( Stratejik Güvenlik Analizi ) DEAŞ’ın Türkiye güvenliğine etkisini , güvenlik-odaklı yaklaşımı dikkate alarak çok boyutlu, analitik...
(Stratejik Güvenlik Analizi)
DEAŞ’ın Türkiye güvenliğine etkisini, güvenlik-odaklı yaklaşımı dikkate
alarak çok boyutlu, analitik ve politika yapıcı düzeyinde ele almalıyız.
Zira milyonlarca DEAŞ bağlantılı terör elemanı sığınmacı olarak yanlış göç
poltikaları uygulamalrı neticesinde ülkemize girmiş ve varlıklarını
sürdürmektedirler. Halepçe katliamı sonunda PKKnın ülkemizde elde ettiği
pozisyonların olmaması asla düşünülmemelidir. Çünkü küresel emperyalizmin
kontrol ettiği bu terör unsurları “”uyuyan hücreler”” şeklinde, bazzen etkileyip
sahaya sürdükleri vatandaşlarımızı, bazen de doğrudan kendi üyeleri ile
eylemlere kalkıştıkları görülmüştür. Bu sebeple onları tanıyıp tanımlamak
önemlidir.
DEAŞ, Türkiye açısından: Tehdit in
niteliği ya da, tehdit in profili; Doğrudan terör tehdidi
Sınır aşan asimetrik tehdit, Radikalleşme ve iç güvenlik
risk, Bölgesel istikrarsızlık tetikleyicisi olarak değerlendirilir. DEAŞ,
Türkiye’yi hem operasyonel hedef, hem de lojistik/geçiş hattı
olarak görmüştür.
İç güvenliğe etkisi; Terör
Eylemleri (2015–2017 Zirve Dönemi)
DEAŞ’ın Türkiye’de gerçekleştirdiği
başlıca saldırılar: Suruç (2015) – gençlik hedef alındı
Ankara Gar (2015) – Türkiye tarihinin en kanlı
saldırısı, İstanbul Atatürk Havalimanı (2016), Reina (2017) –
turizm ve sembolik hedeflerdir.
Bu eylemler sonucunda, Kitlesel can
kaybı, Toplumsal travma, Kamu düzeni ve psikolojik güvenlik zafiyeti yaratmayı
hedeflemektedir.
Hücresel Yapılanma ve “”yalnız
Kurt”” riski; DEAŞ, Türkiye’de klasik hiyerarşi yerine hücre modeli
kullandı.
Dijital radikalleşme ile: Uyuyan
hücreler, Yalnız kurt saldırıları, Aile/akran ağları üzerinden örgütlenmeye
gitti.
Bu yapı, önleyici istihbaratı
zorlaştıran bir tehdittir.
Sınır güvenliği ve Suriye boyutu:
Suriye İç
Savaşı Kaynaklı Riskler; Kontrolsüz sınır geçişleri (2013–2015),Yabancı terörist savaşçı
trafiği, Silah ve patlayıcı sızmaları riski oluşturmaktadırlar.
DEAŞ’ın
Sınır Stratejisi DEAŞ: Türkiye’yi
arka cephe, Avrupa’ya geçişte transit ülke
olarak kullandı. Bu durum Türkiye’yi hedef ülke konumuna getirdi.
Türkiyenin Askeri ve Güvenlik
Tepkisi;
Fırat
Kalkanı Harekâtı (2016) DEAŞ’ın: Türkiye sınırındaki varlığı sona erdirildi Azez–Cerablus
hattı temizlendi, Sınırdan roket ve sızma tehdidi büyük ölçüde
engellendi. Bu harekât, Türkiye’nin DEAŞ’a karşı ilk kapsamlı kara
operasyonudur.
İç güvenlik önlemleri; Binlerce DEAŞ
mensubu yakalandı, Yabancı savaşçılar sınır dışı edildi Mali ağlara darbe
vuruldu, Dijital propaganda ve hücre takibi artırıldı
Türkiye bugün DEAŞ’a karşı en
sert iç güvenlik rejimlerinden birini uygular.
Toplumsal ve sosyolojik etkileri;
Radikalleşme riski (özellikle
gençler),Göçmen kampları ve kırılgan alanlarda güvenlik hassasiyeti, Mezhep ve
kimlik temelli provokasyon girişimleri alanlarında etkili olmak
düşüncesindedir. DEAŞ’ın temel hedeflerinden biri: Toplumsal fay hatlarını
tetiklemek ve devlete güveni zayıflatmak
Uluslararası boyut ve Türkiye;
Türkiye, DEAŞ’la mücadelede: NATO,
ABD öncülüğündeki koalisyon, Bölgesel aktörlerle
aktif rol aldı
Ancak: “Yeterince mücadele etmiyor”
algı operasyonlarına maruz kaldı. DEAŞ tehdidi zaman zaman Türkiye’ye karşı
siyasi baskı aracı olarak kullanıldı
Güncel risk değerlendirmesi:
Risk değerlendirme perspektifi
kullanılarak 1925 yılı itibari ile durum şu şekildedir; toprak kontrolü yoktur.
Hücresel saldırı, orta seviyede, yalnız kurt ort-yüksek seviyede, sınır
sızmaları, düşük-orta düzeyde, dijital radikalleşme, yüksek görülmektedir. Tehdit
azalmış ama bitmemiştir.
Stratejik sonuç: DEAŞ, Türkiye
için askeri olarak bastırılmış; ancak istihbarat, ideolojik ve toplumsal
düzlemde hâlâ risk oluşturan bir tehdittir.
Türkiye açısından esas mücadele
alanı artık:
Önleyici istihbarat, Radikalleşme ile mücadele, Sınır
ötesi baskı stratejisi, Dijital güvenlik olmalıdır. Göç politikalarını
bu tür problemlere mahal vermeyecek düzenlemelerle güncellemek gerekmektedir.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR