Kişiye, yaptığı fiillerle mukabele etmek, inancımıza göre, “sadakadır.” İnsan psikolojinde de, aksisedasıdır. Eğer iyilik yapıyor ise, z...
Kişiye, yaptığı fiillerle
mukabele etmek, inancımıza göre, “sadakadır.” İnsan psikolojinde de,
aksisedasıdır. Eğer iyilik yapıyor ise, zinhar iyilikle karşılık verilmesi
elzemdir. Kötülük yapıyor ise, iki aşamalı muamele edilmelidir. Önce
uyarılmalıdırlar, uyarılar etkisiz kalındığında, misli ile mukabele
edilmelidir. Kişinin; muhatabı üzerinde etkili olduğu davranışın mislini, kendi
hayatında hissedebilmesi, caydırıcılık yanında, duygudaşlık (empati)
yapabilmesini sağlar. İdamın caydırıcılığı gibi…
Normal hayatta da, “doğal seleksiyon” olgusu, varlığı, diğer
canlılara tehlike arz eden canlılar, veya sayısal yönden üstünlüğünü
kullanabilme potansiyeli olan canlılar,kendi ikliminde ve atmosferindeki diğer
canlılar tarafından ortadan kaldırılır. Bazı değerlendirmelerde, bu duruma,
“çevre dengesi” (ekolojik denge) de denilebilir. Yani, her şeyin denge üzerinde
kaim olduğu evrende, çevre dengesini (ekolojik dengeyi) sarsan her şeyin
dengeye getirilebilmesi, doğal hayatın gereğidir.
Ufak bir Gölet’in
varlığı, sivrisineklerin üremesi için mümbit bir ortamdır. Sivrisineğin varlığı
ise taşıdığı mikroplar ve bakteriler, insana ve sağlığına zarar vermektedir.
Eğer ilaçlı mücadele yaparsanız, diğer canlıları zincirleme olarak
öldürebilirsiniz. Oysa o Gölet’e bir miktar balık atarsanız, bizim
göremediğimiz sinek larvalarını besleme zinciri içine alır ve bizim adımıza
mücadele eder. Doğayı da kirlenmekten kurtarmış oluruz. Aynı zamanda bir
meseleyi denge ile çözmüş oluruz.
Bunu neden yazdığım merak
edilebilir. Elbette gerekçelendirmek gerekir. Dünyanın gündemini oluşturan
İsrail, insanlık tarihi boyunca, insanlığa, yaşadığı coğrafyalarda kast
etmiştir. Asurlular, İspanyollar, Germenler (Almanlar) kendi ülkelerinde
İsraillilerin tacizine dayanmaz hale geldiklerinde, Asurlar onları Filistin’den
çıkardı. İspanyaya yerleşen Yahudiler de İspanyollara ekonomik, siyasi ve ahlaki
yönden olumsuzluklar yaşattıkları için 16. Asırda ülkelerinden sürüldüler.
Gerek birinci dünya harbinde, gerekse ikinci dünya harbi öncesinde, iktisaden
ve ahlaken Almanların yaşantısına etki edecek derecede etkili olmuş ve hayatlarına
müdahil olmuşlar ki, Alman Nazileri onları fırınlarda yakmıştır.
Beyaz perdeye de
yansıtılan Nazi-İsrail konulu film ve kitaplarda, sürekli “ajite” edilerek,
bahsedilmeyen hakikatleri, ters yüz edilerek kamuoyunun bilgilenmesinin önüne
geçmişlerdir. Bilinen bir şey vardır ki, “tarihi galipler yazmaktadır.” Zira
Almanları İsraillilerin üzerine sevk eden tarihi hakikatler tam olarak dünya
kamuoyu ile paylaşılamamıştır.
Birinci dünya harbinin
siyasi sonuçları arasında kısmi bir değer taşıyan Yahudilerin Filistin’e yerleşmeleri
ve sinsice arazi satın almaları, ikinci dünya harbi sonucunda, İsrail
devletinin kuruluşu gözlenmiştir.
Bu gün gelinen noktada
ise, aynı coğrafyada, aynı devlet sınırları içinde yaşayan Filistinlilerin
yaşama hakkına kast eden bir yaklaşımla, Tahrif edilmiş (Aslı
değiştirilmiş)Tevrat’ta kendilerine Tanrının vaat ettiği toprakları almak
üzere, insani değer tanımayan bir anlayışı hayata geçirmektedirler. Yaşlı,
kadın, çocuk, hasta demeden, dokunulmazlığı bulunan okul, ibadethane ve Hasta
haneleri hedefe alınarak “genosit” (Soykırım) uygulamaları, batının emperyalist
devletleri nezaretinde sürdürmektedirler.
Mukaddes kitaplarında
bahsettiği gibi bu hal, İsrail oğullarının, topyekûn imhası ile
neticelenecektir.
Öyle ise mukaddes
kitaplarda bahsedilen ve İsrail oğullarının arkasına saklanabileceği hiçbir
mekân ve örtünün (sütrenin) olmaması için, bulundukları her yerde
katledilmeleri gerekmektedir. Bu sebeple, İsrail oğulları her nerelerde
olurlarsa olsun hedef haline getirilmeli ve bulundukları yerde, haşereler gibi
“itlaf” edilmelidirler. Zira bu bir mukaddes kitap buyruğu olarak bizlere
verilmiş görevdir.
Biliyorum, kendisini
“hümanizm” olgusuna kaptırmış, düşünce fukaraları, beyin özürlüler, yaşanan
İsrail katliam ve soykırımı hayatın normal akışı gibi görmektedir. Ve ifade
ettiğimiz bu hususların insanlık çerçevesinde değerlendirebilmektedirler. Oysa
İsrailliler, insan mıdır? Ki onları bu çerçevede değerlendirelim.
İsrail; geliştirdiği bu
günkü metodun misli ile mukabele görmelidir. Görüldüğü her yerde, yaşlı, kadın,
çocuk, hasta demeden öldürülmelidir. Ve soyları, insan soyunun içinden
çıkarılmalıdır. Dünya yaşanabilir bir dengeye ulaşabilmesi, İsrail oğullarının
topyekûn yok edilmesi ile mümkün olacaktır. Tıpkı haşere gibi… Çevre dengesi
(ekolojik denge) içinde önemlidir. Çünkü sadece insana değil, bitki ve
hayvanlarında dengesini İsrail oğulları bozmuştur…
Nesim Yalvarıcı
YORUMLAR