“Zengezur Koridoru” ABD’nin bölgede varlığını hissettirmesinden sonra, İran basını, konuyu farklı cihetlerle değerlendirdiklerini gö...
“Zengezur Koridoru” ABD’nin bölgede varlığını hissettirmesinden
sonra, İran basını, konuyu farklı cihetlerle değerlendirdiklerini
gözlemliyoruz. Türkistan özelinde olayların takip ettiğimizde, Fars şovenizmi,
Büyük Türkistan’ın oluşumuna katkı sağlayacak her hamleye karşı durduğu bir
vakıadır. İran’da, Türk milliyetçiliği fikrinin en canlı en yoğun yaşandığı yer
olması, bizler içinde büyük önem kazanmaktadır. Çünkü nüfus üstünlüğümüz,(demografik
üstünlük) Farsları endişeye sevk etmektedir. Bu sebeple, İran; siyasetini,
bizim muhaliflerimizle ittifak esasına göre yürütmektedir. Ermenistan, Rusya,
Hindistan, Çin ile ittifak içinde olduğu gibi…
Bu meyanda, İran içinde
de, İran siyasetini benimseyen ve İran siyasetine muhalif Türk varlığını görmek
mümkündür. Türklüğünün farkında, ama Fars devlet yapısı, yani molla rejimini
tasvip edenlerle, bu yapının karşısında duranların varlığı, molla rejiminin
işine gelmektedir. Zira türk kuvvetinin İran içinde bölünmesi anlamına
gelmektedir.
Zengezur koridoru
meselesinde de bu durumu görebiliyoruz. Kıymetli kardeşim, Sabir, kıymetli
kardeşlerim Rahman, İsa Yegane, zengezur meselesini ele alış biçimleri ve
değerlendirmeleri aşağıda noktasına değinmeden yorumsuz arz edeceğim. Umarım
bir fikir sahibi olmamıza katkı sağlar.
Trump Yolu ve İran’ın
Kıskaç Altına Alınması?!
✔️ Son yıllarda Ortadoğu ve Basra
Körfezi’nde yaşanan büyük değişimlerin
ardından, şimdi İran’ın kuzeybatısındaki Güney Kafkasya bölgesinde, ülkenin
çevresindeki güvenlik ortamının başka bir parçası da önemli bir dönüşüm
eşiğinde. Bu gelişme, İran’ın bu bölgedeki jeopolitik sıkışması olarak
görülebilir ve hatta güneydeki İbrahim Anlaşması’nın genişlemesinden bile daha
sonuç doğurucu olabilir.
✔️ Bu dönüşüm, bugün Beyaz Saray’da
Trump’ın ev sahipliğinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan
Başbakanı Nikol Paşinyan arasında imzalanması planlanan bir barış anlaşmasıyla
başlayacak. Güney Kafkasya’daki bu barış anlaşmasının temel unsuru, ister
“Zengezur” ister “Trump Yolu” olarak adlandırılsın, 43 kilometre uzunluğunda
bir koridorun İran-Ermenistan sınırı boyunca inşa edilmesi ve bu koridorun
geliştirme ve kontrol hakkının 99 yıllığına ABD’ye verilmesidir.
✔️ ABD’nin bu koridorun geliştirme ve
kontrol hakkını alarak Güney Kafkasya’ya girmesi, Azerbaycan ve Türkiye
açısından da hedefli ve zekice bir hamle olarak görülüyor. Bu sayede mevcut
engeller ortadan kaldırılacak ve özellikle İran’ın projeye yönelik itirazları
aşılmış olacak. Çünkü bundan sonra İran’ın bu koridora karşı fiili bir
muhalefeti, artık Azerbaycan ya da Türkiye’ye değil, doğrudan ABD’ye karşı
yapılmış sayılacak. Bu da güvenlik ve jeopolitik açıdan dev bir meydan okumayı
çok daha zor ve riskli hale getirecek. ABD’nin Güney Kafkasya’daki ekonomik
varlığı, genellikle güvenlik ve askeri boyutları da beraberinde getirir.
✔️ Bu bağlamda, ABD’nin katılımıyla
Zengezur koridorunun inşası, Ortadoğu ve Basra Körfezi’nden Kafkasya ve Orta
Asya’ya kadar uzanan “koridorlar savaşı”nın yeni bir boyutu olarak
değerlendirilebilir. Bu savaşın temel hedeflerinden biri de İran, Çin ve
Rusya’yı bu güzergâhlardan dışlamaktır. Barış anlaşması ve diğer mutabakatlar
gösteriyor ki, dünya genelinde özellikle bu bölgede, jeopolitik çatışmaların
ana itici gücü ekonomi ve ekonomik rekabetlerdir. Bu süreçte hem iç hem de dış
politikasında ekonomiyi öncelik haline getiren güçler ve ülkeler, güvenlik ve
jeopolitik zorluklarla baş etmede daha başarılı olmaktadır.
✔️ Trump, Azerbaycan ve Ermenistan
arasındaki barış anlaşmasını imzalayarak hem “barış yanlısı” bir imaj
sergilemek, hem de Güney Kafkasya’da önemli bir koridoru kontrol ederek
Amerikan şirketlerine yeni ekonomik çıkarlar sağlamak istiyor. Ayrıca, bu
sayede ABD ve NATO’nun bölgeye savaşsız ve sorunsuz bir şekilde güvenlik
açısından girmesinin de yolunu açmayı hedefliyor.
✔️ Bununla birlikte Trump, bu hamleyle
İran’a yönelik “azami baskı” politikasını kuzeybatı sınırlarına genişletmiş
olacak. Ermenistan-İran sınırının kontrolünü fiilen ele geçirerek İran’ın bu
stratejik iletişim hattını ortadan kaldırmak, Avrupa ve Rusya ile kara ve
ticari bağlantısını büyük ölçüde sınırlamak ve Tahran’ın bölgedeki ve
koridorlardaki etkinliğini azaltmak istiyor.
✔️ Rusya ise, batı sınırlarında iki buçuk
yılı aşkın süredir NATO varlığını engelleme savaşı verirken, bu barış anlaşması
ve “Trump Yolu” (hayata geçirilirse) ile kuzey sınırlarında hiçbir savaş ya da
çatışma olmadan ABD ve NATO’ya en az birkaç on yıl boyunca alanı bırakmış
olacak. Böylece stratejik bir kuşatma altına girecek ve bu yolun önemi
nedeniyle gelecekte bu kuşatma Orta Asya’ya kadar uzanabilecektir.
✔️ Şimdi asıl soru, Rusya ve İran’ın bu
gelişmeye ayrı ayrı ve birlikte nasıl tepki vereceğidir. Bu jeopolitik değişim,
Rusya’nın Kafkasya’daki “arka bahçesi”nde yaşanacağı için, Moskova ile
Tahran’ın bu ortak tehdide karşı fiili bir yakınlaşmaya gitmesine yol açabilir
mi? Yoksa Rusya, İran ile ortak dosyalardaki “her zamanki pasiflik”
politikasını burada da mı sürdürecektir?
Sabir Gol Anbari
Fırsatları tanımak –
cezbetmek ve çekmek – çıkarları avlamak
Azerbaycan devleti,
Zengezur Koridoru ile ilgili savaş ve barışı Trump’ın birinci ve ikinci
dönemlerinde gerçekleştirdi. Bu da Haydar Aliyev’in o ünlü zekâsının bir
yansımasıdır. Trump bir tüccardır, bağımsız ve gerçekçi bir siyasetçidir. O,
“Barış Madalyası” onurunu kazanmak peşindedir.
Akıllı bir devlet,
dünyanın bir numaralı süper gücünün kişiliğini ve devlet yönetim anlayışını
tanıyarak, fırsatları ve koşulları değerlendirmek suretiyle hedeflerine ulaşır.
Bu kez sıra İlham
Aliyev’e gelmişti. O da başından beri bir tarafı zorbalık olan bu koridora,
diğer tarafına barışı ekledi ve bilimin “zıtlık yasası” gereği, bir yanı
moderniteyi, diğer yanı kadim Doğu’yu barındıran bu yolu, tam anlamıyla
bütüncül bir yola dönüştürdü. Böylece tam anlamıyla bir savaştan, tam anlamıyla
bir barış çıkardı. Yine “inkâr ve zıtlık” yasasına uygun olarak. Rahman
Zengezur Koridoru ve
İranşehrî Medyasının Gürültüsü ile Tehditleri
Zengezur Koridoru’nun
Ermenistan tarafından ABD’ye kiralandığı haberinin kesinleşmesinin ardından,
İranşehrî çizgiye bağlı medya organları ve bazı sözde devrimci aşırı gruplar,
Azerbaycan ve Türkiye ile bu iki ülkenin yöneticilerine karşı hakaret, öfke ve
tehdit kampanyası başlattılar.
Bu olayda ilginç olan şu
ki, Zengezur Koridoru Ermenistan devletinin egemenliği altındadır ve Paşinyan,
bu koridoru esasen ABD’ye ve Trump’a kiralamıştır. Ancak hakaret ve
suçlamaların çoğu, komşu Türk devletlerine yöneltilmektedir.
Öte yandan bu sözde
“analistler” şunu da açıklamıyorlar: İranlı yöneticilerin yanlış
politikalarının bu gelişmede ne kadar payı var?
Ermenistan devleti, 30
yıl boyunca İran’ın çeşitli ekonomik ve siyasi desteklerini görmesine rağmen,
neden bir anda İran’a ihanet yolunu seçip bölgeye bölge dışı güçleri soktu?
Yani bu medya gürültüsü
ve komşu Türk ve Müslüman ülkelere karşı yoğun propaganda içinde, İranşehrî
ırkçılar neden Ermenistan’a —ki İran’a ihanet etmiştir— yüklenmek yerine,
ABD’nin bölgeye gelişini başkalarının üzerine atıyor?
Neden kendi hatalarını da
üstlenmiyorlar?
Ve neden, bunca faydasız
ve aşırı “şiddet gösterilerine” rağmen, İran’ın çıkarlarını koruyacak uygun bir
çözüm bulmaya çalışmadılar?
Bu “zeki” İranlı
bakanlar, neden akıl ve tedbirle uygun, uyumlu bir çözüm öneremediler?
Şimdi ise uluslararası
siyasetin gerçekleriyle örtüşmeyen çözümler sunuyorlar:
Zengezur’a saldırmak,
Erivan ve Bakü’yü ele geçirmek.
Bu ülkelerin liderlerini
tehdit etmek.
Tabii bu tür söylemler
daha çok resmi olmayan kişiler, bazı sözde danışmanlar ve sosyal medya
aktivistleri tarafından dile getiriliyor.
Bununla birlikte, İran Dışişleri
Bakanlığı’nın politikası farklı bir şekilde yansıyor ve son bildiride bu
yaklaşım kendini gösteriyor.
Bu satırların yazarı
olarak ben, Güney Kafkasya meseleleriyle ilgili analizlerimde defalarca
bölgedeki komşu ülkelerle uyumlu politikaların benimsenmesi gerektiğini
vurguladım ki, böylece bölge dışı güçlerin Kafkasya’ya nüfuz ve etkisinin önüne
geçilebilsin.
Fakat Paşinyan, İran’ı
devre dışı bırakarak ve ülkesinin çıkarlarını gözeterek, ABD’nin varlığını
mevcut koşullara uygun gördü ve ABD’nin bölgeye 99 yıllığına girişini sağladı.
Bence bu durumda asıl
kazanan Paşinyan’dır; ülkesinin konumundan doğan fırsat kartlarını en iyi
şekilde kullanmış ve kullanmaya devam etmektedir.
İsa Yegâne
YORUMLAR