Küresel emperyalistlerin gözü dönmüş bir şekilde dünyayı parsellemeleri, bunu sağlamak üzere harekete geçmiş olması, ülkemizin bütün coğ...
Küresel emperyalistlerin gözü dönmüş bir şekilde
dünyayı parsellemeleri, bunu sağlamak üzere harekete geçmiş olması, ülkemizin
bütün coğrafyasına karşı hassasiyetimiz son derece önemlidir. Zira hedef ülke
haline gelmiş olmamız, kritik ve önemli konularda bilgi sahibi olmamızı gerektirir.
Belki de, Gazze kadar ehemmiyet arz eden İstanbul,
iktidar ve muhalefetin “taht kavgasına” dönmesi, İstanbul’un hassasiyetini
gözden uzak tutmak ile ilgili bir oyundur. Dünyanın en kıymetli şehri olan İstanbul’un,
siyasete kurban edilmesi, milliyet şuuruna sahip insanların önemli bir meselesi
olmasını ifade etmeliyiz.
Ülkemiz,
nasıl ki, bütün milletlerin gıpta ederek baktığı, ona sahip olabilmek üzere
stratejik planlamalarını, nesillere aktaracak derinlikte yaptığı bir konumda ve
özellikte ise, onu cazip hale getiren en önemli husus, Şüphesiz ki
İstanbul’dur.
Bu yönüyle, insanlık tarihi boyunca sahip olduğu
stratejik durum, iklim ve coğrafya, tarihi ve kültürel miras, ulaşım da
sağladığı imkânlar, onu cazip hale getirmiştir.
Günümüzde, İstanbul ile yapılan stratejik
hesaplar, dini, milli ve etnik temelli olmasına karşılık, en önemli strateji
ise dünya ticaretindeki sahip olduğu konumudur.
Liberalizmin, geliştirdiği, emperyalist ve
küreselci anlayışın da, bu güzide şehri hedef almış olması her zaman öncelikli
ihtimaller arasında olması, olasıdır. Gelişmelerde bunu göstermektedir.
İstanbullun dünü, bu günü, önemli olduğu gibi,
geleceğini de belirlemek, hem milli hem insani bir sorumluluktur.
İstanbul’un geleceğini şekillendiren faktörler, hem
doğal hem de beşeri dinamiklerin bir bileşiminden oluşuyor. Bu devasa Anakentin
(metropolün) kaderini belirleyen başlıca unsurlar hakkında önemli saydığımız
hususlar mevcuttur.
Sahip olduğu ılıman iklimi, iki kıtayı birbirinden
ayıran-bağlayan boğaz gibi doğal suyolları, hem yaşam, hem de, ekonomik
faaliyetler için önemli bir avantaja sahiptir.
Avrupa ve Asya arasında köprü olması, İstanbul’u
küresel ticaret ve ulaşım açısından vazgeçilmez kılıyor. Bu meyanda, dünya
barışına etki eden kilit bir konumu vardır. Özellikle, uluslararası
anlaşmalarla, savaşı engelleyen bir özelliktedir.
Üzerinde yaşadığımız coğrafyadaki fay hattının belli
periyodlarla kırılması, İstanbul’un deprem riski, şehir planlaması ve yapılaşma
açısından kritik bir konumdadır. Şehrin nazım ve mevzi planlamaları, demografik
yapılanmaların gerisinde kalması, başlı başına şehirleşme problemini riskli
yaşam alanına dönüştürme noktasına ulaşılmıştır.
İstanbul, Türkiye’nin en fazla, iç ve dış göç alan
şehirlerinden biri. Bu durum altyapı, konut ve hizmetler üzerinde sosyal baskı
yaratıyor. Bu hem güvenlik açısından, hem de milli bütünlüğümüzü tehdit eden
bir merkez olma özelliği kazanmıştır. Özellikle suç işleme istatistiği
göstermektedir ki, iç ve dış göç ile İstanbul’a yerleşmiş olanlar, “koloni”
mantığı ile hâkimiyet alanları yaratmaktadırlar. Adeta “kurtarılmış bölgeler” oluşturup,
hâkimiyet alanlarını ilan edebilmişlerdir. Sosyal ve siyasal bir üstünlük elde
edilmiş vaziyettedir.
İstanbul’u cazip kılan Sanayi, finans ve ticaretin
kalbi olması, bu meyanda, trafik, çevre
kirliliği ve sosyal eşitsizlik gibi sorunları da beraberinde getiriyor.
Tarih öncesi dönemden başlamak üzere, Roma, Bizans ve
Osmanlı’dan kalan kültürel ve antik miras, değer olarak, turizm ve kültürel
kimlik açısından büyük bir önem taşıyor.
Şşehrin erişilebilirliğini sağlayan ve gelişimini
doğrudan etkileyen; yeraltı ulaşım-metro ağları, köprüler, deniz ulaşımı, havalimanları
gibi dev projeler, ulaşım problemine çözüm olarak düşünülse de, nüfus
hareketinin hızı, ulaşım yeterliliğinde kendisini gösterebilmektedir.
Türkiye’nin en gelişmiş kurumlarının burada bulunması,
İstanbul’u yaşamak ve çalışmak için cazip hale getiriyor. İstanbul’a göçü
teşvik eden sanayi ve sağlık kurumlarının periferiye yani civar şehirlere veya
Anadolu’nun her tarafına şamil planlamalar yapılarak, İstanbul’a sınırlama
getirmek… Bu aynı zamanda, iş ve zaman kaybının ve ekonomik kayıpların önüne
geçmek anlamına gelmektedir.
Geleceğe dair avantajlar ise, aktif fay hattı üzerinde yaşam alanlarının en önemli
riski, depremlerdir. Depremin insanı öldürmediği, ancak, depremin göz ardı
edildiği yapıların inşa edilmesi, ölümlere sebep olduğu bilinen bir vakıadır. Deprem
riski ve eski yapı stoku nedeniyle dönüşüm projeleri, hem güvenlik hem de
estetik açıdan önemli rol oynayacak. Ayrıca, yangın sel, deprem veya diğer
doğal afetlerde, kurtarma çalışmalarının yapılabilmesi, ulaşım ağı olarak
düşünülen ana arterlerin, destek ve yardım akışına imkân sağlayacak bir şehirleşmeyi
tasarlamak gerekir. Ayrıca şehirlerin imar planında, şehirdeki rüzgâr akış
yönünün kesilmeden sürdürülebileceği planlamalara gidilmesi gerekir. Manyetik
kirlenme, oksijen yetersizliği, ısı ve ışıktan yararlanma gibi, şehir
ergonomisi öncelikli hale getirilmesi gerekmektedir. Oto parkların ve
sığınakların zorunlu hale getirilmesi gereken, kentsel dönüşümün
gerçekleştirilmesi hayati önem taşımaktadır.
Teknolojinin gelişmesi, beraberinde, denetlenebilir,
güvenli ve yaşanılabilir şehir anlayışını geliştirmek, uydu şehirler oluşturup,
Dijital altyapı, veri analitiği ve sürdürülebilirlik odaklı projeler
İstanbul’un geleceğini daha yaşanabilir kılabilir. Bu meyanda, İstanbul’a giriş
çıkışların, bir izne ve bedelle olması, nüfus hareketinin kontrol edilebilir noktaya
taşınabilmesini sağlayacağı için, “vize” uygulamasının düşünülmesi gerekebilir.
Yaşam alanlarının konforunu sağlayan yegâna husus,
yeterli oksijenli ortamın sağlanmasıdır. Karbon salınımını azaltmaya yönelik
politikalar, İstanbul’un çevresel sürdürülebilirliğini belirleyecek.
İstanbul’un geleceği, bu faktörlerin nasıl
yönetileceğine bağlı. İyi planlama ve vizyoner yaklaşımlar, bu kadim şehri daha
yaşanabilir ve dirençli hale getirebilir.
Herkes, ellerini birbirinin boğazından çekerek,
İstanbul’un geleceğine odaklanmalıdır. milletimizin kanları ile sulayarak
aldığı aziz vatanımızın nabzı da, sinir ucu da İstanbul olduğunu bilmekte geç
kalmamalıyız. Nesim yalvarıcı
YORUMLAR