Esrarengiz bir helikopter kazasında ölen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’den boşalan Cumhurbaşkanlığı için Cuma günü sandık başına gidi...
Esrarengiz bir helikopter
kazasında ölen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’den boşalan Cumhurbaşkanlığı
için Cuma günü sandık başına gidilecektir. Adaylar arasında seçilme ihtimali
yüksek adaylardan biri de, Mesut Pezişkiyan’dır. Pezişkiyan; Tıp doktoru ve
Türk’tür.
Pezişkiyan, Arapça,
Türkçe Farsça ve Kürtçe seçmenlere hitap edebilme özelliği olan, ancak, Türk
olduğu vurgusunu hiç gizlemeyen bir adaydır. Ve adaylar arasında her kesten çok
ilgi gören kazanma ihtimali yüksek bir adaydır.
Tebriz’de yaptığı seçim
çalışmasında, meydanlara sığmayan vatandaşlar, aynı manzarayı, hemen her ilde
sergilediler. Her vesile ile İranda vatandaşların siyasi, sosyal, kültürel ve
ekonomik reformlar beklediğini bunu gerçekleştirmek üzere aday olduğunu ifade
eden Pezişkiyan, vatandaşlardan çok büyük bir ilgi görmektedir.
Seçim çalışmalarında; “
İran’ı her zaman Tebriz kurtarmıştır. Tebriz, İran’ı kurtarmaya hazırdır.” “ben
bütün hayatımı ve kariyer basamaklarını, tırnaklarımla kazıyarak kazandım.
Devletin imkânları ile bir yerlere gelenler, İran’ın mesellerini çözemezler.”
Demek sureti ile kendi farkını ortaya koyan vurgulamalar yapmaktadır.
Pezişkiyan, çocuklarını
yurtdışına göndermeyen, eğitimlerini İran’da yapan ve asla yurtdışında yatırım
yapmayan özelliği ile büyük ilgi toplamaktadır.
Eşi öldükten sonra
çocukları ile doğrudan ilgilenen ve annelerinin vazifesini de bihakkın
yapabilen merhametli ve ilkeli biridir.
İran sıkışmış bu
halinden, reformlarla kurtulabileceğini ve toplumun rahat bir nefes alabileceği
tedbirler üzerinde duracağını ifade etmektedir. Dünya ve bölgesel meseleleri
barışın egemen olacağı bir atmosferde uygulayarak, İran’ın hak ettiği dünyada
ve bölgedeki yerine oturtmayı planladığını söylemektedir.
1997 yılında yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halk, Seyyid Muhammed Hatemi'yi seçerek siyaset,
ekonomi ve diğer alanlardaki mevcut durumun değişmesi yönündeki isteklerini
ifade ettiler. Ancak ne yazık ki İslam Cumhuriyeti hükümeti bu isteği göz ardı
etti. Muhtemelen tıp uzmanının adaylığının onaylanmasıyla birlikte, İslam
Cumhuriyeti birkaç on yıllık fırsat kaybından sonra mevcut durumu sürdürmenin
neredeyse imkânsız olduğunu kabul etmiş olabilir. Dolayısıyla tıp uzmanı
çeşitli alanlarda değişiklikler yapacaktır. Bu iyimser düşünce gerçekleşirse,
bu karar akıllıca ve tamamen gerekli olacaktır. Ancak kötümser bir bakış
açısına göre, tıp uzmanının adaylığının onaylanması, seçimleri hareketlendirmek
için olabilir ve bu durumda esas kaybeden İslam Cumhuriyeti olacaktır.
Şimdi sorulması gereken
soru şudur: Hangi tutum İran’daki Türk milli hareketi için daha yararlıdır?
Seçimleri boykot etmek mi yoksa tıp uzmanını desteklemek mi? Doğal olarak, Türk
milli hareketi aktivistleri arasında iki farklı görüş gözlemlenebilir.
Bunlardan biri, İsa Nazari gibi bazı kişilerin de aralarında bulunduğu, tıp
uzmanını Pezişkiyan’ı destekleyenlerdir; diğer grup ise seçimleri boykot etmeyi
savunanlardır. İyimser durumda, tıp uzmanının Pezişkiyanın adaylığının
onaylanması, hükümetin değişiklikler yapmak için yeşil ışık yaktığı anlamına
gelir. Bu durumda, Pezişkiyan adaylığını desteklemek tamamen akılcı bir
tutumdur. Ancak kötümser durumda, yani Pezişkiyan’ın adaylığının seçimleri
hareketlendirmek için onaylanması durumunda ne denebilir? Bu durumda da tıp
uzmanını destekleyenlerin akılcı bir tutum sergilediği görülmektedir. Çünkü Pezişkiyan’ın
adaylığı, kaçınılmaz olarak Türk milli hareketini Pan-İranistlerle karşı
karşıya getirmiştir. Bu karşılaşmaya katılarak ve bu fırsatı kullanarak, ulusal
düzeyde milli zulüm ve haksız etnik ayrımcılığı gündeme taşıyabiliriz.
Huzur ve barışın teminatı
olması dileğimizle Pezişkiyan’ın seçimlerde beklenen neticeyi alabilmesidir. Mollaların
yarattığı atmosfer, İran’ın bölgede ve dünyada kapalı bir rejim ile el altından
milli kaynakların, kendi aralarında pay edilerek, önemli ölçüde yurt dışına
çıkarılması, İran halkının ise sefalet içinde olmasıdır. Dolayısı ile molla
rejimini aşacak siyasetlerin, reformlarla ve milletin farkındalığına sunularak
yapılması önemlidir. Yoksa reform yapan Musevi, cumhurbaşkanlığından sonra Hale
ev hapsi sürmekte ve ölümüne kadarda bu mahkûmiyetini çekeceği ifade
edilmektedir.
Demografik üstünlüğü
olmasına rağmen siyasi üstünlüğü ve etkisi olmayan İran Türkleri bu seçimi bir
umut olarak görmektedirler.
Nesim Yalvarıcı 27
Haziran 2024
YORUMLAR