyu risk tablosunda değerlendirdiğimizde, Türkiye
için en kritik beş iç tehdidi olasılık–etki ekseninde net ve öncelikli
şekilde görebilirsiniz.
Amacımız, bu risk tablosunu, Türkiye’nin iç
güvenliğini etkileyen en kritik beş tehdidi, olasılık–etki ekseninde
değerlendirerek önceliklendirme yapmayı sağlamaktır.
Risk tablosu:
PKK/KCK, FETÖ, DEAŞ, CHKP gibi; Terör örgütleri; risk
yönünden birinci sırayı almaktadırlar. Çok yüksek etkilidir. Güvenlik, siyaset
ve ekonomiyi olumsuz etkiler. Silahlı eylemler, hücre yapılanmaları ve
kurumlara sızma eylemleri mevcuttur.
Kurumsal zaaflar-paralel yapılar; Orta yükseklikte etkisi
çok yüksek, devlet kapasitesini kritik noktalarda olmaları, liyakat dışı
kadrolaşma, tarikat/cemaat etkisi ile varlıklarını koruyabiliyorlar.
Kurumsal zaaflar toplumsal kutuplaşma-kimlik
gerilmeleri, yüksek risk taşımakta, iç barış ve siyasal barışı doğrudan hedef
alır. “biz-onlar” dili ile nefret söylemini yaygınlaştırmaktadırlar.
Ekonomik kırılganlık- sosyal adaletsizlik;
güvenliğimizi etkileyebilen en münbit zemin ve yüksek risk taşıması, sosyal
huzur, enflasyon, işsizlik gelir eşitsizliği yüksek güvenlik riski bakımından
önem arz etmektedir.
Dezenformasyon-psikolojik harp taktikleri; toplumun
algı operasyonlarına açık hale gelmesine neden olan yüksek düzeyde güvenlik
riski taşımaktadır. Bu tabloda görünen risklerin yüksek etki/yüksek olasılık
içinde düşünüldüğünde, kritik öncelik, yüksek,özncelik ve orta öncelikli
etkisinin olduğunu görebiliriz.
Tasnif yaparkende kritik öncelikten başlayarak, yüksek
ve orta önceliğe göre devletin kaynak ayırması gerekmektedir.
İç
güvenliğimize dönük tehditleri bertaraf edebilmek üzere,
önceliklendirdiğimizde,
Terör ve paralel yapılar, kısa vadede doğrudan güvenlik
riski oluşturduğu için ilk öncelik. Kurumsal zafiyet, tüm diğer
riskleri beslediğinden çarpan etkisine sahiptir. Toplumsal kutuplaşma,
kriz dönemlerinde güvenlik riskini hızla yükseltir. Ekonomik kırılganlık,
uzun vadede istikrarsızlık üretir. Dezenformasyon, diğer tüm tehditleri
tetikleyen bir katalizördür.
Mücadele
edebileceğimiz politikaları belirlerken de,
Kritik riskler için bütüncül ve kurumlar arası eşgüdüm şarttır.
Yüksek riskler, sosyal ve ekonomik politikalarla eş zamanlı ele
alınmalıdır.
Orta-Yüksek riskler, erken uyarı ve stratejik iletişimle yönetilebilir.
Varlığını
ilelebet sürdürme kararında olan milletimizin devletini tehdit unsurlarının
keyfiyetine bırakmayacağı bir hakikattir. Milli duyarlılıktan mahrum siyasal
yapılanmaların iktidarı ellerinde bulundurması, zaaf olarak görünse de, “vardır
elbette kurtaracak bahtı kara maderini” diyen şairin iradesi her zaman
olmuştur, yine de olacaktır. Bu sebeple, kısa, orta ve uzun vadeli çözümlerle
bu meselenin üzerine gidilmelidir.
Kısa vadeli
(0-12 ay)- hasar kontrolü ve baskılamak, Amaç: Acil güvenlik risklerini
düşürmek ve devlet refleksini güçlendirmek.
Terör ve
şiddetle mücadele: Nokta
operasyonlar, finans ve lojistik ağların kesilmesi
Kurumsal denetim: Kritik kurumlarda güvenlik soruşturmalarının
güncellenmesi
Dezenformasyonla mücadele: Hızlı doğrulama merkezleri, kriz
iletişim ekipleri
Toplumsal tansiyon düşürme: Provokatif dilin
sınırlandırılması, kamu otoritesinin birleştirici söylemi
Göç ve kamu düzeni: Büyük şehirlerde yoğunlaşan risk alanlarında hedefli
denetimler
Eğer beklenen neticede; Güvenlik olaylarında azalma,
kriz yönetiminde hızlanma, söz konusu olacak ise sonuç verileceği anlamı çıkar.
Orta vadeli (1-3 yıl) yapısal onarım ve
dayanıklılıkla; Tehditleri besleyen yapısal sorunları azaltmak amaçlanmalıdır.
Liyakat temelli kamu reformu: Atama–terfi sistemlerinin
şeffaflaştırılması
Yargı ve hukuk güveni: Cezasızlık algısını azaltan etkin
yargılama süreçleri
Ekonomik toparlanma: Enflasyonla mücadele, genç istihdam programları
Toplumsal uyum politikaları: Eğitim, yerel entegrasyon ve
sosyal uyum projeleri
Dijital güvenlik: Sosyal medya düzenlemeleri + ifade özgürlüğü dengesi
ile Devlet kapasitesinde güçlenme, toplumsal kırılganlıkta azalma
sağlanmalıdır.
Uzun vadeli (3-10Yıl) stratejik dönüşüm ve önleyici
Güvenlikle,İç tehditlerin yeniden üretimini engelleyen sürdürülebilir sistem
kurmak amaçlanmalıdır.
Eğitim reformu: Eleştirel düşünce, bilimsel eğitim, ortak
vatandaşlık bilinci
Kurumsal kültür: Şeffaflık, hesap verebilirlik ve etik kamu yönetimi
Sosyal adalet: Gelir dağılımı, bölgesel kalkınma ve fırsat eşitliği
Ulusal stratejik iletişim: Devlet–toplum arasında güven
inşası
Erken uyarı sistemleri: Sosyal, ekonomik ve güvenlik
risklerini izleyen veri altyapıları
Yüksek toplumsal direnç, düşük iç güvenlik riski,
toplumsal barış ve huzurun oluşumunu sağlamaktır.
İlke olarak, Kısa vadede güç ve kontrol, Orta
vadede reform ve onarım, Uzun vadede önleme ve güven inşası
birlikte yürütülmelidir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR