Toplumsal ve milli değerlerin aşındırılmasının güvenliğe etkileri çerçevesinde, stratejik bir bakışla meseleyi ele almak durumunda, her...
Toplumsal ve milli değerlerin aşındırılmasının
güvenliğe etkileri
çerçevesinde, stratejik bir bakışla meseleyi ele almak durumunda, herkesin
yeniden değerlerimizin yaşatılması için üstüne düşeni yapması gerekmektedir.
Bir ülkenin güvenliği yalnızca askerî güç, polis
kapasitesi ya da teknolojiyle sağlanmaz. Toplumsal değerler, güvenliğin
görünmeyen ama en kritik sütunlarından biridir. Bu değerlerin zayıflaması,
doğrudan ve dolaylı biçimde ulusal güvenlik risklerini artırır.
Toplumsal
dayanışmanın zayıflaması, kapsamında düşünüldüğünde, aşınan değerlerimiz; Birlik
duygusu, Yardımlaşma, Ortak kader bilincidir. Bunun güvenliğe etkisi nedir? Kriz
anlarında (doğal afet, savaş, ekonomik şok) toplum refleks kaybeder. Devlete
güven azalır, panik ve kaos ihtimali artar. Provokasyonlara ve kışkırtmalara
açık bir zemin oluşur. Kırılgan bir iç güvenliğin oluşmasını sağlar.
Devlet otoritesine ve Hukuka güven erozyonu; adalet
duygusu, hukuka saygı ve liyakat meselesinde oluşacak aşınma, güvenliğimizi;
hukukun “herkes için eşit” olduğu algısı zayıflar. Suç örgütleri ve radikal
yapıların meşruiyet boşluğu bulur. Bireyler” kendi adaletini sağlama” eğilimine
girer. Neticede, asayiş sorunları ve organize suçlar artar.
Milli kimlik
ve aidiyetin zedelenmesi, Ortak tarih bilinci, Milli kültür, Vatan aidiyetini
aşındırarak, Ayrıştırıcı kimlik siyaseti güç kazanır, Etnik, mezhepsel veya ideolojik
fay hatları derinleşir, Dış aktörlerin “kimlik temelli müdahaleleri” kolaylaşıracak
güvenlik zaafı yaratır. İç cephe zayıflar, hibrit tehditlere açık hale gelinir.
Genç
kuşaklarda sorumluluk ve fedakârlık bilincinin kaybı; fedakarlık, kamu yararı,
disiplin değerleri aşınır, Güvenlik kurumlarına ilgi azalır, Toplumsal
sorumluluk yerine bireysel çıkar öncelik kazanır, Kriz dönemlerinde seferberlik
ruhu oluşmaz ve Uzun vadede savunma ve güvenlik kapasitesi zayıflar.
Bilgi
kirliliği ve Manipülasyonlara açık olma; Doğru bilgiye saygı, Eleştirel düşünm,
Ahlaki sorumluluk aşınır. Güvenliğe
etkisine baktığımızda, Dezenformasyon ve psikolojik harp etkili olur, Sosyal
medya üzerinden kitleler yönlendirilebilir, Güvenlik kurumları hedef haline getirilir.
Böylece, Algı yönetimiyle toplum felç edilebilir.
Ahlaki ve
etik çözülmenin güvenlik kurumlarına yansımasına baktığımızda; Görev ahlakı, Kamu
etiği, aşınır. Sadakat, Kurum içi
zaaflar ve sızmalar artar,Yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma riski yükselir, Kurumsal
itibar zedelenir. Güvenlik kurumlarının caydırıcılığı azalır.
Dış
müdahalelere açık bir toplumsal zeminde; Ulusal çıkar bilinci, Bağımsızlık
hassasiyeti aşınır. Güvenliğimize etkisi ise; Yabancı STK, medya veya dijital
ağlar üzerinden etki operasyonları artar, Toplum “içeriden bölünebilir” hale
gelir, Vekâlet savaşlarının sosyal ayağı güçlenir sonuçta, Ulusal egemenlik
riske girer.
Durumu
özetleyecek olursak; Değerlerin aşınması, silah kullanılmadan yürütülen bir
güvenlik tehdididir. Bu süreç sessizdir, Uzun vadelidir, Tespit
edilmesi zordur, Ama etkisi derindir.
Bir ülke toplumsal değerlerini koruyamıyorsa,
en modern silahlara sahip olsa bile güvenliğini sürdürülebilir kılmakta
zorlanır.
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR