Bir önceki yazımda, Papa’lığın tarihsel sürecinden bahsettim. Papalık, sadece dini otorite merkezi olmayıp, aynı zamanda batı emperyalis...
Bir önceki yazımda, Papa’lığın tarihsel sürecinden
bahsettim. Papalık, sadece dini otorite merkezi olmayıp, aynı zamanda batı
emperyalist anlayışınında strateji merkezi hükmünde konumlanmıştır. Konuyu bu
noktadan ele aldığımızda; karşımıza iddiamızı doğrulayan bilgilere
ulaşabilmekteyiz.
Bütün dinlerin ortak özellikleri, dinlerin temel
esaslarını tebliğ ederek,dini yayama ile ilgili faaliyetler sürdürmektir. Bu
niyetle faaliyet etmelerine ragmen yaptıkları faaliyetler, başlıbaşına
stratejik çalışmayı gerektirmektedir.
Doğal afetlerde; (deprem,sel, yangın,savaş, göç
vs)insani müdahale amaçlı, bütün etkinliklerinde, keşif gözlem yapmak suretiyle,
“tanıyıp tanımlama” sureti ile küresel emperyalistlerle parallel çalışmaktadırlar. Fakat görülen
özellikleri ve işlevleri itibari ile papalık; Katolik dünyasının en yüksek dinî
otoritesi olmasıdır.
Bu kapsamda:
Küresel emperyalistlerin sömürü ve hakimiyetin
doktrin konularında nihai karar merciidir. Katolik Kilisesi’nin küresel yönetim
merkezi (Vatikan)dır. Yaklaşık 1.3 milyar Katolik üzerinde sembolik ve
dogmatik otoriteye sahiptir. “Magisterium” (Katolik Kilisesi'nin öğretisi, Tanrı sözünün "ister yazılı
biçimde ister Gelenek biçiminde olsun" özgün yorumunu yapma yetkisi veya
makamıdır). denen öğretisel yetke papalığa dayanır. Buna göre
belirlenen stratejiler, tanrı buyruğu şeklinde algılanmaktadır.
Bu yönüyle papalık bir dinî otorite merkezidir;
bu rolü tarihsel ve kurumsal olarak nettir.
Papalık,
aynı zamanda,bir “strateji belirleme merkezi” midir? Papalık; bir strateji
merkezi olmasa da, etik-toplumsal ve diplomatik düzeydedir. Küresel
emperyalistlerin, “Yumuşak güç” torisine uygun hareket eder.
Papalık:Uluslararası ilişkilerde yumuşak güç
kullanır. Diplomatik girişimlerde bulunur (arabuluculuk, barış çağrıları). Küresel
ölçekte göç, çevre, adalet, insan hakları gibi konularda ahlakî rehberlik
sunar. Birleşmiş Milletler’de gözlemci devlettir. Devletlerle resmî ilişkiler
kurar (180+ devletle diplomatik bağ). Oryantalizmin keşfettiği hedefleri,askeri
ve ekonomik hedef haline getrebileceği bir etki yaratarak, sömürüye açık hale
getirir.
Bunların hiçbiri papalığı bir askerî, ekonomik
veya realpolitik strateji belirleme merkezi yapmaz. Ancak: Tarih boyunca
(Orta Çağ, Rönesans) papalık siyasî-stratejik bir güç merkeziydi. Modern
dönemde bu güç büyük ölçüde ahlakî-diplomatik etkiye dönüşmüştür.
Bugünkü
papalığın hamgi yönü daha baskındır? Yüzde seksen dini, yüzde yirmi ise
diplomatic/stratejik diyebilmekteyiz. Ülkemize yapılan ziyaretin anlamı böylece
daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır diyebiliriz.
Papalık artık: Devletlere emir veren bir güç
değildir, Ama küresel ahlaki gündemi etkileyen,
Savaş, barış, iklim, yoksulluk gibi konularda
stratejik söylem üreten bir kurumdur. Ne varki, gazze savaşı papalığın bu
özelliğinin olmadığını da sadece teoride kaldığını gösterdi.
Papalık birincil olarak Batı’nın (daha doğrusu
Katolik dünyanın) dinî otorite merkezidir.
İkincil olarak, katolik dünyanın dışındaki insanlar için stratejiler
belirleyerek, sömürüye ve istilaya hazır hale gelebileceği çaşılmaları orgazize
eder. ahlaki-diplomatik değerlerle kamufle ederek, dini hüviyetini kullanmakta
olan bir strateji üretim merkezidir; ancak devlet düzeyinde stratejik kararlar
belirleyen bir merkez değildir.
Ne var ki, dini tebliğ ve insanların
problemlerinde,deprem,sel,yangın ve savaş gibi afetlerde, emperyalist hedeflere
katkı sağlayan beşinci kol faaliyeti ve istihbarat çalışmalarını da yaptığı
ortadadır.
Ülkemizin ziyaretinde dikkatleri dini vecheye
büründürerek yapması, emperyalistlerin kullandığı bütün aparatların istenilen
etkiyi göstemediği, duruma fiili olarak asli unsurların müdaha edebileceği
şeklinde anlaşılmalıdır. Yani bölgemizde ve ülkemizde beklenecek herhangi bir
müdahalenin doğrudan emperyalist güç unsurları vasıtası ile olacağına işaret
etmektedir. Ancak, gerek mevcut hükümetin duyarsızlığı, gerekse de bir milletin
ayağa kalkmasını sağlayacağı “zinde kuvvet” olarak bilinen milli şuur sahibi “milliyetçi”
insanların darma dağınık olmaları, belirlenen stratejinin zamanlamasına işaret
etmektedir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR