Küreselleşme süreciyle birlikte, iletişim teknolojilerinin gelişmesi, dünya toplumlarını ortak bir kültürel havuza yönlendirmiştir. Bu s...
Küreselleşme süreciyle birlikte, iletişim
teknolojilerinin gelişmesi, dünya toplumlarını ortak bir kültürel havuza
yönlendirmiştir. Bu süreçte özellikle medya, moda, müzik, sinema ve sosyal
medya aracılığıyla yayılan popüler kültür, bireylerin değerlerini,
davranış biçimlerini ve tüketim alışkanlıklarını doğrudan etkilemektedir. Türk
millî kültürü de bu küresel akıştan bağımsız değildir; geleneksel değerler,
tarihî birikim ve toplumsal alışkanlıklar, popüler kültürün güçlü etkisiyle
zaman zaman dönüşmekte, zaman zaman da geri plana itilme tehlikesiyle karşı
karşıya kalmaktadır.
Küreselleşme çağında iletişim araçlarının
gelişmesi, toplumların kültürel etkileşimini artırmış ve popüler kültürün
sınırları aşarak geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Bu durum, ülkelerin
kendi millî kültürleri üzerinde çeşitli baskılar oluşturmuştur. Türk millî
kültürü de bu küresel kültür akışından etkilenmekte; geleneksel değerler, yaşam
biçimleri ve toplumsal alışkanlıklar popüler kültürün hızla değişen yapısı
karşısında dönüşüm sürecine girmektedir.
Her şeyden önce, popüler kültürün sunduğu hızlı
tüketim odaklı yaşam tarzı, millî kültürün taşıyıcısı olan geleneksel aile
yapısını, toplumsal dayanışmayı ve kültürel ritüelleri
zayıflatabilmektedir. Bayram kutlamalarının ticarileşmesi, geleneksel el
sanatlarına olan ilginin azalması veya yerel müzik türlerinin genç kuşaklar
arasında eski çekiciliğini yitirmesi bu duruma örnektir. Popüler medya
içerikleri, bireyin kimlik algısını şekillendirirken, yerli değerler yerine
daha çok evrensel veya Batı merkezli estetik ve yaşam biçimlerini öne
çıkarabilmektedir.
Öte yandan, popüler kültürün etkisiyle dil
kullanımında da belirgin değişimler görülmektedir. Yabancı kelimelerin günlük
konuşmaya yoğun biçimde girmesi, sosyal medyada hızlı tüketilen iletişim
biçimlerinin yaygınlaşması, Türkçenin ifade gücünü ve özgünlüğünü tehdit eden
unsurlar arasında yer almaktadır. Dilin zayıflaması, kültürün gelecek kuşaklara
aktarımında ciddi bir risk oluşturur; çünkü millî kültürün ana taşıyıcısı
dildir.
Popüler kültür, özellikle medya ve sosyal medya
aracılığıyla genç kuşakların ilgi alanlarını, davranış biçimlerini ve tüketim
tarzlarını belirler hâle gelmiştir. Bu süreçte millî kültürün taşıyıcısı olan
geleneksel öğeler, hızlı tüketilen popüler ürünlerin gölgesinde kalma tehlikesi
yaşamaktadır. Örneğin, moda, müzik ve eğlence anlayışının küresel kalıplara
göre şekillenmesi, yerel sanatların ve geleneksel müzik türlerinin ilgi
kaybetmesine neden olabilmektedir. Aynı şekilde yabancı kelimelerin günlük dile
yoğun şekilde girmesi, Türkçenin ifade gücünü zayıflatarak kültürel aktarımı
olumsuz etkileyebilmektedir.
Öte yandan popüler kültürün etkisi sadece olumsuz
değildir; doğru kullanıldığında millî kültürün tanıtılması ve yaşatılması için
önemli fırsatlar da sunar. Geleneksel değerlerin modern anlayışla yeniden
yorumlanması, tarihî dizilerin geniş izleyici kitlelerine ulaşması ve sosyal
medyada kültürel içerik üreten gençlerin artması, popüler kültürün millî
kültürü destekleyebileceğini göstermektedir.
Ancak popüler kültür tamamen olumsuz olarak
değerlendirilemez. Doğru kullanıldığı takdirde modern medya araçları, Türk
kültürünün tanıtılması ve genç kuşaklara aktarılması için güçlü bir fırsata dönüşebilir.
Geleneksel müziklerin modern düzenlemelerle yeniden popüler hâle gelmesi,
tarihî dizilerin yoğun ilgi görmesi veya sosyal medyada kültürel içerik üreten
gençlerin artması bunun göstergesidir.
Sonuç olarak, popüler kültür Türk millî kültürünü hem
tehdit eden hem de yenileme potansiyeline sahip çift yönlü bir olgudur.. Popüler
kültür, Türk millî kültürü üzerinde hem baskı oluşturan hem de yenilik
fırsatları sunan bir etkendir. Önemli olan, millî kültürün öz değerlerini
koruyarak popüler kültürün sunduğu imkânları bilinçli biçimde kullanmak ve
kültürel kimliği güçlendiren bir denge kurmaktır. Böylece Türk millî kültürü,
küresel etkileşim içinde kaybolmadan varlığını sürdürebilir ve gelecek
kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılabilir.
Bütün bu anlatılanlar ışığında denilebilir ki,
popular kültürün yıkıcı yönünü fark edebilen, kültürün millet hayatındaki
önemini bilen ve inanan bir siyasi kadronun olmayışı en büyük tehlikedir. Aile
yapımızı hedef alan dizilerin yaygınlığı, yabançı menşeli,ürünlerin tüketilmesi,
kılık-kıyafetteki savrulma,hem sosyal hem ekonomik hem de kültürel bir
felaketin habercisidir.
Küresel ölçekte, siyasal “islamcılar” ile
küreselcilerin misyonuna hizmet eden liberal ve sol siyaset, milli kültüre
karşı gösterdiği direnç, en az popular kültürün tahribatı kadardır.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR