Dünya, Türk milletinin yeniden tarih yazacağı bir döneme evirileceğini bekliyorken, Türkistan ve Asya’yı Türklerle bütünleşik bir vaziye...
Dünya, Türk milletinin
yeniden tarih yazacağı bir döneme evirileceğini bekliyorken, Türkistan ve
Asya’yı Türklerle bütünleşik bir vaziyette göreceği bir siyasi sosyal ve
ekonomik hamleyi de beraberinde bekler durumdadır. Frederic Stars’ın “ Kayıp
Aydınlanma” kitabında yazdığı gibi, dünya yeni bir siyasi güç dengesine
gebedir. 2050 yılını işaret ederek, demografik, ekonomik, siyasal ve askeri
yönden gelişme gösterecek “Türk milleti” bunu başarabilme potansiyeline sahip olduğunu
öngörmektedir. Vakıa genel gidişat bunu göstermektedir.
Demografik yapının jeopolitikada
bir üstünlük olduğunu var saydığımızda, Asya ve Türkistan’ın varlığına kast
edecek emperyalist güçler bir başka deyişle, küresel güçler, demografik yönden
ipin ucunu kaçırmışlardır. Çinlilerin, 2050 yılına kadar üretimden düşecek 350
milyon insanı aynı zamanda ekonomik ve sosyal refahın evlenmeyi ve doğurganlığı
tehdit etmesi, aynı zamanda yaşama sürelerinin artması, yaşlı nüfusun problem
olarak karşılaşacakları en önemli açmazları olacaktır.
Çin’de bakıma muhtaç 350
milyon yaşlı, hem üretimden düşecek, hem de bu potansiyelin bakımını
üstleneceklerle birlikte ciddi bir kayıp yaşayacaklardır. Bunun tedbirini robot
teknolojisi ile üretimi sağlayacakları bir modeli düşünseler de, üretim
çıktıları ile ilgili öngöremedikleri birçok problem vardır. Yine Rusya’nın 2050
yılında, evlenme oranının düşüklüğü ve doğurganlığın azalması ile birlikte 185
milyon olan nüfusu, 105 milyon olarak düşünülmektedir. Bu nüfusun kahir
ekseriyeti Müslümanlar ve özellikle Türkler olacaklardır.
Bu çerçeveden
baktığımızda, Çin ve Rusya demografik çöküntü içinde bir görünüm arz
etmektedir. Hintlerin Asya’daki varlığı ve etkileri yükselen bir değer olarak
değerlendirilebilir. Hindistan’da üretilen malların Türkistan üzerinden
Avrupa’ya sevk edilmesi hem güvenli hem de ekonomik olması, Hindistan’ın da
Türkistan ile ilgili politikalarının beklenmesi mümkün görülmektedir.
AB ülkeleri ve ABD’nin
bölgeye nüfuz edebilmeleri oldukça zayıflamış görünmesine rağmen, birçok AB
ülkesi hali hazırda ticari ilişkileri son derece iyi bir durumdadır.
Tarihi açıdan
baktığımızda, kadim Asya ve Türkistan; Türk uygarlığının beşiği ve merkezini
teşkil etmektedir. 1. Petro ve Rus çarlığının emperyalist hedefi haline
gelmesi, İngilizlerin Hindistan’dan sonra Türkistan’ı hedef almaları, 19.
Asırda “büyük oyun” olarak tarihe geçen anlaşma ile bölgeye “Orta Asya “ adı
ile isimlendirilmesi ve Rusların nüfuz alanına terk edilmesiyle
neticelenmiştir.
Rusların 15. Asırdan
sonra, başta, Deşti Kıpçak olarak ifade ettiğimiz Ukrayna’yı, Kırım’ı, Astra
Han’ı Hive hanlığını, Mokan hanlığı, Buhara hanlığını ve Sibirya hanlıklarını
hedef aldığını biliyoruz. Aynı tarihlerde, Osmanlı devleti, dünyaya nizam
verebilecek bir durumda idi. Devşirmenin idare ettiği Osmanlı devleti, bu
tehlikeyi görmezden gelerek, Batının “balta tutan eli” hükmündeki Rusların yayılmacı
politikalarına imkân tanıdılar.
Hive hanlığının düşmesi
ile başlayan süreçte, Rusların Hindistan’ın kaynaklarını elde etmek üzere,
Türkistan’ın jeopolitiğinin anlaşılması, bütün Türk illerine göz dikmesine
vesile oldu. İngilizlerle arasındaki mücadelede, “büyük oyun” siyaseti ile
birlikte bütün Türkistan Ruslara bırakıldı ve 1907 de bu durum tescil edilerek,
üç asırdan uzun bir zaman dilimi içinde, önce Çarlık Rusya’sı, daha sonra da,
Sovyetler Bütün Türkistan’a hâkim oldular.
Değer yargılarını yok
ettiler, kültürlerini, dillerini ve dinlerini yok etmek için sosyalist
politikaları acımasızca uyguladılar. Bilinmektedir ki, Türkistan’a hakim olan
güç, aynı zamanda dünyaya da hakim olabilmektedir.
Bu gün dahi dünya hâkimiyet teorilerinde,
kadim Türkistan’a hâkim olamayan hiçbir güç, dünya hâkimiyetinden
bahsedemeyeceğinin bir hakikat olduğunu belirtmektedirler.
Bu sebeple bu yazı
dizimizde, Kazakistan’dan başlamak üzere, Türk illerinin dünü ve bu gününü
bilgilerinize arz etmek arzusundayım. Bu süreçte eksiğim, yanlışım olabileceği
düşüncesi ile düzeltme ve tashihlerinizi, aynı zamanda konunun bütünlüğünün
anlaşılması gerekçesiyle de, katkılarınız beni memnun edecektir.
15. asırdan itibaren, fetihlerle
sürekli genişleyen Rusya, hanlıkları ele geçirmesinden sonra,17. Asırdan sonra
da Türkistan’a askeri hamleler başlatmıştır. Bu dönemde İngiliz tüccarların Türkistan’da
varlık göstermelerinden rahatsızlık duyduklarından, Moskova yönetimi bunu
gerekçe göstererek, askeri operasyonlar yapmayı planlamıştır. Ayrıca kendi
ülkesinin güney sınırlarını korumayı düşünerek, Türkistan’a hareketi gerekli
görüyordu.
Kazak hanlığı bu
harekâtlar için stratejik öneme sahip olması, kazakların göçebe hayattan
yerleşik hayata uyum sağlamalarını önemsiyorlardı. Kazaklar ile Hive hanlığı
arasında süren mücadelede Hive hanlığının başarılı olması, Rus ordusunun Hive’ye
yönelmesini sağlamış ve Hive hanlığının yıkılması, diğer hanlıkların
yıkılmasını “domino taşı “etkisi yaratmıştır.
Büyük Türk ilhanlığı veya
“Turan devletinin” yeniden ihya edebilmemiz için Türkistan illerinin durumunun
bilgilerinize sunulmasında fayda olduğuna kanaat etmekteyim. Bu vesile ile
bilgi eksikliklerini tamamlamayı ve tashih edilmeyi de beklediğimizi bilmemiz
iyi olacaktır. Belki de kamuoyu önünde bu konuda fikir jimnastiği yapmanın
sağlıklı olabileceğini umuyorum. (sonraki yazımız Kazakistan olacaktır.)
NESİM YALVARICI
YORUMLAR