Istanbul Rum-Ortodoks kilisesinin “ekümeniklik” iddiasının “Turk devletinin güvenliğine etkisi”nin uluslararası bir sorun haline gel...
Istanbul Rum-Ortodoks kilisesinin “ekümeniklik”
iddiasının “Turk devletinin güvenliğine etkisi”nin uluslararası bir sorun
haline gelmeye aday bir görünümdedir. Meseleyi doğru anlamak için konu ile ilgili kavramları
anlamalıyız.
Ekümenik ve ekümeniklik nedir?
Ekümenik ve ekümeniklik kavramları,
genellikle dinî bağlamda birlik veya iş birliği sağlama çabalarını ifade
eder.
Ekümenik, Fransızca kökenli
bir kelime olup "evrensel" veya "tüm alemi kapsayan"
anlamlarına gelir.
Ekümeniklik ise daha çok Hristiyan aleminde kullanılan bir terimdir ve farklı
din grupları veya mezhepler arasında birlik kurmayı hedefler.
Ortodokslar, Katolikler ve Protestanlar ekümeniklik
kavramını farklı şekilde yorumlar:
Katolikler, tüm kiliselerin kendi çatıları altında toplanmasını ister.
Protestanlar için temel anlamda bir dini
birliğin sağlanması yeterlidir.
Ortodokslar, tek kilisenin kendileri olduğunu ve
tüm kiliselerin kendilerine bağlanması gerektiğini savunur.
Ekümeniklik kavramı, Türkiye'de özellikle Fener Rum
Patrikhanesi'nin "ekümenik" unvanını kullanması nedeniyle
tartışmalara yol açmaktadır. Türkiye, Lozan Antlaşması çerçevesinde Fener
Patrikhanesi'ni Türkiye'deki Rum Ortodoks cemaatin dini kurumu olarak kabul
eder ve onun Vatikanvari yetkilere kavuşmasını istemez.
Ekümeniklik,
farklı Hristiyan mezhepleri arasında birlik sağlama çabalarını ifade
eder. Ortodoks, Protestan ve Katolik kiliselerinin birleşmesi hedeflenir;
bu amaçla toplantılar ve çalışmalar yapılır.
Kavram, Fener
Rum Patrikhanesi'nin Ortodoks kiliseleri arasında onursal
liderlik rolünü vurgular. Patrik Bartholomeos, dış ilişkilerde
"Evrensel Patrik" unvanını kullanır ancak bu unvan Türkiye Cumhuriyeti
tarafından tanınmaz.
Nevar ki, varlığına
izin verdiğiniz bir “olgunun” (Rum-Rum
patrikhanesinin) kendini geliştirmesi, ve varlığını koruyucu esasların “insan
hakları evrensel beyannemesine” göre sürdürmesini temel insan hakkı gibi
görmektedirler. Bu noktadan hareket eden İstanbul Ortodoks Rum
cemaati,cesametini istanbuldaki varlığı ile değil, evrensel boyutlu
düşünmektedir. Bu sebeple de, zaman zaman anlaşmalarla bir cemaattten öteye bir
varlık gösterisinde bulunarak, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkileri aşındırmakta
ve siyasi gerilimlere yol açmayı politik bir tarz olarak sürdürmektedir. Bu
haliyle, Türkiye Cumhuriyeti devleti güvenliğine sorun teşkil etmektedir.
Sümela Manastırındaki ayin, Heybeliada ruhban okulu ve son olarak İznik te
ayasofyada konsül toplantısı bunun açık göstergesidir.ile
Tabii, tarafsız ve analitik bir çerçevede ele
alalım. Aşağıdaki metin, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tezleri, uluslararası
hukuk tartışmaları ve güvenlik algısı üzerinden konuyu özetler.
devlet
İstanbul Rum-Ortodoks Kilisesi (Fener Rum
Patrikhanesi), tarihsel olarak Ortodoks dünyasında önemli bir konuma sahiptir.
Patrikhane’nin “ekümenik” sıfatını kullanması, yani tüm dünya Ortodokslarının
ruhani lideri olduğunu iddia etmesi, Türkiye Cumhuriyeti tarafından hukuki,
siyasi ve güvenlik boyutlarıyla tartışmalı bir mesele olarak görülmektedir.
Hukuki Çerçeve ve Türkiye’nin Resmi Görüşü; Türkiye
Cumhuriyeti’ne göre Fener Rum Patrikhanesi, Lozan Antlaşması kapsamında
yalnızca Türkiye’deki Rum Ortodoks azınlığın dini ihtiyaçlarını karşılayan bir yerel
dini kurumdur. Devlet, Patrikhane’nin ekümenik statüsünü tanımamakta ve bu
iddianın hukuki bir dayanağı olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle
“ekümeniklik” iddiası, Türkiye açısından iç hukukta geçerli kabul
edilmemektedir.
Egemenlik ve İç İşlerine Müdahale
Algısı; Ekümeniklik
iddiası, Türk devletinin güvenlik algısında egemenlik hassasiyeti ile
ilişkilendirilmektedir. Patrikhane’nin uluslararası bir dini otorite olarak
hareket etmesi; yabancı
devletlerle doğrudan ilişkiler kurması, uluslararası platformlarda
Türkiye’yi ilgilendiren konularda taraf gibi görünmesi,
devlet tarafından dolaylı bir dış müdahale riski olarak
değerlendirilmektedir.
Uluslararasılaşma ve Dış Politika Boyutu; Patrikhane’nin
ekümenik kimliği, özellikle ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri tarafından
desteklenmektedir. Bu durum, Türkiye açısından meselenin yalnızca bir din
özgürlüğü tartışması olmaktan çıkıp dış politika ve güvenlik boyutu
kazanmasına yol açmaktadır. Devlet, bu desteğin Türkiye üzerinde siyasi
baskı aracı olarak kullanılabileceği endişesini taşımaktadır.
Azınlık Hakları ve Toplumsal
Denge; Türkiye,
Patrikhane’nin ekümenik statü kazanmasının, Lozan’da belirlenen azınlık
dengelerini değiştirebileceği görüşündedir. Devletin güvenlik
perspektifinde bu durum, uzun vadede hukuki emsal oluşturma, özerklik
talepleri ya da farklı azınlık grupları için yeni taleplerin gündeme
gelmesi riskini barındırmaktadır.
Karşıt Görüşler; Öte
yandan bazı akademik ve uluslararası çevreler, ekümenikliğin tamamen dini ve
sembolik bir unvan olduğunu, Türkiye’nin toprak bütünlüğü ya da iç
güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturmadığını savunmaktadır. Bu görüşe
göre sorun, güvenlikten ziyade kimlik ve tanınma meselesidir.
İstanbul Rum-Ortodoks Kilisesi’nin ekümeniklik
iddiası, Türkiye Cumhuriyeti tarafından egemenlik, iç hukuk ve ulusal
güvenlik bağlamında temkinli ve sınırlayıcı bir yaklaşımla ele
alınmaktadır. Devlet açısından bu iddia, doğrudan bir güvenlik tehdidinden
ziyade, potansiyel siyasi ve diplomatik riskler barındıran, hassas bir
konu olarak değerlendirilmektedir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR