Milletlerin varlıklarını egemenlik içinde sürdürebilmeleri ile ilgili sürdürdükleri stratejilerinde bir takım araçlar kullanabilmekt...
Milletlerin
varlıklarını egemenlik içinde sürdürebilmeleri ile ilgili sürdürdükleri
stratejilerinde bir takım araçlar kullanabilmektedirler. Bu araçların
boyutları, etkisi ve mahiyetini bilmek, kendi milli varlığımızı korumak ve
egemenliğimizi sürdürmek anlamına gelmektedir.
Bu sebeple
de, Rusya’nın stratejik araçlarını bilmek ve ona göre karşı stratejiler
oluşturmak, devlet ve millet olmamızın gereğidir. Aynı zamanda varlığımızın da
teminatıdır.
Rusların
kullandığı stratejik aracalar: Askeri araç ile Kafkasya’daki sürekli üsler
(güney Osetya, Dağıstan, Ermenistan, Gümrü üssü) Türk etki alanını
sınırlamaktır.
Siyasi
araçlar; bölge hükümetleri ile bağımlılık ilişkileri kurarak, yerel yönetimleri
Moskova’ya bağlamak,
Etnik bölme
politikası; Türk topluluklarını etnik ve idari olarak birbirinden ayırmak, bu
sayede ortak Türk kimliğini zayıflatmak.
Hatta Etnik bölücülük faaliyetlerini,16. Asırdan beri aralıksız
sürdürmektedir. Nikitin ve Minorskiy adındaki generaller marifeti ile
sosyolojik araştırmalar yapıp, önce İran da çalışmalar başlatıp, takiben,
Anadolu’ya geçerek, bölücü Kürt
hareketinin mimarları olduğunu söylemek mümkündür. Hatta Oğuz nameyi “Şeref
nameye (sözde Kürt tarihi )olarak değiştiren ve oğuz namenin aslını Moskova
devlet kütüphanesinde koruma altına alan çalışmaların mimarlarıdırlar.
Dil ve
kültür politikası; Rus dili ile eğitim yapmak sureti ile asimilasyonu kalıcı
hale getirmek,
Enerji
Stratejisi; enerji hatlarını denetim altında tutmak, alternatif hatları
engellemek suretiyle, Türkiye -Azerbaycan- Türkistan (orta Asya) bütünleşmeyi
frenlemek.
Propaganda
ve medya; Pantürkizm Türk birliğinin “tehdit” olarak göstermek, kamuoyunu
Ruslar lehine şekillendirmek…
Ruslar
stratejilerini hayata geçirmek üzere çalışmalarını sürdürürken, karşı
stratejinin, yapacakları bütün çalışmaları etkisiz hale getirecek araçlarında
hayata geçirilmesi elbette kaçınılmazdır.
Bu çerçeveden baktığımızda, bu stratejileri
etkisiz hale getirecek öneriler ne olabilir? Bu önemsenmesi gereken bir husus
olmalıdır.
Öneriler:
Bölgesel
Denge yaklaşımı; Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri, Kafkasya’da dengeleyici bir
diplomasi yürütmeli; Rusya ile doğrudan çatışmadan kaçınılmalı, ancak Türk
halklarının haklarını savunan çok boyutlu bir strateji benimsenmelidir. Ortak
platformlar (Türk Devletleri Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı)
bölgesel dayanışma zeminine dönüştürülmelidir.
Kültürel ve
Eğitim ile etkiyi güçlendirme; TİKA, YTB ve Maarif Vakfı gibi kurumlar
aracılığıyla Kafkasya’daki Türk topluluklarına kültürel destek, burs, medya
ve dil programları artırılmalıdır.
Türk dili
eğitimi ve tarih bilinci, Rus etkisine karşı yumuşak güç aracı haline
getirilmelidir.
Enerji ve
ulaşım koridorunun güçlendirilmesi, Bakü–Tiflis–Ceyhan, TANAP, Zengezur
Koridoru gibi hatlar stratejik öncelik olarak korunmalı, Rusya’ya bağımlı
olmayan Türk enerji ekseni oluşturulmalıdır.
Kafkasya’da
Türk iş dünyasının etkinliği artırılarak ekonomik bağlar kalıcı hale
getirilmelidir. Karşılıklı eğitim kurumları ile de kültürel bağlar
geliştirilip, dünya ile bütünleşme sağlayabileceği iletişim imkanları için
çalışmalar yapmak,
Diplomasi
ile güven sağlayabileceğimiz işbirliği; Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan
ekseni, Kafkas güvenlik mimarisi için alternatif model haline
getirilmelidir.
Rusya’nın
güvenlik gerekçesiyle uyguladığı baskılara karşı uluslararası hukuk, insan
hakları ve azınlık hakları temelli diplomasi yürütülmelidir.
Bütün bu
çalışmalar, uzun ve kısa vadeli stratejilerle yürürlüğe sokulmak suretiyle, Amaç,
Kafkasya’yı çatışma alanı olmaktan çıkarıp işbirliği bölgesi haline
getirmektir.
Türk
dünyasının kültürel ve ekonomik dayanışması, Rusya ile sıfır toplamlı
rekabet yerine çok kutuplu denge anlayışıyla geliştirilmelidir.
Rusya’nın
Kafkasya politikası, tarihsel olarak Türk halklarını denetim altında tutma,
Türkiye’nin etkisini sınırlama ve bölgeyi kendi güvenlik kuşağı içinde tutma
hedeflerine dayanmaktadır.
Ancak 21. yüzyılın yeni güç dengeleri içinde, Türk dünyasının yükselen bir
bütünleşme eğilimi, Moskova’nın bu stratejisini giderek zorlaştırmaktadır.
Kalıcı barış ve istikrar, bölgesel Türk-Rus rekabetinin kontrollü işbirliği
zeminine taşınmasıyla mümkündür.
Nesim
Yalvarıcı
YORUMLAR