Asıl adı, Halid bin Zeyd, davasına ömür adamış bir insan, Gönlümüzde süslediğimiz tahtta, Eyyübel ensari, bir ulu sultan. Dağ, bayır...
Asıl adı,
Halid bin Zeyd, davasına ömür adamış bir insan,
Gönlümüzde süslediğimiz
tahtta, Eyyübel ensari, bir ulu sultan.
Dağ, bayır,
dere-tepe demeden nice zor menzilleri aşıp geldi,
Şekvası olmadı
Kışa, göze aldı yazı, güzü, bahara zor demedi.
Emir aldı usulca, sultanlar
sultanından, veda etti sevdiklerine,
Dönmemek üzere
karar aldı, aldırmadan ayaline, yaşlı
haline.
Rum diyarı
diyorlardı, Konstantinopolis şehri diye bilinir,
Şehirlerin en
kadimi, hüsnüne en güzel methiyeler dizilir.
Üç tarafı deniz,
surlarla çevrilmiş, mahrem bir güzellik ki,
Herkesten
kıskanmışlar, her kesten uzak tutulmuş belli ki.
Fethi Mübin için
çıkmıştı sefere, çünkü o seferden mesul,
Zaferi görmek mi! o
muhal, yeter mi ömrü bizce meçhul.
Surların dilleri
olsa da, temaşa edip gezdiği haliç kıyısında,
Hülyalar kurup,
rüyalar gördü, ihtişamlı şehrin giriş kapısında.
Ebediyetin kapısı
olmuş makberinde, şimdi gülistanda bekler,
Şahit olmakta her
dem, duaya açılan ellerle, edilen dilekler.
Şimdi, her ölen
can, yoldaş olmak ister bu Allah dostuna,
Belki de umutları,
vuslat vesilesidir peygamberin postuna,
Sen, bu mutena
semti teberrük eyledin, kutluladın adınla.
Huzur ülkesi gibi Selviler
altındaki yaren ve dost mezarlar,
Nice sevilen nice
sevenler orada seninle yatmaktadırlar,
Gökte yıldızların ışıltılı
sessizliği gibi, olmuş kabir iklimi,
Eyüp sultan
Mezarlığında, sanki dokunmuş Türkmen kilimi.
Gül kokan gülistana
benzemiş kabirleri, Halicin bir ucunda,
Hitamı ömrümde
nasip ola mı ki, Eyüp sultan mezarlığında.
Nesim Yalvarıcı 23
Haziran 2024/Sakarya
YORUMLAR