İran’da 19 Mayısta helikopter kazasında hayatını kaybeden İbrahim Reisinin ölümü ile boşalan Cumhurbaşkanlığı seçimi 40 gün sonra yapıld...
İran’da 19 Mayısta
helikopter kazasında hayatını kaybeden İbrahim Reisinin ölümü ile boşalan
Cumhurbaşkanlığı seçimi 40 gün sonra yapıldı. İlk turda, İran halkının adayı
Mesut Pezeştiyan ile mollalar ve Farsların adayı Celili arasında ikinci tura
kaldı. Reformist Pezeştiyan, rejim yanlısı Celili, ikinci turda mücadelesinde
önde olan Pezeştiyan, İran’da sıkışan siyaseti rahatlatacağa benziyor.
İran seçimleri, katılımı
son derece düşük bir seçim olmuştur. Resmi kaynaklar %42 gösterilse de, resmi
olmayan veriler ise %30-32 bandını işaret etmektedir. Bir öncesi seçimde olduğu
gibi molla rejimine ve onun şahsiyet verdiği sisteme meşruiyet tanıyacağını
düşünen kesimler, oy kullanmaya gitmemeyi tercih ediyor. Bu durum; fars olmayan
bütün kesimler için böyle değerlendiriliyor. Yani Türkler, Beluciler, Araplar,
Lorlar ve Kürtler bu minval üzere değerlendirmektedirler. Zira Fars hegemonyası
ve molla rejimi yarattığı baskı ile farklı kültürlere yaşama hakkını
vermemektedirler.
Fiili durumu kendi lehine
dönüştürmeye çalışan Molla rejimi, ikinci turda, Mesut Pezeştiyan’a karşı
ittifak kurmak üzere yoğun bir faaliyet içindedirler. Bu durum nasıl bir netice
doğurur onu henüz bilemiyoruz. Çünkü baskılardan korkanlar, birleşik cepheye oy
verebilecekleri gibi, karşı duruş sergilemeleri de olasıdır.
Sadece Fars ve Molla
rejimi panik içinde değildir. Mesut Pezeştiyanın galibiyeti, Rus ve Çin
yanında, en çok Ermenileri tedirgin etmektedir. Dolayısıyla İran ile hemen
diplomatik temasa geçen Ermeniler, İran’ın Ermeni politikasında Pezeştiyanın
tavrı ne olabilir? Bu duruma cevap veren İranlı diplomatlar, “bizim genel
politikalarımız da herhangi bir değişiklik yapılamaz.” Demişlerdir.
Pezeştiyanın İran
televizyonunda yaptığı bir mülakatta, “İran halkının, ( Türkler, Beluciler, Lorlar,
Araplar) etnik meselesi, Fars etnik yapısının gösterdiği Irkçı ve faşist
yaklaşımın neticesidir.” Demokratik reformlarla bu meselenin çözülebileceği
yönünde düşüncelerini beyan etmesi, diğer etnik unsurlarında desteğine vesile
olacaktır.
Belucilerin kendilerini Pakistan’ın
bir parçası, Lorlar ve Kürtlerin dışlanmışlık içinde düşünmeleri, Araplar, Güney
Azerbaycan’ın birleşik Azerbaycan bütünlüğünün bir parçası gibi düşünmesi, Fars
ve Molla rejimini tedirgin etmektedir.
1991 de Sovyetler
birliğinin dağılması sonrası, Birleşik Türkistan idealinin, (Turan ülküsü)
İran’ın en büyük korkusu olmuştur. Bu sebeple de İran da bir Türkün
Cumhurbaşkanı olması, İran Türklüğünün büyük Horasan Türklüğünü de motive
edeceği düşünülmektedir.
Seksen bin nüfuslu
İsraillilerin Şiraz’da kendi dilleri ile eğitim yapmaları, diğer etnik
unsurların büyük tepkisine yol açmaktadır.
Tahran, Türklerin en
yoğun yaşadığı ve Türkçenin yoğun olarak konuşulduğu bir başkent olması da
tedirginlik meselesidir.
Şiraz, Isfahan Horasan
gibi Türk kültürünün baskın olarak yaşandığı yerlerde, Kaçarlar, samaniler ve Kaş
Kayların Türklük ile ilgili duyarlılıkları, Fars ve molla rejimini tedirgin
etmektedir. Güney Azerbaycan ve kuzey doğudaki Türkmenler, Özbeklerin
bulunması, molla rejiminin detant (yumuşama) politikalarını zorunlu hale getirildiğini
ve bu sebeple de, pezeştiyananın ileri sürülmek üzere, toplumsal bir uzlaşı ve
rahatlatma ciheti ile hareket edildiği düşünülmektedir.
Bu husus, İran
Türklerinin politik yönden motivasyonunu arttıracağından, temel politikaların
etkilenmesini sağlamasa da, reformlarla zaman içinde arzu edilen noktaya
çekilebilmesinin yolunu açmış olacaklardır.
Aynı zamanda, Türkiye
İran politikalarının yeniden gözden geçirileceği, bölgede kuvvet dengesine etki
edecek kararlara yol açabileceği umudu belirlemiş olacaktır.
Rusların mevcut duruma
nasıl tepki vereceğini henüz izhar edilmemiş olması, belki de seçimlerin nihai
neticesine bırakılmış olacaktır.
Zaman gösterecektir ki,
İran’daki gelişmelere paralel, bölgede bazı değişikliklerde gözlenecektir.
Ermenilerin daha usturuplu bir siyaseti tercih edeceklerdir. Türk-İran
sınırının da rahatlayacağını ve güney Azerbaycan şehirlerinde Irak ve
Suriye’den getirilen Kürt yerleşimcilerin durumunu gözden geçirilerek, huzuru
tehdit eden politikalardan vaz geçilebileceklerdir.
İran, hür dünya ile
yeniden siyasi, ekonomik ve kültürel iletişim yolunu düşünmek zorundadır. Molla
rejiminin el altından yürüttüğü batı ile ilgili politikaları, devletlerarası
hukukun belirlediği diplomasi ile yapması elzem olmuştur. İç barışı sağlayacak,
etnik ve inanç temelli ayrılıkların ortadan kaldırılması ve demokratik
teamüllere uygun hareket edilmesi, iç barışı sağlaması bakımından önem arz
etmektedir.
Bütün bunların sağlanması
taahhüdünde bulunan Mesut Pezeştiyan, belki bir dönemde icra edemeyebilir. Ne
var ki bu uygulamaların devamının da gelebileceği inancını kazandıracağı da
muhakkaktır.
Onun için, İran halkı,
seçim boykotuna gitmemeli, sandığın huzur ve barışa vesile olabileceğinin
teminatı olduğunu İran halkının kendi kendisini yönetebilmesini göstermelidir.
Nesim Yalvarıcı 1. Temmuz.
2024
YORUMLAR